Sormaya değer 1/3

Manipülasyon maruz kalanın uzun soluklu deneyimlediği bir illettir.

Sosyal veya birey manipülasyon şüphesi varsa:

Öncelikle bil ki, yakıtı dezenformasyondur. Bu pürüzü çözebilirsen, takip eden şu soru antidotun olacaktır:

“Ne bildiklerini bilseydin, istediklerini yapmaktan mutlu olur muydun?“

Duygudaş

Empatinin zıttı kayıtsızlıktır ancak ilgisiz olmak bir bakıma pasif bir tutum olduğu için bu karşıt anlam; empati yoksunluğunu anlatmada yetersiz kalır.

Empati benzer nadir kavramlar gibi: Ya vardır, ya yoktur.

Empati ise uyumun tesisi için asli unsurudur. Denge getirir. Olmazsa olmazdır.

Başkalarının senin bildiklerini bilmediğini, herkesin senin arzu ettiklerini istemeyeceğini anlamak duygudaşlığı pratik etmede iyi bir başlangıç noktası olabilir.

Mutlu bayramlar.

Kötü eşleme

1831 yılında İngiltere’de, Broughton asma köprüsünü uygun adım yürüyerek geçmeye çalışan 74 asker, köprünün çökmesine sebep olmuştur.

Senkronizasyon ile ortaya çıkan ritim bağlantıları koparmış, bu tarihten sonra ise benzer köprülerde askerlerin uygun adım yürümesi yasaklanmıştır.

Senkron olmak her zaman faydalı sonuçlar vermeyebilir.

Seni eş zamanlamaya çalışan cihazlarından, sosyal medya haber akışlarına kadar her şeyin aynılaştırdığı vakadır.

Alternatif: Senkron olmaktan vaz geç.

Uygun adım yürümemek seni kötü bir asker ama güçlü bir lider yapabilir.

Değişim zor değil

Çok zordur.

Ancak onu ertelemek öldürücü olabilir.

Ara vermek ise ertelemek değil bazen asıl değişim için bir sıçrama tahtası olabilir.

Şimdi bayram için araya gidiyoruz.

Arayı açmaya değil daha çok ve belki yeniden bağlanmak için birbirimize şans vermeyi deneyeceğiz.

Döndüğümüzde değişmiş olma ümidiyle.

Herkese mutlu tatiller*.

*Biiyorsun, blog için tatil yok. Yine her gün buradayım.

Dünün sorusu

Retrospektif olarak Türk insanının doğru zamanda doğru soruları sorma ve öne çıkma cesareti kırılmıştır.

Sorgulatmayan bürokrasimiz ve soru sordurmayan 1960’ların patron zihniyeti ise problemler çözülemeyecek evreye geldiğinde tepkiyle şunu sorar:

“E, ne yapacağız şimdi?”

Sevgili patron, geciktik.

Bu dünün sorusuydu.

Kızıl tehlike

Çin’in geliştiren, inovatif ve liderliği kabul gören bir süper güç olma ihtimali çok düşüktür.

Çünkü Çin orijinal değildir.

Evet, orijinallik tartışılır ve hep ifade ettiğim üzere her yeni fikir bir öncekinin ilintisi olabilir.

Ancak fikri mülkiyetin kanunla korunduğu koşullarda ihlali desteklemek ve görmezden gelmek apayrı bir boyuttur.

Adı taklitçiliktir.

Apple’dan daha iyisi için ilham alabilir ve bu markanın katkılarını bir kaldıraç olarak kullanabilirsiniz.

Buna uyarlama denir.

Uyarlama yani adaptasyon ise taklitin aksine; inceler, nedenlerini anlamaya çalışır, analoji kurar ve yepyeni veya mutant bir sürüm inşa eder.

Adaptasyon dinamik ve değişime hazırdır. Özgündür.

Taklitçilik ise inovasyonun kanseridir.

Sahteye maruz kalmak yavaşlatır, bezdirir ve nihayet uzun vadede saf dışı bırakır**.

*Çin marka/patent ihlal ve sahtekarlığında Dünya lideridir.

**Dünya insanlığı saf dışı bırakmaya çalışan bir Kızıl Ejderha tehlikesi ile karşı karşıyadır.

İhtilaf

1970 yılında Arizona’lı avukat Russel T. Tansie sekreteri Betty Penrose’ın evine zarar veren yıldırım nedeniyle Tanrı’ya 100.000$ tazminat davası açar.

Savunma makamı hazır bulunamadığı için de davayı hükmen kazanır*.

