"Sonsuza dek..."
- Oct 23, 2022
- 1 min read
Aynı "İmkansız yoktur..." hokkabazlığı gibi "Sonsuza dek..." sık satılan bir başka kampanyadır.
Ve iki yönlü satılır (Buna geleceğiz).
Öncelikle, sonsuzluk konsept olarak hiç bitmeyen demektir. Ve evet, birçok şey bir insan hayatına kıyasla hiç bitmeyenler sınıfına girebilir. Dolayısıyla "(..)Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır." önermesi bu yazıyı okuyan ve okuyacak birçok insan için doğru bir kehanettir.
Peki ya 5000 yıl sonrası? Osmanlı dağılalı 100 yıl, Roma toza dumana karışalı 1500 yıl geçti. Sadece 100 yıl içinde Avrupa'da sınırlar 45 kere değişti.
Sonsuzluk ölçüsüzdür, bu nedenle rasyonel hiçbir görüş sonsuzluğu sabit olarak kabul edemez. Bizim için sonsuzluk yoktur ve imkansızlık vardır. Bizim içinde bulunmadığımız bir sonsuzlukta ise 'imkansız' olmayabilir. Ölçeği ve bu farkı anlamak hayatidir.
Pazarlamanın farkında olarak veya olmayarak sattığı iki tip sonsuzluk vardır:
Eli Bol Sonsuzluk ve Tutsak Sonsuzluk.
Birincisi kaynakların, iyi olan şeylerin bitmeyeceğini telkin eden sonsuzluk söylemdir. Bu hayal kırıklıkları ve yılgınlıklar getirir. İktidar partisinin kitlesine yıllardır sattığı zehir budur. Mesela, su biter ve bitiyor. Devletler telaşla "Dişlerini fırçalarken suyu kıs!" telkinine yönelseler de artık biraz geç.
İkincisi, statü ile ilgilidir. Sen burada ve diğerleri oradadır. Buradaki konumuna alışman, bunun değişmeyeceğini bilmen gerekir. Bu sonsuza dek sürecektir. Bu seni kısıtlamak isteyen sistemin hayatını kolaylaştırır. Seni sonsuz esarete inandırır.
Sonsuzluk bize iki yönlü satılır. Birinicisi bolca tüketmen gerektiğini, kaynakların sonsuzluğunu öğretir. İkincisi ile statükonun korunması amaçlanır.
Birincisi deli saçması bir iyimserlik, ikincisi gerçek dışı bir kötümserliği işler.
Saat gibi çalışır. Gece ve gündüz gibi hayatının her anındadır.
Hayırlı haftalar.
Comments