Zamana iyi davran

İşinde başarılı ol ya da olma, fark etmez; işle yaptığın değiş tokuşun senin açından en büyük çıktısı zamandır. Sana verilen hiçbir maaş bu zamanı satın alamaz, geri getiremez.

Eğer bunun farkına varırsan, işini düzgün yaparsın. Tabii yine de bunu görmezden gelip zamana birkaç bozuklukmuş gibi davranmaya devam edebilirsin. Ancak unutma: Para karşılığında yalnızca zamanını takas edenlerin iyi anılmadığı müşterek bir dünya geleneğimiz var.

Yeni dönem

Tüm tartışma ve ihtilaflar bir yana, şunda kesinlikle hemfikiriz ki bu, yeni bir dönem. AI bana, iPod ve Facebook ile başlayıp iPhone ile zirveye ulaşan değişim yıllarını hatırlatıyor. Aynı hissi taşıyorum içimde. Aynı belirsizlikler de var.

Ama bir şey çok net: Bu, yeni bir dönem.

Türkiye gibi ülkeler maalesef buna hiç hazır değil. Esasında hep soruyorsunuz; fikir beyan etmeye kendimi kapattığım alanlar bunlar artık. Ama son bir kez şöyle ifade edeyim: Türkiye, tam anlamıyla bir Gotham distopyasının içinde yaşıyor. Yolsuzluk tüm fonksiyonları çürütmüş durumda. Ben, bu noktadan bir çıkış olacağını düşünenlerden değilim. Ama elbette yanılıyor olabilirim.

Gece yarısı

Biliş, bu galaksinin içinde çok değerli bir varlık olabilir. Son dönemde Brian Cox’un bu anlamda yaptığı felsefi yaklaşım hoşuma gidiyor. Basit bir matrisle hesap şu:

Dünya yaklaşık 4.5 milyar yıl önce oluştu. En eski yaşam izleri -ki bunlar oldukça ilkel ve basit- 3.8 ila 4 milyar yıl öncesine ait.

Eğer süreci 24 saate ölçeklendirirsek:

🌍 Dünya oluşur: 00:00 (gece yarısı)

🌊 İlk yaşamın ortaya çıkması: ~04:00 (sabah)

🧫 Karmaşık hücreler: ~13:00 (öğlen)

🐟 İlk hayvanlar: ~20:30 (akşam)

🦖 Dinozorlar sahneye çıkıyor: ~22:40

🧍‍♂️ İlk insan ataları: ~23:58:43

🧠 Modern insan: 23:59:59 (günün son 1 saniyesi!)

Galaksimizde bizden çok daha eski yıldız sistemleri mevcut. Ve hâlâ ses seda yok. Bu galakside biliş sahibi tek medeniyet olabileceğimiz fikri, aslında hiç de absürt değil.

Burası, zannettiğimizden çok daha özel bir yer olabilir.

Acele etme.

Üç beş kuruş

Parayı bunca yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ tam olarak kavrayamamış olmamız ilginçtir. Karnı doymuş olmasına rağmen, yemeğini sırf para ödediği için bitirmeye çalışan zihniyet; paranın neyi satın aldığına ve değiş tokuşun temeline dair hiçbir fikre sahip değildir. Onu hiçbir zaman gerçekten anlamamıştır.

OpenAI kısa süre önce Sora’yı kredisiz kullanıma açtı. Normalde aylık 200 dolar olan ücret şu an sıfır. OpenAI bir anda azizeye dönüşmedi ya da büyük bir indirim yapmadı: Değiş tokuşta paranın yerine kullanıcıyı koydu. Daha çok kullanım, daha hızlı gelişen bir yapay zeka modeli demek.

Kaç veriyorsun, kaç alıyorsun değil; ne veriyorsun, ne alıyorsun.

Boş mesaj

Bugün bir çorbacıya gittim. Çorbalarından birinin adını “Coronasavar” koymuş. Corona hayatımızdan çıkalı iki yıl oldu. Kimse Coronayı hatırlamak ya da onu bir çorbayla yâd etmek istemiyor.

Bazı boşlukları doldurmak için yaptığımız işlerin çoğu, yine boş işlerden oluşuyor. Bu işlerin gerçekten boş işler olduğunu, logoya ne kadar kafa yorsan da iş modelini kurtarmadığını fark ettiğinde anlıyorsun.

Pazarlama, mesaj yaymak için harika bir araçtır. Ona şekil ve yön verir. Ama onu yaratamaz.

