Bir kötümser
- 5 hours ago
- 1 min read
Bugün yurt dışındayım, deport edilme şansım yok ama girişte de içeri alınmama ihtimalini göze alarak toplumsal sözleşmeden bahsetmek istiyorum:
Türkiye'de gençlerin mutsuz, hikâyesiz ve geleceğe dair kaygılarının gelişmekte olan ülkelere nazaran çok daha kötü sonuçlar verdiğini yıllardır biliyoruz. Fatih Altaylı'nın bir anketörle yaptığı röportajı zorlana zorlana izledim ve yine aynı şeyi gördüm:
Türkiye aydını problemin köküne inemiyor.
Türkiye'nin yaşadığı politik bir kriz veya bir devlet krizi değildir.
Bir kültür krizidir.
Türkiye'de politika, tüm vasat ülkelerde olduğu gibi, düşman icat edip onun üzerinden toplumu ayrıştırma ve nihayetinde bu hayali düşmanı alt etme mastürbasyonu etrafında örgütlenir. Bunu yıllardır aynel yakin izliyoruz. Ancak burada asıl mesele, politikacının kurduğu sirkten ziyade ona teveccüh gösteren halkın sıkıntısıdır.
İşte bu kültüreldir.
Size tek bir cümle, bir seçim veya bir kehanet ile cevap vermek isterdim ama inanın ki cevabı yok. Kültürü şekillendiren inanç ve diğer bileşenler bugünden yarına yön almaz.
Çok pesimist gelebilir ama yine ve yeniden söylüyorum:
Türkiye'nin son en iyi günü bugündü. Yarın daha kötü olacak.
Ve bu olmaya devam edecek.
Ta ki bu nesiller göçene kadar.
Comments