Simülasyon gerçek olabilir

“Delirdin mi?” demeyin ama artık simülasyon teorisinin gerçek olma ihtimalini ciddi olarak değerlendiriyorum.

Bu, arka planı çok derin ama aynı zamanda çok popcorn bir başlık.

AI’ın şu aşamada yaptıkları ve geçirdiğimiz değişim, simülasyonu gerçek olandan ayırt edebilme kaygısının çok ötesinde bir mesele.

Simülasyonu; teorileri ve analojileriyle birlikte tartışabilecek seviyede olduğumu düşünmüyorum. Yaklaşımım sadece olası sonuçlar ve “Neden?” sorusu etrafında şekillenebilir.

Bu tabii ki bir inanç meselesi değil.

İnancın artık beli bükülmez bir plenum olduğunu anlayıp peşini bırakmamız lazım. İnanıyorsun ve bu senin için işe yarıyorsa süper, devam et. Ancak inancını omuzlarında bir ihtilaf nişanı olarak taşıma. Onun sonu yok.

“Neyiz?”, “Nereden geliyoruz?” ve “Nereye gidiyoruz?” gibi sorular, sebebin/gerekçenin rasyonel olduğu varsayımına dayanıyor. Yani “Tüm bu olan bitenin bir anlamı var.” önermesi üzerinde yükseliyor.

Simülasyon bu teolojik yaklaşımı yok saymıyor.

Aksine güçlendiriyor.

Ama oyunun kendisinden çok, kurucu sebepleri sorguluyor.

Mümkün olabilir…