Ask 'how' more

We ask questions to resolve problems, to remember things or to put them together. 

Often we ask to proof opposite and occasionally we ask to help others to develop a new idea.

Reason you are more hanged at first than second is because you ask with ‘If’.

Question is not “Did the moon landing actually happen?” but is “How it happened?”.

Ask ‘how’ more and keep ‘if’ on silent.

New ideas will follow…

Özel dikim

1760 sanayi devriminden önce satın aldığınız her kıyafet %99 ihtimalle özel dikim olurdu.

Bugün satın aldığınız kıyafetlerin %1 bile özel dikim değil.

Sanayi devrimi ‘kitlesel üretim’ ile özelleştirilmiş ürün kavramını kökten değiştirdi.

Tüketiciye sordurmanız gereken soru şu: Size özel hissettirilen ürünlerin aslında kaçı size özel?

Bu soruyu kovalayıp cevaplayan ‘marka’ olun.

Ama her şeyden önce; hedef kitlenizi daraltın, kitlesel olmaya çalışmayın.

‘Özel’ olun ve ‘Özel’ olana satın.

Beğenip beğenmemek size kalmış tabi ama Tesla Cybertruck ile böyle bir hareket yaptı.

Eleştirileri dinleyin

Harry Potter popüler kitaplar arasında internet değerlendirmesi en düşük olan serilerden biridir.

500 milyon kitap satan serinin toplam film hasılatı yaklaşık olarak 8 milyar dolardır.

Eleştiriler her zaman doğruyu söylemez.

Ancak…

Bazen biri ‘Ben bu elmayı sevmedim’ diyebilir. Bu ‘Kimse bu elmayı sevemez!’ demekten farklıdır.

Eğer o elmayı üreten markaysanız ‘Ben bu elmayı sevmedim’ diyeni dinleyin ve ona teşekkür edin.

Sizi değerlendirmeye ayırdığı zaman için teşekkür edin…

Hedef kitlenizi belirlemede size destek olduğu için teşekkür edin…

Eleştiri dinlemek onları kabullenmek demek değildir.

Dinlemek ‘Seni belki anlamıyorum ama beni değerlendirmeye zaman ayırdığın için teşekkür ederim!’ demektir.

Bu ise güven kazanmaya giden yolun ilk aşamasıdır.

Neden bırakmalısın?

Kapasitenin sınırlarına ulaştığın için bırakmalısın.

Yapacak bir şeyin kalmadığı için bırakmalısın.

Sevdiğin kahramanların yaptığı gibi; sen de kendi hikayenin kahramanı olarak görevin sona erdiği için bırakmalısın.

Ve unutma; öndeyken bırakmak bıraktırılmaktan farklıdır.

Zaman iki şekilde çalışır

Zaman benim perspektifimde iki şekilde çalışır. Birincisinde; yeterli değildir. İkincisinde; ihtiyacınız yoktur.

Zamanın yeterli olmadığı durumlar onu her halükarda kullanmaya yeltendiğinizin belirtisidir.

Hatalı kullanılsa da ‘meşgul’ iyidir.

Zamana ihtiyaç duymadığınız durumlar ise akut bir bilinçsizlik halidir.

Eğer bu hastalığa yakalandıysanız hayatınız bir bakıma sona ermiş demektir.

Geçmiş olsun.

Fazla

Gişe şampiyonu filmlerin silinmiş sahneleri çok olur.

İş bittikten sonra yapılan bu düzenleme neyin fazla olduğuna karar vermekle ilgilidir.

Bazen bir şeyleri üretmiş olmanız onları illa kullanmanızı gerektirmez.

Bazen neyin fazla olduğuna karar vermeniz gerekir.

Çünkü bazen fazla ‘asıl’ olanın öne çıkmasını engeller.

Süslü isimler

CIA işkencenin adını ‘Geliştirilmiş Sorgulama Teknikleri’ (Enhanced Interrogation Technique) olarak değiştirmişti.

2008 krizinin dinamitine finansçılar ‘Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri’ (Collateralized Debt Obligation) demişlerdi.

Cani Pazarlama bazen yalın olanı görmemeniz için süslü isimler kullanır.

Pazarlama iyi olmayanı iyi gösterme sanatı/çabası değildir.

Pazarlama iyi olanı ortaya çıkartır, kötü olanı tiye alır.

Farkına varanlar

  1. yüzyılın küresel akciğer kanseri epidemisine dönüşmesinin sebebi sigaraydı. Tüm bilimsel verilere rağmen 1960’larda 3 doktordan sadece 1’i sigara tehlikesinin farkındaydı. Bugün sigara yılda 1,5 milyon akciğer kanserli ölümün sorumlusu.

Yıllarca asıl sorunun ‘yağ’ olduğuna inandık. “Yok asıl sorun şeker!” diyen John Yudkin’i 1972’de çarmıha gerdik. 2000’lere geldiğimizde ise şeker diyetimizin azılı düşmanı oldu. Yudkin’den ancak 30 yıl sonra şekerin öcü olduğunun farkına varabildik.

İnsanlık olarak bir şeylerin farkına varmamız zaman alıyor. Bu bir gerçek.

Farkına varmak; bakmak, ilgili olmak ve iyileştirme çabası ile ilintilidir.

Etrafınızda bu meziyetleri taşıyan insanlar varsa onları koruyun.

Bir noktada oyunu değiştirecek olan farkına varanlar olacaktır.

Hikayelerinizi güncelleyin

2000 yılında doğanlar 20. yaşlarına merdiven dayadılar.

Z’ler mistik Ortadoğu hikayeleriyle ilgilenmiyor. Onlar için Kudüs’ün veya Wadi Musa’nın artık çokta bir önemi yok. Yıldızlar arası seyahat hikayeleri Y neslinin StarWars fantezisinin ötesinde; Z’ler için rasyonel bir hedefi ifade ediyor.

Türkiye’de 6 milyonun üzerinde 15-19 yaş aralığında genç (Z) mevcut. Bunların 1,5 milyonu ne istihdam ne de eğitimde. Dünya’daki rakipleriyle kıyaslandıklarında ise büyütüldükleri hikayeler ve gerçeklikleri klişe ve eski.

Cumhuriyetin genç kalmasını istiyorsanız hikayelerinizi güncellemek zorundasınız.

Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

Eşitlik

Fırsat ve sonuç eşitliği Batı’da derin bir tartışma konusu. Fırsatların eşit olduğu bir Dünya’nın savunucusuyum ama sonuçların eşitliğinin sağlanabileceğine inanmıyorum.

Mesela;

50 siyahi ve 50 beyazın yaşadığı bir toplumda atlet/sporcu olabilmek için fırsat eşitliğinin tüm hatlarıyla sağlandığını varsayalım. Bu örnekte genetik faktör sonuç eşitliğinin sağlanmasını kuvvetle muhtemel imkansız kılacaktır. 

Siyahiler beyazlara açık ara fark atacaklardır. 

Fırsatların eşitliğini savunan toplumların dogmatik olmayan, rasyonel ve daha faydalı yaşam alanları yaratmaya çalıştığı ve aslında yarattığı (İsveç, Norveç gibi) bir vakadır.

Ancak sonuç eşitliğinde (Equal outcome) diretmek toplumu eşitlikçilik (Egalitarianism) kisvesi altında mutlaklığa sürükler. Türü ve amacı ne olursa olsun otoritenin/baskının olduğu bir yerden ‘iyilik’ çıkamaz.