top of page

Teşekkürler!

SARIDJE

Dürüstlük, işleri tıkırında yürüten en önemli araçlardan biridir. Ancak güven olmadan pişmez. Güven de kuralsız, yani kanunsuz, tesis edilemez.


Burada birçok kez ABD'yi ve özgürlükleri konuştuk.


Sakın hataya düşmeyin; ABD'de sizi güvende ve özgür hissettiren her şey, kanun ile garanti altına alındığı için mümkündür.


Geriye sararsak, hukuk çalışmazsa güven olmaz; güven olmazsa dürüstlük zedelenir.


Bizim haller bu nedenledir.

Amerika pizzayı icat etmedi ama onu ticari olarak dünyaya pazarladı.


Amerika elektrikli araçları da icat etmedi ama Tesla, elektrikli araçları arzu edilebilir ve görünür hâle getirdi.


Bugün ABD'de trafikteki araçların yaklaşık %3'ü elektrikli, %97'si ise içten yanmalı. Yeni araç satışlarında ise elektrikli ve hibrit araçların payı yaklaşık %20, içten yanmalı araçların payı ise %80 civarında.


Norveç'te yeni araç satışlarının yaklaşık %96'sı elektrikli.


Bu, Amerika'nın çözmek istemediği bir pazarlama problemidir.


ABD'de elektrikli araç teşvikleri ne yeterince güçlü ne de yeterince yaygındır.


Benzin ucuzdur.


Mesafeler uzundur ve araçlar çok büyüktür.


Buradaki ders de şudur:


ABD, başka pazarları kökten değiştirebilirken aynı kültürel dönüşüme kendi içinde yakalanmamayı tercih edebiliyor.


Bu, eşi benzeri olmayan bir pazardır.

Sana ne kardeşim Odyssey'den, diyebilirsin. Mesele benim ecnebi bir destanı savunma refleksim değildir. Perdenin arkasına bakma cesareti göstermek ve müşterek kültürel mirasa sahip çıkmaktır.


"Oooo, büyük laflar..."


Evet, biraz öyle.


Muhafazakârlık, değişimin karşısında duran bir bariyer gibi okunsa da bazı durumlarda bilim gibi çalışır. Su, deniz seviyesinde 100 derecede kaynar ve yerçekimi ölçülebilirdir.


Önümüzdeki 1 milyon yıl içinde Homo sapiens'in nasıl evrimleşeceğini bilemem ama şu anda iki cinsiyet vardır: kadın ve erkek. Ve hiçbir koşulda 4 yaşındaki bir çocuğa böyle bir tercih yapma zorunluluğu yüklenemez.


Diyebilirsin ki, "Ne alaka kardeşim..."


Alaka şu: Kafayı yemiş durumda olan aşırı solun dünyaya dayattığı tüm sıkıntılı yaklaşımların özeti, Nolan'ın The Odyssey'inde vücut buluyor.


Akıllı, karizmatik ve hatta biraz Nasrettin Hoca olan Odysseus, ümitsiz bir eril olarak anlatılıyor. Uğruna bin geminin yelken açtığı Helen, siyahi ortalama bir kadın tarafından canlandırılıyor. Cesur, erkeksi Sinon, erkek olduğunu iddia eden trans bir kadınla işleniyor. Hintli ve Uzak Doğulu karakterler, "Biz Yunanız." diye haykırıyor.


Özetle, bu Yunan destanında ana karakter Yunan oyuncu oynamıyor.


Bu bir mesajdır.


Bu mesajı, kafası hasta ve size açık konuşayım, belki Hitler'den daha tehlikeli bir dünya görüşüne sahip bir grup pazarlıyor.


Bu sadece Yunanistan'ın veya Amerika'nın değil, dünyanın meselesidir.


Buna karşı durmak zorundayız.

bottom of page