İyilik kazanır mı?
House of Cards uzun bir müddet baş döndürmüştü. Ben de mesleki deformasyon gereği peşine kapılanlardandım. Bu dizinin sadece tarihsel tüyoları ve imaları değil (Frank Underwood’un, JFK’nin başkan yardımcısı, sonra başkan olan ve bana göre JFK suikastının bir numaralı şüphelisi LBJ’yi canlandırdığı gibi), insana genel itibarıyla bakış açısı da dramatikti. İzlediysen belki fark etmişsindir, izlemediysen söyleyeyim: Bu dizide hiçbir iyi karakter yok. Herkes ya kötü ya da çok kötü. Bu distopya tabii ki bilinçli. Bu USA’de azımsanmayacak bir çoğunluğun dünya görüşü. Ve evet, doğru tahmin ettin, genellikle aşırı solun.
Bugün içinde bulunduğumuz durumları ve yaşadığımız tüm hayal kırıklıklarını okurken aklıma serinin az kötü sayılabilecek gazeteci karakterlerinin şu diyaloğu geldi:
Lucas Goodwin: “Yaptığı yanına kâr kalacak, değil mi?
Janine Skorsky: “Evet, kalacak.”
İçinde yaşadığımız gerçekliğin önemli bir özeti bu. “İyilik kazanacak” bize satılan en büyük yalandır.