İşin sırrı

Geçen hareketli ve çok iş yapan bir yerde Rumeli Kebabı yedik. Grub içinde herkes; mekanın bu kadar çok iş yapıyor olmasının sırrını ifşa etmeye çalıştı. Sırları neydi bilmiyorum ama apaçık olanlar şunlardı:

-Çalışkanlık, çok çalışkanlık

-Hızlılık

-Tazelik

-Düzen ve temizlik

-İncelik

-Güler yüz

-Empati

Sırlara fazla kafa yormanın lüzumu yok.

Bir Pazarlama meselesi

“Banana for scale” yani “Ölçek için muz” Internet’te yaygın bir argodur.

Bu yöntem muzu ölçek alarak diğer nesnenin boyutunu anlamanıza yardımcı olur.

Çünkü ölçek önemlidir.

Pazarlaman için hayatidir.

“Güneş’in çapı Dünya’nınkinin 109 katıdır!” ifadesi bir demeç, “Güneş’in içine 1.3 Milyon adet Dünya sığar!” çıkışı ise bir slogandır.

İkisi de ölçek bildirir. Sadece ikincisi satar.

Çünkü Güneş’le Dünyamızı yan yana görmek ve Güneş’in içine Dünya doldurmak arasındaki fark ölçeklendirmenin değil, Pazarlamanın meselesidir.

Elon Musk bize Tesla Elektrikli TIR’ı tanıtırken 0’dan 100km’ye ulaşmada dizel araç ile farkın 40 saniye daha az olduğunu şu şekilde göstermişti: (İzlemek için YouTube bağlantısı…)

Tesla tam yük ile 20 saniyede 100’e ulaşırken, Dizel TIR bunu ancak 60 saniyede başaracaktı.

Sadece 60’tan 20’yi çıkarabilirsin.

Yeterlidir.

Ancak bu durumda kendine bir mali müşavirin yanında iş bulman daha faydalı olabilir.

Sağbeğeni üzerine

Öncelikle sağbeğeniye (TDK’ya göre: Güzeli çirkinden ayırt edebilme yetisinin en yükseği) sahip olmak hiçbir zaman genellenemez.

Sen birileri için zevkli, bazımız için zevksiz olabilirsin. Çünkü zevkler, tercihlerin çoğu gibi anlıktır. Tanımı ve içeriği mütemadiyen değişir. 80’lerin saç stili 90’larınki ile aynı olamaz.

Sağbeğeni yetisi bir tercih değil, yaratıcılık meselesidir. Steve Jobs sağbeğeni dehasıydı. Onun ürettiklerini tüketen bizler ise tercih sahipleriyiz.

Jackson Pollock, Frank Lloyd ve Chanel gibi grup liderleri hoşlandığımızın farkında olmadığımız deneyimleri, bizden çok önce seçip bizim için bir araya getirdiler.

Bunu sağbeğeni ile yaptılar.

Nadirdir.

İnanılmaz derecede önemli bir beceridir.

Kabileleşmek zorunda olan her Pazarlama girişimi için olmazsa olmazdır.

Kim terk edecek?

Her gün yazıyorum çünkü bu Blog benim için bir Almanak işlevi görüyor.

Geriye dönüp baktığınızda: “Bu tarihte bunu yazmışım, şöyle düşünmüşüm!” diyebilmek, o gün nasıl bir insan olduğunuzu hatırlamak önemli bir konsepttir. Her şeyden önce, bu bize değişimin sabit olduğunu hatırlatır.

Dün yazdıklarımın çoğunu bugün yazamayacağımı düşünüyorum. Çünkü aynı insan değilim. Dün bu Blog’u, yazdıklarıma katılmayarak terkedenlerin, o gün benden daha ileri görüşlü olduklarını söylemek hatalı olmaz. Ve bu Pazarlama söz konusu olduğunda bugün bize kimin katılacağından çok, bizi kimin terk edeceği sorusu ile ilintilidir.

