İntihara sürükleyen empati
İnternet ve arkasından gelen teknolojik devrim bize birçok şey öğretti.
Globalizasyonla birlikte birçok üçüncü dünya ülkesinde, kültürel olarak evrimleşmese de, maymun gözünü açtı.
Artık Türkiye’de bile 90’ların kadını ile bugünün kadını aynı değil. Çok pozitif gelişmeler var.
Ancak size şöyle bir retrospektif sunayım:
Özellikle 90’lı yıllarda Balkanlar’da çocukluğunuzu geçirmişseniz şunu hatırlarsınız: Neredeyse her dükkânda ya bir Playboy görseli ya da ünlü bir aktrisin müstehcen portresi asılıydı. Pazarlama sektörü, kadının cinselliğini arabadan hamburgere kadar her türlü ürünün tanıtımında kullandı. Bu o kadar yaygındı ki feministlerin kadının metalaştırılmasına ilişkin retoriğini geliştirmesine bile katkı sağladı.
Tüm bu söylemin ve feminizm zırvasının -özellikle de bugün aşırı solun desteğiyle aldığı delilik hâlinin- ise tam bir palavra olduğunu Instagram ve OnlyFans gibi mecralar ortaya koydu. Gördük ki erkeklerin pazar baskısı olmadan bile kadınlar en mahrem anlarını kayda alıp paylaşmaktan ve satmaktan çekinmiyor, hatta bunu arzuluyorlar. Aynı feminizm, Gal Saad’ın “İntihara Sürükleyen Empati” temasında olduğu gibi, Türkiye’nin başına çok sıkıntılı bir boşanma hukukunu ve sokaklarda genel sağlığı tehdit eden, hatta hayati tehlike yaratan dokunulmaz sokak hayvanları konseptini kakaladı.
Bu yazının amacı ne stereotip yaratmak ne de herhangi bir basmakalıp düşünceyi savunup sahiplenmektir.
İntihara sürükleyen empati, kadınların ve özellikle kafayı sıyırmış solcuların ciddi bir problemi.
Artık susmayıp beyaza beyaz, siyaha siyah demenin ve griden pek fazla haz etmediğimizi dile getirmenin zamanı geldi.
Çünkü bu manyak solcuların dayattıklarıyla ne mahalle ne aile ne de ülke hayatta kalabilecek.
Çocuklarımızı bombok bir gelecek bekliyor.
Bu bir kehanet değil, çok berrak bir gerçek.