İhtilaf insanoğlunun en belirgin özelliğidir. Bizi biz yapar. Daha iyi olanı ortaya çıkartır. Kötüyü saf dışı bırakır. Başarılı insanlar ise ihtilafa bayılır ve onu hep pratik eder.

İhtilaftan çekinen, kaçan ve saklanan beyinler uyuşuktur.

Uzak dur.

*Eyaletin tazminatı ödeyip ödemediği konusu muammadır.

'Şimdi' görmezden gelir

Gelecekle ilgili akliselim tek yaklaşım: Hikayesini bugünden deneyimlemektir*.

Çünkü küresel ısınma, gıda ve göç krizi gibi konular dahil tüm sorunlarımız aslında

kısa vadelidir.

Çünkü er ya da geç zaman, şimdiki zaman olacaktır.

Ve ‘şimdi’, hazır değilsen görmezden gelir.

*Bu inşa etmeyi planladığın geleceği bugünden yazmanı gerektirir.

Değerleme

Ülkemizde akut bir değerleme problemi olduğu vaka. Para birimimiz bulunduğu sıralamayı hak etmiyor.

Çünkü hizmet ve işlerimizin karşılığı bu seviyeler değil. Sorunumuzun ise teknikten ziyade siyasi olduğu artık çok net.

Pazarlama için ise fiyatlama çok kritiktir. Ve avamın anladığının çok üstünde bir değer kavramı oyunudur.

Minibardaki gofret pahalıdır çünkü o 28 metrekarelik odada seçeneklerin kısıtlıdır.

Paramızın Zimbabve Doları ile aynı vitrinde sergilenmesi bir fiyat, enflasyon problemi değil değerleme problemidir.

Bu tarz cümleleri sık kurmam ama: Gözünü aç, minibara mecbur bırakıldığını gör. Uyan!

Zorunlu giriş

İstanbul Havalimanı dış hatlar karşılama Duty Free* mağazası seyahat yasaklarından sonra hasılatı toparlamak adına sağ ve soldan geçişleri bloklamış, mağazaya girmeyi zorunlu istikamet yapmıştı.

Dün akşam uzun bir aradan sonra bu yaklaşımın terk edildiğini gördüm. Barikatlar geçiş için kısmen kaldırılmış ama bu sefer de mağazanın sınırları neredeyse yürüyen merdivenin dibine kadar getirilmiş.

Ne umuyorlar bilmiyorum ama bunun da işe yaramayacağı kesin*.

Öncelikle, Duty Free müşteri profili kompleks değildir. Şu şekilde sınıflandırılabilir:

1- Motivasyonu yüksek alıcılar (Zaman veya ücret kısıtlaması yoktur, mağazanız yerin 5 kat altında olsa bile bu alıcı iner ve alır).

2- Olmasa da olurcular (Özellikle zaman belki motivasyon, tercih ve ücret kısıtlaması da olan, kararı pamuk ipliğine bağlı tüketiciler).

3- Ölsem almamcılar (“Satın almadan bu limandan çıkamazsın!” desen “Tamam o zaman, çıkmam!” diyecek olanlar. Bunlar ya kaybedecek 1 dakikası bile olmayan “Frequent Flyer’dır ya da parası olmayan, motivasyonu çok düşük kişilerdir).

Eğer sıralamada mutabıksak, üstüne oynaman gereken, ikna edilecek kitlenin 2. sınıftakiler olduğu barizdir.

Bunları kazanmak için, öncelikle mağazanın etkin ve zaman kazandıran bir modelle çalışması gerekir. Bu deneyimle ilgilidir. Güncellemenden sonra, hızı tecrübe eden ve modelinle teyitleşen tüketici, alım kaygısı zaman olduğunda bunu kendiliğinden giderecektir.

Motivasyon, niyet veya ücret kısıtlaması olan 2. sınıftaki diğer arkadaşları ikna serüvenin ise alana girmeden çok önce başlamalıdır. Bu da yakışıklı bir yatırım gerektirir. Başka alternatifi yoktur.

O yürüyen merdivene dayadığın vitrinleri körüğe bağlasan faydası olmaz.

*Sebelerini anlamak istersen ilgili yazıma profildeki linkten ulaşabilirsin.

Bu mağazanın geçişleri bloklaması ile ilgili Ağustos 2021’de yazmıştım. Birileri dinlemiş veya kendiliğinden uyanmış olacak ki, barikatlar kalktı. Umalım buna da kulak versinler.

İlgili yazımı okumak istersen link: https://www.saridje.com/post/zorunlu-gecis