Bazen ikincisine kafa yormak, genişleme ve büyüme kaygısı ile kendinizi yormaktan daha faydalı olabilir.

Bugün seni kim terk edecek?

Ve neden?

Bilgi güçtür

Güç kavramı komplekstir ve birçok formda gelir. Mesela silah gibi, bilgi de bir güç türüdür.

Bilgi ise ancak bir ağın parçası ve tarafsız bir sirkülasyona konu olduğunda anlamlıdır.

Bilginin katili izolasyondur.

Kendinizi bir fikrin, korkunun veya kehanetin içine izole ettiğinizde bilgiye erişiminiz kısıtlanır, yozlaşır.

Bu kısır bir döngüdür: İzolasyon daha az bilgi, takip eden gerçeklikten uzak kötü kararlarınız ise daha fazla izolasyon getirir.

Bilginin size erişimi, bilginin değil sizin probleminizdir.

Bilgi bir güçtür: Ancak özgür olduğunda.

Daha iyiye doğru

Kimse sizi geçmişte bugünden daha iyi olmadığınız için suçlayamaz.

Bugün dünden daha güvenli, daha hızlı veya daha sağlıklı olduğunu iddia eden her marka bu nedenle mazur görülür.

Çünkü gelişim bir süreçtir ve önemli olan daha iyisini kovalayan iradeye sahip olmaktır.

Daha iyiye giden yol bir seçimdir ve her seçim bir huya dönüşebilir.

Katılır mısın?

Amerika’da seçimlerde koşar, İngiltere’de durur, Türkiye’de katılırsınız.

Birincisi mücadele, ikincisi tavır ve üçüncüsü yükümlülüğü çağrıştırır.

Nasıl olduysa en anlamlı kavramı biz üretmişiz gibi duruyor…

Yükümlülük/mükellefiyet kavramı ise katkı ve bağış ile ilintilidir. Birçok çeşidi vardır. En önemlisini liderler tanımlar.

Lider, yükümlülük söz konusuysa: Rehber, kaşif ve yol göstericidir. Ajandayı belirler, belirsizlikler ile cebelleşir, karanlıklarda yer bulur, tanımsız problemler ile mücadele eder.

Koşmaz, durmaz. Katılır.

Var mı katılan?

Gerçek drama

Bazen olgular ihtiyaç duyulan hızda yayılmaz.

Çünkü gerçek, bir termometrenin göstergesi kadar berrak olsa da bizim o sıcak suyu havaya fırlatıp kara dönüştüren girişimde bulunmamız gerekir.

Neden? Çünkü bu fikir havanın -25 derece olduğu gerçeğini dramatik şekilde ortaya koyar.

Ve diğer her şey gibi gerçeğin de dramaya ihtiyacı vardır.

Pazarlama budur.

Peki, ya aksiyon?

Balkanlarda hala birçok şehirde kapalı alanlarda sigara içiliyor.

Hiç kimse bu duman sahasında bulunduğu için mutlu görünmüyor.

Belli ki, ilk başlarda sigarayı her koşulda içmeyi seviyorladı ama şimdi bu alışkanlığın; zahmetli, pahalı, sağlıksız ve şık olmadığının farkındalar.

Ancak bu ne yazık ki, aksiyon almaları için yeterli olmuyor.

Çünkü genellikle problem farkındalık değildir: Eylemsizliktir.

Evet, farkındasın.

Peki, ya aksiyon?

Risk üzerine

Risk zarara uğrama potansiyeli demektir ve hiçbir girişim risk faktörsüz olamaz. Buna karşı geliştirdiğimiz endişe ve korku gibi reaksiyonların ekserisi ise hayalidir. Çünkü riskin aksine endişe ve korku harici değil, içsel birer etmendir.

Subjektiftir ve genellikle eylemsizlik telkin eder.

Hareketsizlik ise en büyük risktir.

Bu ay ajandanda riskli neler var?