İş bitir

Winston Churchill’i sık okur ve dinlerim. Ortalamanın çok üstünde zeki bir adamdı. Her ne kadar Çanakkale’de büyük bir hesap hatası yapmış ve boyunun ölçüsünü almış olsa da, İkinci Dünya Savaşı’nda aktif rol almış herkese saygım sonsuzdur. Bu savaşta fedakârlık yapan herkes, bizim nesillerimize bugünün modern dünyasını hediye etmiştir. Neyse, lafı fazla uzatmayayım. Yarın Pazartesi… Haftaya Churchill’in şu sözüyle başla:

“Başarısız olmayacağız, sarsılmayacağız; ne zayıflayacağız ne de yorulacağız. Ne savaşın ani şokları ne de uzun süren dikkat ve çaba sınavları bizi yıpratacak. Bize gereken araçları verin, işi bitirelim.“

Bana gerekli araçları verin…

İş verenin, iş aldığın müşterin veya anne baban fark etmez: Bu özgüvenle konuşabilirsen, başarırsın.

Hayırlı haftalar.

Rastlantısallık

Bu aralar gündemimiz AI. Çevremdeki ilgili herkes bunu konuşuyor. Geçenlerde bir arkadaşım AI için “Yeni Mehdi” dedi. Çok güldüm. Kullanır mıyım bilmem, doğrudan ilintili mi emin değilim ama kesinlikle etkileyici bir tanımlama.

Benim gündemimde ise rastlantısallık var. Rastlantısallık, bana göre AI (Yapay Zeka) için en önemli meselelerden biridir. Peki bu ne demek?

Bugün itibariyle AI’nın bir kimliği yok ya da belki var, ama biz henüz farkında değiliz. Burada “biliş”ten bahsediyorum. Şimdi şöyle düşün: AI’ya “New York için sıra dışı bir Özgürlük Heykeli tasarla” dediğinizde karşınıza çıkan her sonuç, onun nasıl “düşündüğüyle” ilgilidir. Ve neredeyse hiçbir sonuç birbirini tutmaz. Bu tutarsızlığın nedeni, AI’ın anlam ve ilinti bütünlüğü kurmakta eksik olmasıdır. Biz insanlar için Özgürlük Heykeli’ni oraya koymamızın arkasındaki tarihsel, kültürel ve politik motivasyon, AI için asla tam olarak kavranabilir olmayacak. Bakın, veriyi okumak ayrı; anlamak, içselleştirmek ve malum olması bambaşka şeylerdir.

Bu nedenle, mesleğinde iyi olan, çalışan ve geliştiren insanlar için AI sadece bir araç hatta bir köle olabilir. Ve evet, atlamayalım: teknik unutulacak. Yani AI fotoğrafçılığı ele aldıkça, bizlerin onu üretmek için kullandığı araçlar, yöntemler, bakış açıları zamanla yozlaşacak. Tıpkı ABD’nin uzay yolculuğu serüveninde ya da kentleşmede zamanla kaybettiği yetiler gibi.

Peki AI biliş geliştirdiğinde ne olacak? O zaman adı, tarzı ve karakteri olacak. O zaman rastlantısallık azalacak veya ortadan kalkacak. O zaman bir kişiden bahsetmiş olacağız. Bir kişi. Tüm insanlık değil.

Öldüren vaziyet

Belirsizlik her şeyi öldürür.

Belirsizliğin önünde “her şey”, çok iddialı bir genelleme değildir. Çünkü her şey -ama her şey- temposu değişse de hareket halindedir. Belirsizlik ise bir durgunluk hâlidir.

İş planını öldürür, ürünü öldürür, ekibi öldürür.

Hareketsizlik ve cansızlık eş anlamlıdır.

Doğru işler

Politik olmak ayrı, politikalar geliştirmek ve onları konuşmak ayrı bir meseledir. Güzel politikalar, güzel sonuçlar ve daha yaşanabilir alanlar inşa eder. Bu, ev içinde de böyledir; şirket içinde de, ülke içinde de.

Merkez Bankası’nın Ramazan ayı fiyat gelişmelerini analiz eden çalışmasında, bu ay içerisinde et ve tavuk fiyatlarına %80 zam yapıldığı belirlenmiş.

Bu %80’lik artış, kötü politikaların bir sonucudur. Sizin politik, fanatik, duygusal ya da öfkeli olmanızla ilgili değildir.

İnsanları kısa vadede doğrulara ikna etmek zordur. Bu, ciddi bir pazarlama ve iletişim problemidir. Doğru işler yapmak ise ancak uzun vadeli politikalarla mümkündür. Ve bu her zaman kısa vadede onları kandırmaktan daha az maliyetlidir.

İş kola gele

İşin hobin olabilir mi? Biraz zor.

Elbette her iş bir meşgaledir; ancak her iş dinlendirmez. Hobi bunu yapar. İşten seni oyalamasını beklemek, işi oyalar. O iş, iş olmaz.

Ama biz, işi ne için yaptığımıza karar verebiliriz. Rakiplerimizin ya da dış dünyanın bunu belirlemesine izin vermeden hareket etmek; “Bu işe yarar mı?” değil, “Buna değer mi?” sorusunu soranlarda anlam bulur.

Bir Rumeli deyimiyle: İş kola gele.