10'da 10
- 4 hours ago
- 3 min read
29 Temmuz–8 Ağustos Yazı Serisi
Değer nerede?
Programın Dili
Efsanenin Sonu
Sevgi Anahtardır
Şimdi Ne Olacak?
Yaz Lütfen
Amerika
Siyaset Detoksu
1 Aydan 1 Saniyeye
Bu Hafta Sonu
#1 – Değer nerede? (29.07)
Bakın, bazı sektörler hariç (tarım ve sağlık gibi; çünkü varoluşsal sorunlar yaşayabilirler), geri kalan her sektörün cevaplamak zorunda kalacağı temel soru ve problem “değer” kavramı etrafında örgütlenecektir.
Yani şöyle düşünün:
Fabrikada paketleme işinde çalışan bir kadının yaptığı işi ondan 10 kat daha hızlı yapan, yemek ve su istemeyen, duygusal desteğe ihtiyaç duymayan bir robotun varlığı, o işin değerini nasıl etkileyecektir?
Biz, otomasyonun ayak seslerinin güçlendiği son 20 yılda bu soruları çok sorduk.
Eski bir soru bu.
Ama şu anki problem, yer değiştirmenin inanılmaz derecede hızlanmış olmasıdır.
“Değer nerede?” sorusuna cevap veremeyeceğimiz bir noktaya doğru ilerliyoruz.
Bu durumda barter, yani takas ne olacak?
Bu satırları yazarken mideme kramplar giriyor ama ben sizde biraz güven inşa ettiysem inanın ki çocuklarımızı çok sıkıntılı zamanlar bekliyor.
#2 – Programın dili (30.07)
Programcılıkla hiç ilgilendiniz mi, bilmiyorum.
Deli işiydi. Neden geçmiş zaman?
Yapay zekâ programcılığı kökten değiştirdi. Bakın, bazı sektörlere etkisi hâlâ periferide. Programcılıkla ilişkisi ise biraz, meşhur Ian Malcolm’un dediği gibi:
“Tanrı dinozorları yarattı, Tanrı dinozorları yok etti. Tanrı insanı yarattı, insan Tanrı’yı yok etti. İnsan dinozorları yarattı.”
Programcılık bitti mi?
Evet. Bizim onu bildiğimiz şekliyle geçen sene bu zamanlar bitti.
Artık her iyi programcı ya iyi bir tasarımcı ya da bir gardiyan olacak.
#3 – Efsanenin sonu (31.07)
Nolan, Odyssey ile Batı’nın bundan 50 yıl sonra geri dönülmez biçimde imha edilmesini onaylayan tutumun tabutuna son çiviyi çaktı. Bilmiyorum, izlediniz mi?
Ama şöyle düşünün: Çanakkale Zaferi’ni anlatan bir film çekilse ve Seyit Onbaşı’yı Bülent Ersoy oynasa...
Neden geri dönülmez olduğunu defaatle konuştuk.
Tam anlamıyla bir istila ile karşı karşıyalar.
#4 – Sevgi anahtardır (01.08)
Nolan’ı hiç övecek havamda değilim ama Interstellar çok iyi filmdi.
Bugün bir hadise yaşadım...
Hepimizin aklından geçer bazen.
Dersin ki: “Evet ya, anlam budur...”
Cooper’ın şöyle bir lafı vardı:
“Sevgi, TARS, sevgi. Tam Brand’in dediği gibi. Murph ile olan bağım... Bu, ölçülebilir bir şey. Anahtar bu!”
Evet, sevgi. Kesinlikle anahtar ve anlam bu kelimenin etrafında vücut buluyor.
#5 – Şimdi ne olacak? (02.08)
“Bilmiyorum” ve “bilmek istemiyorum”, birbirinden çok farklı iki cevaptır.
Şeyi bilirsiniz: Filmin en kritik noktasında kendi kendine spoiler isteyen o kişiyi...
“Ya, ne olacak şimdi?” Soruları bitmez.
Bu kişi sadece “bilmiyorum”da yaşar. Ve bu, eksiktir.
Bazı şeyleri, aynı diyetin parçası olmaması gereken yemekler gibi, istememek gerekir.
Bazı şeyleri bilmek istememeyi bilmelisin.
#6 – Yaz lütfen (03.08)
Bir sözleşme üzerine ihtilaf yaşadık.
Ve tek sebebi, birkaç satır fazla yazmaktan çekinen bir kültürün parçası olmamızdı.
“Türkler tarih yapar ama yazmaz...” derler.
Yüzde yüz doğrudur. Ama hata yapar, yazmaz; sipariş alır, yazmaz...
Yazmıyoruz.
#7 – Amerika (04.08)
Hep söylerim, biliyorsunuz: Amerika bu dünyaya zarardan çok fayda vermiştir.
Hatta kafa kafaya tutsak, iyilik açık ara fark atar. Artık etrafımdaki birçok insanın bunu daha iyi anladığını görüyorum. Globalizasyon işe yaradı.
“Ne olacak abi?” diyebilirsin.
Haklısın.
Ama bir tane extinction-level event olsa yine tek şansımız Amerika.
Türün geleceği, bu sıra dışı toprağın kaderine bağlı.
#8 – Siyaset detoksu (05.08)
Siyasetten en uzak kaldığımız zamanlar, onun bizi sözüne -yalan da olsa- ikna edemediği zamanlardır.
Türk’ün siyasete inancı kalmadı.
Artık her maç bize hazırlık maçı.
#9 – 1 aydan 1 saniyeye (06.08)
1970’te bir ayınızı alacak bir bilgisayar işi, 2020’de 12 saatinizi alıyordu.
Bugün? Bir saniye...
Bu ne demek, biliyor musunuz?
Altı yılda hızın 43.200 katına çıkması demek.
Geçmiş olsun.
#10 – Bu hafta sonu (07.08)
Hızı düşün.
Altı yılda 43.200 katına çıkmış bir altyapı hızının, hizmetlerden tüketime kadar yaratacağı etkileri düşün.
Burada ciddi iş fırsatları var. Daha önce de yazdığım gibi, artık sistemle birlikte hızlanmak bir zorunluluk. Bu hızın içinde, kaynak kodunda bulunmanız lazım.
Bu artık bir vasıta değil. Durakta durmayacak.
Bugün onun bir parçası olmazsanız yarın kölesi olacaksınız.
Hayırlı pazarlar.
Comments