Kuru fasulye

Zennup’ta kuru fasulyeye ödenen 275₺ bir çoğumuz için pahalı bir tercihtir.

“275₺ kuru fasulye mi olur?” ile -asıl ifade edilmek istenen- “Buna değmez!” çıkışı birbirinden tamamen farklı analizlerin konusudur.

Çünkü pek çok şey “Buna değmez…” olarak fiyatlıdır. En azından çoğumuz için.

275₺‘lik kuru fasulye ise sadece kuru fasulye değildir. _Network’_tür, öyküdür, pazarlamanın çok özgül bir kabileyi/kitleyi odak noktasına almasıyla oluşan paket bir üründür.

Takas ettiğin ürüne herkes aynı değeri vermeyecek ve hiçbir zaman önerin herkes için uygun fiyatlı olmayacaktır. Bunu beklemek çılgınlıktır.

Pazarlama için asıl zorluk, asıl imtihan herkesi memnun etmek değil, önerdiklerini değerli bulacak niş kitleye ulaşmaktır.

Kısa vade başlangıçlar

Sosyal reflekslerimiz kısa vade döngülere cevap verme üzerine eğitilmiştir. Oysa asıl fırsatlar uzun vadeyi tanımaya gösterdiğin sabır ve anlayışın üstüne inşa edilir.

Evet, ilk izlenim son izlenimdir ama ‘son’ zannettiğinden daha çok tekrarlanır.

Çekinmen gereken sonlar değil, kısa vade başlangıçlardır.

Nezaket, hüsnüzan, zaman

Bu hafta sonu düşünmende fayda olacak üç kritik mesele:

1- Nezaket, önemli olduğu düşünülen bazı kavramlardan (Hüner, rekabet, değişim vs.) daha önemlidir ve işi sanılandan daha çok öne çıkartır.

2- İlişkileri daha etkili ve sağlıklı hale getirmenin yolu hüsnüzan-nın (İyi niyet) hakim olduğu ortamlar oluşturmaktır. Hayatidir. Olmadığında oluşan boşluğu kavrayamayan birine karşı sabrım yoktur.

3- Senin, benim, komşunun, başkanın ve güvenliğin, hepimizin: 24 saati var. Harcadığın kişilere dikkat et. İnsanların çoğu zamanın değerini anlama noktasında kusurludur.

Pişman olacağız

Türkiye olarak ne yazık ki, kuruluşumuzdan bugüne bir ürün kimliği oluşturamadık.

Hep ucuz ve kolay erişilebilir bir tercih olarak ortada kaldık.

Bunca yıllık tecrübe ve deneyime rağmen, bugün: Değişime katkı sağlamayacak ve kusurlu tabiatımızı daha da kronikleştirecek “İhracatta Rekabetçi Fiyat” modeli ile öne çıkmaya çalışıyoruz.

Pişman olacağız.

Yeniden bakmak

Ludolph Von Ceulen (1540) selefleri gibi; 25 yılını Pi sayısının değerini yüksek hassasiyetle hesaplamak için harcadı.

Bundan yaklaşık 100 yıl sonra, 1666 yılında Hıyarcıklı Veba salgını nedeniyle evinde karantinada olan ve canı sıkılan 23 yaşındaki genç Newton ise hesaplaması yıllar alan bu problemi bir kaç günde çözecekti.

Ve artık kimsenin Pi sayısını bulmak için daireyi dilimlere ayırmasına gerek kalmayacaktı.

Yüzyıllarca birçok bilim adamı aynı probleme bakıp aynı yöntemle çözümde diretti.

Oysa bu problemi ele almanın en aşikar çözümü, en iyi çözüm değildi.

Ve çoğunlukla değildir: Etraftan dolaşlamak, yeni modeller tasarlamak ve kabul görmüş usulleri rafa kaldırıp çıplak gözlerle yeniden bakmak geleceği değiştirir.

Yeniden bakmak, tekrar dönüp bakmak değildir.

Zafer

Hedeflerine ulaştığında ya da yeterince tatmin olduğunu düşündüğünde zaferini ilan edersin. Tam tersi durumda da başarısızlığını.

Ancak iki durumda da proje ne ile ilgili olursa olsun; bitişten sonrasını planlaman gerekir.

