Zaman kazan

Tek asgari müştereğimiz zaman.

Bu kontrolsüz geri sayım beni biz yapan yegane olgu. Bukowski’nin dediği gibi: Düşünsene herkes ölecek, ne kaos ama!

Pazarlama dikkat çekip güven kazanır. Anayasanın birinci maddesi budur.

Onu bir tek “Dikkat çek ve zaman kazan” ikame edebilir.

Müşterin için zaman kazan. Ne iş yaptığın önemli değil. Tezgahın önünde vakit canavarı bir kuyruk mu var? Öldür. Buna aşık olacaklar.

Boşlukları doldurma

Niye AnpaGross (Süpermarket markası) Billboard’a verdiği reklamda; açıkça okuma şansımız olmayan bir alana 100 punto ile peynir fiyatı ve açıklamasını yazar?

1 saniyelik dikkat kazanma ihtimalini niye bu gereksiz detay ile çöpe atar?

Çünkü bu şirkette (Diğer birçoğu gibi) pazarlama tasarımı değil, tasarım pazarlamayı yönetir. Ve tasarım doğası gereği boşluk kabul etmez.

Tasarım ise doğası gereği boşluk kabul etmez. Tasarım konuşur ancak anlaşılmak ön şartı olmayabilir. Tasarımın zamanı boldur. Tasarım koşulsuz tatmin olmanın peşindedir. Bunun için her şeyi feda eder. Ve bunların hiçbiri sorun değildir çünkü tasarım doğası gereği asidir. Ancak…

Konu pazarlama olduğunda hiyerarşi sağlanmalıdır. Önce tasarım değil pazarlama okunmalıdır. Çünkü göze güzel gelen mesaj açısından fiyasko olabilir.

Ayakta alkışlanan bir tasarım mesajın önüne geçiyorsa proje pazarlama değil sanat sergisine dönüşür. Tüketicinin ise E5’te sergi gezecek vakti yoktur.

Tasarımı yönetemeyen pazarlamacı arkadaşım: Mesajını gözden geçir ve boşlukları sev. Çünkü boşlukların dolmaması dikkate zaman kazandırır. Ve eğer tasarımcın tatmin olmak istiyorsa ona bir sergi aç; bizi Billboard’lar ile yorma.

Satış vs. Pazarlama (2)

Niyet yoksa satış olmaz. Satış niyet oluşturamaz o pazarlamanın işidir. Pazarlama da satmaya çalışmaz. “İkisi bir arada!” ise aynı sloganlı kullanışsız züccaciye ürünlerine benzer.

Tezgah kültürümüz, ülkemizde iksinin birbirine karışmasına sebep olmuştur. Bu yüzden çoğu satıcı kendisini ‘niyet oluşturma’ baskısı altında ezer.

Pazarlama niyet oluşturmakla, satış ise niyeti eyleme çevirmekle uğraşır.

Kahin çıkışı

Bir fikrin başarısız olacağını söylemek başarılı olacağını iddia etmekten daha pahalıdır.

Çünkü başarısızlık iddiası olası bir kaybı önlemekten ziyade kaçırılan fırsat ile alakalıdır.

Bu iddia fiyasko olduğunda bedeli sadece olası kayıplar değil geleceğin kendisidir.

IBM rakibi Xerox’un fotokopi girişimi için “Dünya’nın fotokopi makinesi ihtiyacı en fazla 5.000 adettir.” demiştir. Bugün Xerox’un yıllık geliri 10 milyar doların üzerindedir.

Nobel ödüllü ekonomist Krugman Interneti, ünlü yayımcılar Harry Potter’ı ve ABD’nin kilit teknoloji yazarları (Dönemin Microsoft CEO’su Ballmer dahil) iPhone’u kaçınılmaz başarısızlık olarak görmüşlerdi.

Sadece yanılmadılar, geleceklerini tehlikeye attılar.

Türümüzün geleceği tahmin etmede başarısız olduğu vakadır.

Ancak tahmin başarısızlıksa sadece fırsatlar değil geleceğin kendisi bahistedir. Kahin çıkışı yapmadan önce iyi düşün. Geçmiş bir kehanetler çöplüğüdür.

