Tam sana göre

“Beğendin mi?”

İki şekilde sorabilirsin:

1-Ben beğendim, çünkü tam bana göre.

2-Sen beğenirsen, bana göre olur.

Biz Pazarlamacılar, ikisi de olamayız.

Bizim önermemiz ancak şöyle olur: Beğendin, çünkü bu tam sana göre.

Ona göre olanı tespit edip, ortaya çıkartıp servis edemiyorsak; başka ne işe yararız ki?

Beğendin mi?

Tabi ki, beğendin.

İlkin olayı

SpaceX’in Starship’i havada patladı. F-14’ün de prototipi çakılmıştı. Ve 1974 yılında efsane F-16’nın test pilotu ilk uçuşunda canını zor kurtarmıştı.

İlkin olayı budur: Patlar.

Her zaman.

Bunu bilenler inşa etmeye devam eder çünkü her inşa ettiğin iyileşse de bir noktada tekrar patlayacaktır.

Mükemmel ilk adım yoktur. Mükemmel son ürün yoktur.

Esasında mükemmel; irade yıldıran, şevk kıran ve arzuları öldüren bir virüstür.

Kapılma. Üretmeye, ürettiğini korkmadan test etmeye devam et.

Patladı?

Yeniden başla.

Dağılan dikkatler

Limitless’ten şöyle bir alıntı yapayım:

Otel lobisinde yapılan önemli bir iş görüşmesi sırasında ana karakterin dikkati TV’de dönen bir cinayet haberi nedeniyle dağılır. Bunun üzerine antagonist şöyle tepki gösterir:

“Sen o tiplerden değilsin dimi Eddie? Odada TV olduğunda kaybettiklerimizden?”

Maalesef, bu aralar ekseriyet bu tiplerden. Ve sebebi elimizdeki hepsi bir arada (TV, oyun konsolu, haberleşme ve sosyal medya cihazı) telefonlarımız değil, dikkatimizi ucuza sattıran sistematik telkinlerdir.

Ucuza sattığımız dikkatimizin bize iki büyük maliyeti vardır:

Birincisi kararsızlıktır. İlgisiz olan bile ilgi alanımıza girdiğinde, odağımızı kaybederiz. İkincisi muhakemesizliktir. Bu hal mutlaka yanlış tercihler yapmamıza sebep olacaktır. İki durumun birleşimi; süresiz, verimsiz ve tehlikeli bir kısır döngünün reçetesidir.

Dikkatini ucuza satma.

Cani Pazarlama’nın tuzağına düşme.

O tiplerden olma.

Kutlu olsun

“Herkes kendine yakışanı yapar…” genellikle olumsuz anlamda kullanılır. Ancak her koşulda geçerlidir.

Kendine yakışanı karşısındakini dikkate almadan ve hep çekinmeden yapabilen belki sadece çocuklardır.

Bugün, onların günü.

Her ne kadar koltuklar bizim gibi davransınlar diye veriliyor olsa da bugün, nasıl başladığımızı hatırlıyoruz.

Kendimize yakışanı sorgusuz sualsiz yapabilme egemenliğini kutluyoruz.

Bugün, hepimiz çocukluğumuzu kutluyoruz.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

Etkinlik alanı

Küçük büyük fark etmez hepimizin bir etkinlik alanı vardır. Bu alan dışındaki problemlerle uğraşmak her zaman daha cazip gelse de genellikle zaman kaybıdır.

Zaman kaybıdır zira tecrübe, odak ve ihtisas inşa etmek kısa vadenin konusu değildir.

Ne olup bittiğini anlama merakı canlıdır ama maliyetlidir.

Anlayamazsın.

Çünkü etki alanın dışındaki her konu çok yönlüdür.

Etki alanına bak: Oradaki problemlere odaklan.

Problem çöz.

Anlamaya çalışmaya ara ver.

İçtenlik

Bugün, bir kavramı ele al: İçtenlik.

Çok uğraş, çok sabır, çok cesaret ve çok cömertlik gerektirir.

Test edip tasdik etmesi zaman alır ve birçok türü vardır.

İşte samimiyet, davada samimiyet, girişimde samimiyet, iyilikte samimiyet…

Karşıdakinden ziyade seninle, içtenlik için ortaya koyduğun ısrarla alakalıdır.

Pazarlama için olmazsa olmazdır.

Yarın Bayram

Seçim arefesinde tanık olduğumuz mitingler gibi: Kitleye ulaşmak zor zanaattir.

Göz göze gelebildiğin, birebir iletişim kurabildiğin kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Kitlesel Pazarlama’nın sana özel başlıklı ancak herkese gönderilen e-mailleri gibi her ifade veya slogan orta malıdır.

Kitlesel mutlaka bireyi yok sayacaktır.

Yarın Bayram.

Yarın toplu mesajların konusu olanlara değil, en değerli olanlara odaklan.

Mutlu Bayramlar.

Yapay Zeka meselesi

Yapay Zeka işlerinize son vermeyecek.

İşlerinizi daha etkin ve verimli yapmanızı sağlayacak.

Tabi ki, bu herkes için geçerli olmayacak. Bazılarınız olan biteni görmezden gelecek. Dolayısıyla daha etkin ve verimli olma şansını kaybedecek. Ve nihayetinde rekabet edemeyecek duruma düşecek.

Kazanan Yapay Zeka değil, onu kullanmayı ve onunla çalışmayı pratik edenler olacak.

Yapay Zeka’ya değil, kapitalizme yenilinecek.

Aynısı ilk çıktığında araba, elektrik ve Internet için de geçerliydi.

Adapte olanlar bir tarafta, şikayet ederek kıyamet gününe hazırlık yapanlar ise diğer tarafta.

Sence kim kazanır?

Yanlış slogan

“Zor zaman, doğru adam” derseniz anlarım.

Çünkü koşullar elverişliyse amatör de iş görür.

“Doğru zaman, doğru adam”da ikinci problem; bilinmeyeni tanıtıyor olmasıdır.

Oysa özne gayet bilinirdir ve bu aşamada slogan -eğer ihtiyaç buysa- hatırlatma yapabilir.

Anlamakta zorlandım ve açıkçası gereksiz buldum.

Zaman doğru olabilir, adam konusunda şüphelerim var ama slogan net yanlış.

İletişim

Denizli, Jandarma, Edirne.

Soyadımın son üç harfi.

Operatörü tanımıyorum. O da beni tanımıyor.

Ama hızlı ve efektif bir şekilde anlaşıyoruz.

Çünkü ortak bir dilimiz var.

İletişim, ancak birbirimizi anlayacağımız ortak araçları inşa etmekle mümkün olur.

Evet, yapabiliriz.