top of page

Teşekkürler!

SARIDJE

Bundan on yıl önce Türkiye, bu topraklarda yaşayan milletlerin yüzyıllardır geliştirdiği kültürün gereğini yerine getirdi ve yine bir askerî darbe üretti.


O gün öğleden sonra Katar'daki iş seyahatinden dönmüş, kanepede uyuya kalmıştım. Israrlı bir telefon aramasıyla uyandım. Arayan, o dönem Makedonya'da bakanlık görevinde bulunan bir dostumdu. İlk haberi ondan aldım; ardından son dakika haberleri patladı.


Şunu düşündüğümü hatırlıyorum: "Abi, benim bu ülkede ne işim var yahu!"


Maalesef, Türkler olarak Osmanlı'nın Fetret Devri'ne girmesiyle başlayan süreçte, buna Atatürk de dâhil olmak üzere, güçlü bir kimlik ve ideal üretemedik. Çoğunluğun üzerinde mutabık kalabildiği bir sosyal kontrat yazamadık.


16 Temmuz'da da olan bitene iğrenerek bakıyordum; bugün de yaşadığımız tüm siyasi ve hukuki darbeler bana aynı şeyi söylüyor: Değişen hiçbir şey olmadı.


Küçük beyinler, küçük hayatlar, küçük sonuçlar.

Un ve suyla yapabileceklerimiz bize sadece kadim bilginin nasıl şekillendiğini ve arkasındaki gizemi değil, olasılıkların sınırsızlığını da öğretir. Burada kadim bilgiden kasıt, "İlk kim 'Hadi şu tavuğun götünden çıkan yumurtayı kaynatıp yiyelim.' demiştir?" gibi sorulardır.


Bilemeyiz...


Aynı şekilde, suyla unu ilk karıştıranın, ondan önce de buğdayı öğütenin aklından geçenleri de bilemeyiz.


Su buğday unuyla karıştığında iki protein çalışmaya başlar: Glutenin hamura dayanıklılık ve elastikiyet sağlarken, gliadin esneklik kazandırır; birlikte gluten ağını oluştururlar.


Ve ne yaparsanız yapın, dünyanın hiçbir noktasında koşullar birebir aynı olmadığı için bu karışım aynı sonuçları vermeyecektir. Bazen sıcaklık, bazen su, bazen un, bazen de ona dokunan eller fark yaratacaktır.


Biz olasılıklar denizinde yüzüyoruz.


Ve gündelik hayattaki her şey bunu gözümüze sokuyor.


Fazla kasmamak, genel geçer bir hayat tavsiyesi değil; vazgeçilmez bir kural olmalıdır.

Düşünce, cümleden hızlıdır. Benim yazı stilim de bu gerçeğe teslim olmuştur. Kısa yazar, hızlı konuşurum.


Bazen ikisi de pervasızlık veya ego olarak okunabilir. İkisine de eğilimim yoktur.


Derdim zaman kazanmaktır. Arzum, haklı veya haksız olmak değil; hızla en rasyonel sonuca ulaşmaktır.


Bu akşam bir faiz haram/helal tartışması yaptık.


İddiam şu: İslamiyet, takaslardan birini yasak kılmış ve adını faiz koymuş olabilir. Bugün enflasyon oranına göre belirlenen ve adı yine faiz olan merkez bankası faiz oranı ile söz konusu iddia arasındaki benzerlik, ben ve Vittoria Ceretti arasındaki benzerlik kadardır.

bottom of page