Ölçüsüz coşku

Eğer Türk Hava Yolları “Maskelerimiz altından size gülüyoruz…” demek istiyorsa; mesajdan önce okuyanı hazırlamalıdır.

Çünkü eksik coşku içeriği tüketir.

Eğer seyircisiz oynanan bir maçta Fenerbahçe taraftarını simüle etmek istiyorsa; takımı 88. dakikada 4-0 mağlupken “Haydi tam zamanı şimdi…” tezahüratını çalmamalıdır.

Çünkü yersiz coşku heves kaçırır.

Çoşku, şevk, gayret; ölçülü olduğunda anlamlıdır.

Azı üzer, fazlası bezdirir.

15 Şubat

“Sevgililer Günü bize neyi hatırlatmalıdır?” sorusu cani Pazarlama açısından basittir: Tüketim.

“Harcadığın ölçüde değer görürsün!” mesajı o kadar nettir ki, olay bir Black Friday saldırganlığıyla vuku bulur.

Bu mesajın peşine takılan hatırlama veya hatırlatma için değil kabul görmek için çaba gösterir.

Onay için çırpınış ise uygulamanın başarısızlığına işaret eder.

Eğer mesele hatırlama ise idrak ve geliştirme gibi kavramları taciz et. Sonunda kabul görmek için harcamaya son verip gerçekten hatırlamaya başlayacaksın.

15 Şubat Hatırlayanlar Günü’n kutlu olsun.

Gezen vs. Okuyan

“Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?”

Bir ikilem değildir. Eksiktir. Çünkü çok gezen okuyamaz diye bir kaide yoktur. Ancak mutlaka gezen sadece okuyana karşı avantajlıdır.

Seyahat sizi iki şeye ikna eder:

1- Herkes farklıdır. Bu nedenle neredeyse hiçbir konuda tek model yoktur.

2- Herkes aynıdır. Bu nedenle neredeyse hiçbir konuda üstün yoktur.

Birincisi arzu edilen çeşitlilik ile alakalıdır. Hepsi grubunun hepsi sarışın olamaz. İkincisi kaçınılmaz aynilik ile ilintilidir. Hepsi grubunun hepsi vokaldir.

Bilinçli okumak öğretir. Bilinçli seyahat eğitir. İkisi bir arada bilgi demektir.

Anlamlar

Carl Jung “İnsan anlamsız bir hayata katlanamaz” demiştir. Çok doğrudur.

Çünkü anlam eylem ile ortakyaşar. Bu nedenle Pazarlama her şeyden öte anlamı sırtlamalıdır.

Jobs bunu yaptı. Musk tam olarak bunu yapıyor.

Unutma; biz ürünler satın almayız. Anlamlar satın alırız.*

Kapasite meselesi

İnsan zekasının zaaflarını idrak edecek kadar zekiyseniz; bu yüzünüze tokat gibi çarpar.

Çünkü tam da o noktada kapasitenin mutlak olduğunu ve ne yaparsanız yapın genişlemenin imkansız olduğunu anlarsınız.

Peki alternatif nedir?

İyi bir karakter inşa etmek için gereken kapasite öğrenmek için gerekli olan kadar salt değildir.

Asıl deha iyi bir karakter inşa etme kapasitesindedir.

Bu kapsamda ise her insan eşit yaratılmıştır.

Türk kahvaltısı

Türk kahvaltısı ürünleri yalın olarak, ayrı ayrı servis etme modeli üzerine kurulmuştur.

Bu kolaydır.

Malzemeleri bir araya getirip özgün bir tarif ortaya çıkartmak ise; zaman, çok çalışma, tecrübe ve yetenek gerektirir.

Aynısı senin kişisel özelliklerin için de geçerlidir.

Mesela saygısız cesaret kullanışsız bir araçtır.

Dürüstlük, farkındalık, empati, yaratıcılık vs. hepsi çok kaliteli özelliklerdir ancak tek başlarına değil.

Eğer yönetmek ve anlamlı sonuçlar için liderlik etmek istiyorsan özelliklerini ahenkli bir tarifte bir araya getirmen gerekir.

Ve kovalaman gereken şey budur.