Jenerikten gerçeğe
Jenerik pazarlamanın ne sunduğunu az çok biliyoruz:
Tekrar. Çünkü tanıdık olanı severiz. Sosyal kanıt. Çünkü başkalarını taklit ederiz. Aciliyet. Çünkü bir şeyi kaybetmenin acısı onu kazanmanın hazzından daha güçlüdür. Çapa etkisi. Çünkü ilk gördüğümüz referans noktamızdır (99 TL’nin yanındaki üstü çizili 199 TL). Çerçeveleme. Çünkü ifade algıya yön verir (%95 yağsız, %5 yağlıdan daha etkilidir). Karşılık. Çünkü bir şey aldıktan sonra verme arzusu içine düşeriz (promosyon, ücretsiz numune vd.). Otorite. Çünkü uzmanlara güveniriz (diş hekimleri öneriyor). Tuzak fiyatlama. Çünkü üçüncü seçenek diğer ikisinin konumunu değiştirir (orta boyun üstünde fiyatlanmış büyük boy patates). Varsayılanlar. Çünkü önceden seçilmişe dokunmayız (otomatik yenilemeler vd.). Kimlik ve duygu. Çünkü kim olduğumuzun karşılığı olmalıdır (Apple yaratıcıdır, On elit sporcudur).
Ve diğer trikler…
Jenerik pazarlama çalışır, yıllardır çalışıyor.
Ama artık yeni bir döneme giriyoruz.
Bu kancaların özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde her geçen gün daha az kullanılacağını göreceğiz. Çünkü artık otorite biziz. Mesela Listerine, 1920’lerde “halitozis” kelimesini yaygınlaştırdı. Böylece sıradan ağız kokusu bir ürünle çözülmesi gereken sosyal bir soruna dönüştü. Listerine gibi şirketler gelişmiş tüketici nezdinde gözden düştü. O nedenle bu aralar çok sık işi olduğu gibi anlatan, direkt konuşan pazarlama görüyoruz (The Ordinary’nin dobra konuşması gibi).
Peki gelecek Dobra Pazarlama mı? Kısmen.
İkna artık kısayolların veya duygunun değil, gerçeğin konusu olacaktır. Yapay Zekâ’nın tam ters etki yapacağı konu başlıklarından biri budur.
Gelecek Gerçek Pazarlama olacaktır.