top of page

Teşekkürler!

SARIDJE

Geri dönülmez nokta

  • Mar 25, 2025
  • 2 min read

İlk etapta biraz genelleme yapmış olacağım ama sona doğru toparlarım. Bu yazı biraz can sıkıntısı, biraz da uzun yazma, yani bir yazarın abur cubur yeme isteğiyle alakalıdır. Bugün cheat day!


İşletmelerin çoğu, geri dönülmez bir noktayla mutlaka yüzleşir.


Geri dönülmez nokta, artık işlerin hiçbir şekilde eskisi gibi olmayacağı, geriye doğru hareketin mümkün olmadığı ve tüm maliyete rağmen ilerinin tek alternatif olduğu -affedersiniz ama- boktan bir durumdur.


Bu yazı, bu durumu nasıl aşabileceğiniz ya da bu duruma nasıl düşmeyeceğiniz üzerine değildir. Çünkü birincisi; aşamazsınız. İkincisiyse, eğer kendinizi bu noktaya getirecek potansiyeliniz varsa, Murphy'nin kuralları deli gibi çalışır ve olacak olan olur.


Bu yazı, bu duruma nasıl felsefi bir yerden bakabileceğinizle ilgilidir. Ve belki de iki zıt kutbun insanı olan Carl Gustav Jung ve Niccolò Machiavelli'nin varsayımsal yaklaşımlarını ele alacaktır.


Jung: Gölgeyle Yüzleşmek


Jung, bu duruma muhtemelen artık egonun yetkisiz kaldığı bir yüzleşme olarak bakacaktır.


Karanlık bir ormana yürüdüğünü düşün. Burası, bilinçli egonun hep kaçındığı yerdir. Başta dönmek kolay sanırsın. Ama ormana girdikçe, orman da sana *****. Ve artık çıkış aramazsın.


Neden? Çünkü fark edersin ki: İlerlemek için tek yol, karanlığın içinden geçmektir. Daha önce kim olduğunu unutmadan da geri dönemezsin. Bilinçdışıyla yüzleşme, seni geri dönülemez şekilde değiştirir. Bu, dönüşümün eşiğidir. Ve nihayetinde “geri dönüş” kavramı tüm anlamını yitirir.


Machiavelli: Köprüyü Bilerek Yakmak


Machiavelli bu konuda kılçıksız konuşacaktır: “Geri dönüşü olmayan nokta”, stratejik bir zorunluluktur. Geriye dönüş yolu varsa, isyan, pişmanlık ve kararsızlık da vardır. Gerçek güç, geri dönüş yolunu bilerek yakmaktan geçer.


Bir şehirde iktidarı ele geçirdiğini düşün. Halk kararsızdır. Eski düzen tetiktedir. Gücünü göstermek için bir şansın vardır. Ve o eski düzenle seni bağlayan köprüyü yakarsın. Artık geri dönüş yoktur. Zaten mesele de budur. Geriye dönüş ihtimalini ortadan kaldırdığında, hem kendini hem başkalarını mecburen ileriye yönlendirirsin.


Ezcümle, eğer geri dönülmez akşamın ufkuna geldiysen, pazarlaman için sana iki ilaç gibi yaklaşım:


Jung der ki: "Markan, kolektif bilinçaltındaki yerindir. Kim olduğunu çözmeden büyüyemezsin."


Machiavelli der ki: "Markanı değiştiriyorsan, eski haline dönüş şansını ortadan kaldır. Yoksa kimse seni ciddiye almaz."


Sonun sonu:


1-Ne ile yüzleşirsen, ona dönüşürsün.

2-Çıkış kapılarını kapatırsan, kazanırsın.

 
 
 
Öğrenmeyi seçmek

Öğrenmeyi seçmemiz lazım. “Aynı hatayı nasıl yaparsın, anlamakta zorlanıyorum!” ifadesi, anlamaya hiç çalışmayan bir refleksin ürünüdür. Şöyle ki: Bir insan aynı hatayı ancak yaptığı hatadan öğrenmeyi

 
 
 
Günah keçisi

Böyle olaylar olduğunda ABD’de insanlar silahlanma yasalarını suçlar. Biz kimi suçlayacağız? Bizim günah keçimiz ne olacak? Çünkü nihayetinde hepimiz biliyoruz ki sorunun kökenine inemeyeceğiz. Benim

 
 
 
Cüret

Bugün size cüreti konuşmak istiyorum. Önce Aristoteles’in sözünü araklayarak şöyle formüle edeyim: Cüret, terbiye edilmiş bir küstahlıktır. Cüretle ilgili en kritik nokta, tabii ki yapılabilirlik deği

 
 
 

Comments


bottom of page