Pazarlama aptalı oynamaz

En usta dolandırıcı aptalı oynayandır.

Dünya Düzdür Derneği ‘başkanı’ Dünya’nın düz olmadığını herkesten iyi bilir. Ona kazandıran; aksini düşündüğüne inandırmaktır.

Evet, küreyi ısıtıyoruz ve türümüzün Dünya’yı tükettiği yadsınamaz bir gerçek.

‘Geri Dönüşüm’ ise aptalı oynayan şirketlerin, tüketim arzunuza halel gelmemesi için yürüttüğü bir dalaveredir (Tıpkı Dünya Düzdür Derneği ‘başkanı’ gibi…).

Pazarlama bu düzenbazlığa alet olmamalıdır.

Hizmetlerin bedeli

Kral Umberto ve Kraliçe Margherita 1889 yılında kayıtlarda bilinen ilk eve teslim pizza siparişini Raffaele Esposito’ya verdiler…

Pizzamız soğumadan hemen gelsin isteriz ama trafikte aynı motor kuryeler tarafında sıkıştırıldığımızda deliye döneriz.

Hizmetleri alırken kimlerin sıkboğaz edildiğiyle pek ilgilenmeyiz. Bugün piyasanın çalıştığı şekliyle ise her zaman üçüncü kişiler sizin konforunuz için sıkboğaz edilir.

Peki hizmetler birilerini zora sokmadan verilebilir mi?

Eğer sırtında logonuzu taşıttığınız motor kuryeleriniz varsa, cevaplamanız gereken kritik soru budur.

Entegrasyon

İsmi anıldığında bizim mahallede tüyler ürperse de Darwin’in çok kallavi bir tespiti vardır:

“Canlıların uzun ömürlü olanları; güçlü veya akıllı olanları değil, uyum yetenekleri yüksek olanlarıdır.”

Entegrasyon pazarlamanın görevidir. Pazarlama hazır zamanın hakim duygusunu ilmek ilmek işlemekle yükümlüdür. Mercedes’ten elektrikli araba satın alma iştahınız yoksa; bu zamanın hakim duygusuna Mercedes’in uyum sağlayamadığını gösterir.

Kodak, Nokia, Blockbuster, Yahoo ve diğerleri…

Hepsi entegre olmayı, uyum sağlamayı başaramadıkları için yok oldular.

Tez olma

Amerikan iç savaşı başladığında büyük bir çoğunluk “90 gün sürecek!” demişti.

4 yıl sürdü.

Tez canlılık fıtratımızın önemli bir parçası. Fragmanlarımız, modellerimiz ve geri sayımlarımız bu huyumuzun bir ürünü. Bu huy bütünün kısmıyla yetinenlerin huyudur.

Tez canlılık zaman yönetiminin ve üretkenliğin düşmanıdır.

Dikkat edin.

Mucize gözlükler

88 yapımlı They Live’de ana karakterimiz her şeyin iç yüzünü gösterir güneş gözlüklerini keşfeder…

Gözlükleri takıp bilgisayar reklamı olan billboard’a baktığında ‘İtaat et’ klişesini, Karayipler’e davet eden turizm acentesi reklamına baktığında da ‘Evlen ve Üre’ mesajını okur.

Peki gerçekten pazarlama bir şey söylemek isterken aslında başka bir şey mi söyler?

Evet.

Ancak pazarlama kandırmaz, daha iyisine çağırır. Daha iyi bir ‘fırsat’ söz konusuysa sizi iknaya çalışır.

Sizin farkında olup bizim bilemediğimiz kaçırılan bir fırsat mı var?

Varsa anlatın.

Diğer 999 şeyin dışında ‘pazarlama’ budur.

Hazzı erteleme

Sürece inananlar sonuçlar hakkında kaygılanmaz. Çünkü sonuçlar çoğu zaman öngörülenden daha geç kendini gösterir. Odak sonuçta değil sürecin kendisinde olmalıdır.

Sürece odaklanan hazzı erteleme (pleasure delayer) güdüsü ile iş yapmalıdır.

Hazzı erteleme; süreçte olgunlaşan ve gelişenlerin huyudur.

Satış ise uzun ve yorucu bir süreçtir.

İyi satışçı sonuca değil sürece odaklanan haz erteleyicisidir.

Bitaraf olan bahtiyar olur

Hiçbir savaş toplumsal konsensüsle başlamaz. Çıkar grupların kılıç çekmesinden çok sonra toplumlar taraf seçer veya seçmek zorunda bırakılır.

Taraf seçmek bir opsiyon olarak sunulsa da çoğunlukla bir mecburiyettir.

“Bitaraf olan bertaraf olur!” tehlikeli bir klişedir.

Ekseriyetle tarafsızlık taraf olmaktan daha faydalıdır.

Özellikle markaların derin toplumsal ayrışmaları tetikleyen konularda taraf tutmaması çok önemlidir. Ancak argümanın çıkış noktası çevrecilik ve insan/hayvan hakları ile ilgiliyse aksiyon alınabilir.

Meşhur değil bilinir ol

Markalar için meşhur olmak (fame) nihai hedef değildir. Çok konuşulmak yani ‘şöhret’ ve ‘bilinir’ olmak arasında fark vardır.

‘Bilinir’ nitelikli olanla ilintilidir.

Victoria Beckham’ın 2001 tarihli otobiyografisinde ‘Persil Matik’ten daha meşhur olmak istiyordum!’ ifadesi çok konuşulmayı ve gündemde olmayı hedefler. Bunun için de koşul bildirmez.

Her kanalda aylarca reklamları dönen Persil Matik niteliksiz şöhret sahibidir. Sıfır reklam kampanyasıyla pazarlama yapan Tesla ise bilinirdir.

Öyküler ilham verir

Öyküler ilham verir. İlham ise yeni ve benzersiz olana teşnedir.

Tolkien fantastik öykülerini 1937 yılında yazmaya başladı. 64 yıl sonra o öykülerden ilham alan Peter Jackson 5.8 milyar dolar hasılatlı bir film serisi yarattı. Benzer ilhamla Howard Shore belki de hayatının müzik çalışmasını ortaya koydu.

İnsanlar öyküleri sever. Çünkü öyküler tüm gerçekliği ve acımasızlığıyla hayatın akışına karşı bir moladır. Gerçek veya değil alternatif olasılıklar ve gelecekler insanlara moral ve umut verir. 

İnsanlar öyküleri sever. Çünkü öyküler umut verir. 

Her daim yeniyi ve değişimi hedefleyen ve umut için sözleşen pazarlama; öyküsüz var olamaz. 

Bir markanız olacaksa bir öykünüz olmalıdır.

Yazmayı dene

Okumalı mısın? Evet…

Yazmalı mısın? Kesinlikle.

Okumak bir nevi tüketim alışkanlığıdır. Yazmak ise üretkenliği tetikler.

Yazmayı deniyor ama yazamıyorsan az denediğin içindir.