Çünkü sadece bir zafer veya sadece bir yenilgi hiçbir şey ifade etmez.

Bundan tam 100 yıl önce büyüklerimiz, büyük bir zafer ilan ettiler ve dinlenmeden arkasını planladılar. Bu zaferi ise farklı zaferler ve mağlubiyetler takip etti.

Bugün buradayız…

Hala bir sonraki adımı planlamanın ne kadar önemli olduğunu anlamakta zorlanan bir ulus olarak: Hepimizin herhangi birimizden daha çok şey bildiğini ve zaferden sonrasının sadece bir kişinin değil, bir ulusun sorumluluğu olduğunu tecrübe ediyoruz.

Dünkü zaferimiz kutlu olsun.

Darısı yarınların başına…

Fikir çilingiri

İnsanlar fikirlerinde ısrar eder ve genellikle haklı karşılıkları vardır.

Mesela, “Kürsel Isınma” veya “Aşı” çoğumuz için bir olgudur. Bazıları ise bunları kabul etmemekte diretir. Bu durumda, eğer fikirleri değişsin istiyorsan daha fazla bilim -yani kanıt- bulman gerekir. Eğer bir mühendisin fikrini değiştirmek istiyorsan -boş laf değil- prototip ile konuşman şarttır. Karşındaki bankacıysa riski elimine etmen, taraftarsa maç kazanman gerekecektir.

Dünyaya bakışımız, inançlarımız ve arzularımız çok çeşitlidir. İnşa ettiğimiz fikirlerimiz ise karmaşık, perspektifimiz ekseriyetle tek yönde kitlidir.

İyi bir pazarlamacı iyi bir fikir çilingiridir. Hangi kilidi hangi anahtarın açacağını çok iyi bilir.

Kontrol

Kontrol çoğunlukla takasın konusudur.

Yarın işe gitmek için trene bindiğinde yolculuğun kontrolü sende olmayacak. Kontrolü konfor ile takas edeceksin.

Kontrol bitmek bilmeyen bir halat çekme oyununa benzer.

Bir ileri, bir geri…

Mesele hiçbir zaman kontrol değildir: Dengedir.

Büyük fikir

Büyük fikirler bireylerden gelir ekiplerden değil ve ekipler büyük fikirleri hayata geçirir bireyler değil.

Bu çok net bir olgudur.

Aksini tartışan ve iddia eden kişiye saygı gösteremem, kusura bakmayın.

Steve Jobs insan üstü estetik kabiliyete sahip solo bir yetenekti. Apple’ı hayata döndüren fikirlerinin arkasında despot gibi durdu.

Tabi ki, Tim Cook, Jony Ive, Craig Federighi, Joswiak, Phil Schiller, Jeff Williams ve diğer bir çok isim olmadan bu elma Apple olamazdı. Ancak hasat ne kadar büyük, süreç ne kadar kompleks olursa olsun, her şeyi başlatan küçük bir tohumdu ve bu tohum Jobs’un keskin ve cüretkar zekasıydı.

Büyük fikirler tek başına düşünen beyinlerin ürünüdür.

Yeterince iyi değil

Bu aralar hobi olarak evde iyi pizza yapmak için çaba sarf ediyorum. Ancak neredeyse her denememin sonunda kendimi “Yeterince iyi değil…” derken buluyorum.

“Yeterince iyi değil…” motive eder. Mükemmeli kovalamak ekseriyetle arzu edilendir ve fakat bazen sinsi bir tuzağa dönüşebilir.

Mesela; açlıktan ölmek üzere olan biri için “Kusursuz Pizza!” diye bir kavram yoktur. Ortada bir Pizza varsa, soluksuz tüketilir.

Michelin’in restoran yıldızları sadece ‘bir’ segmenttir. Kapsama alanına dahil olmayan milyonlarca farklı değerlendirme kriteri vardır.

“Yeterince iyi değil…” bazen herkesi memnun etme arzumuzun karşılığı olarak ortaya çıkabilir. Bu arzu ise bizi vasat ve görünmez olmaya doğru itebilir.

Belki artık yeterince iyisindir ve herkesi değil, doğru insanları memnun etmenin vakti gelmiştir.

Ne dersin?

Hayırlı hafta sonları….