Miras
- saridje
- Feb 16, 2023
- 1 min read
2018 yılında Apple Park'ı ziyaret ettiğimde içimde iki hakim duygu vardı. Birincisi hayranlıktı. O kadar ki, dikkatimi fotoğraf çekmek için bile dağıtmak istememiştim. İkincisi ise belirsiz bir mutluluktu. Steve Jobs vizyonunun gerçekleştiğini görememesine rağmen, o gün, onun adına mutlu hissetmiştim.
Yaşadığımız deprem felaketi nedeniyle bugün hatırladığım, o gün ise fark ettiğim şuydu:
Bizim mirasa yaklaşımımız bugünlerde sıkça duyduğumuz üzere "Bak, mal da mülk de yalanmış!" distopyası üzerine inşa edilmiştir. Boşuna kürek çekmeyi ima eden bu yaklaşım, mirasın -legacy- sadece eşyanın değil, misyonun transferi olduğu gerçeğini görmezden gelir. Bu ise maalesef günü kurtarmak için yaşayan, nesli düşünmeyen bir kültür üretir ve üretmiştir. O kadar ki, ancak bu hal, İstanbul gibi bir şehirde depremi önceliklendirmesi, kaynaklarını tasarrufla bu sorunun çözümüne aktarması gerekirken kanal gibi çılgın bir projeyi dava haline getirebilir.
Jobs, ölümüne sadece 4 ay kala, Cupertino Belediye Meclisi'ni Apple Park için ikna etmeye çalıştığı sunumunda (Son halka açık konuşması olarak sayabiliriz), mirasın sadece mülkten ibaret olmadığının dersini vermişti.
Ve işte bu yüzden: San Francisco'da o gün, Jobs'un mirasına bakıp onu düşünürken "Bak, mal da mülk de yalanmış!" arabeski ile hüzünlenmediğimi aksine; umutlandığımı, moral bulduğumu ve Jobs'un adına sevindiğimi hatırlıyorum.
Comments