Rizz

Oxford “Rizz”i yılın kelimesi seçti.

İki önemli nokta:

Oxford’a bu seçimi yapması için verdiğimiz yetki hayatımızda enstitülerin ne kadar önemli yer edindiği ile ilgilidir. Ve iyi olanları kurduğumuzda hayatımız kolaylaşır, daha iyi tanımlanır.

Bu kelime Gen Z’nin seçimi. Aktif olarak İngilizce konuşuyor olmama rağmen “Rizz”i bir kere bile kullanmadım. Atlama; ben Gen X veya Boomer değilim.

Rizz, cezbetme yeteneği demek: Charisma yani ‘karizma’ kelimesindeki orta kısım alınarak oluşturulmuş. Ve ayrıca, çok hoşuma gitti. Güzel bir markalama olmuş.

Oxford’u da kendilerine çektiklerine göre zaman Gen Z’nin zamanı.

Hayırlı olsun rizzler…

Değer krizi

Eğer fiyat bugünün değil yarının konusuysa değer baskıdadır.

Pazarlama için ise yüksek veya düşük fiyat yoktur: Doğru karşılık vardır.

Eğer karşılığı yani değeri ölçemiyorsak, sağlıklı bir pazarlamadan söz edemeyiz.

Türkiye’nin içine düştüğü Değer Krizi aynı zamanda ciddi bir Pazarlama problemdir.

Kolay çözüm

Pazarlama ve satışın ‘çözüm’ ile baskılandığı bir çağda yaşıyoruz

Bugün, çözümün adı kolaylık.

Mutfaktan garaja her işe “Nasıl daha kolay olur?” sorusunun kamçıladığı güçlü bir içgüdüyle yaklaşıyoruz.

Ancak ne zaman çözümü sadece kolay ile tanımlasak; tasarımı, kaliteyi, uzun vadeli ve kalıcı olanı gözden kaçıyoruz.

Gerçekten, ihtiyacımız olan sadece kolay mı?

Alaka

Cem Karaca, Eminem, Frank Sinatra ve Coldplay arasındaki fark kalite ile ilgili değildir.

Öyküyle ilgilidir.

Satın aldığın öykü hoşuna giden ezgiye dönüşür.

Saydıklarımın dördü de yüksek nitelikli müzik üretmiştir.

Birini seçmiş olman diğerini daha kalitesiz değil, daha ilgisiz yapar.

İlgi, alaka ve öykü; Pazarlama için her koşuldan önce gelir.

İlk etap

“Bir şeye eşit olan iki şey, birbirine eşittir.”

Öklid’in 5 temel önermesinden biridir.

Bize “Tabi ya!” dedirten her fikir türümüzün geleceğinde çığır açmıştır.

Ancak fark edene kadar her yenilikçi düşünce ilk etapta anlamsız gelir.

Ve eğer bu ilk etabı aşamazsan aşikar olana asla vakıf olamazsın.

Birim farkı

Dün Londra’daydım. Kafanızı fiyat noktasında karıştıracak bir kıyaslama vereyim:

“Starbucks Frappuccino Vanilla Aromalı 250 ml Soğuk Kahve” - 2.75£

UK’nin Erik’lisi sayılabilecek bir markadan 0.7 lt su - 2.35£

Aynı fiyatlama güzel ülkemizde:

Starbucks eğer online alırsan 64.90₺, ve birçok markette 79.90₺.

Su 11.50₺.

Makasa bakın!

UK’de fark 0.40 iken bizde 53.4 birim!

Biz bunu hak edecek ne yaptık?

Boykot

THY lounge’ta Coca-Cola ve bağlı ürünleri yok. Muadilleri de yok.

Boykot bir protesto biçimi. Capt. Charles C. Boycott bunu arazilerini kiralayan işçi sınıfını cezalandırmak için kullanmıştı. Konsept yayıldı. Her dile aynı formatta girdi. Hatta Japoncaya bile: “Boikotto”.

Bireysel dışında boykot kararı ancak konsensüs ile alınabilir. THY uluslararası bir şirket. Bu hizmeti kısıtlama noktasında tüketicisi ile uzlaşması mümkün değil. Bu durumda uygulama boykot olmaz: Dayatma olur.

Para alıp hizmet verdiğiniz müşteriye ise hiçbir şey dayatamazsınız.

Aldığı karar duygusal, kısa vadeli ve yanlış.

Maalesef.

Sallama Pazarlama

Dün Tesla vs. Mercedes ile ilgili yazılmış bir “Pazarlama”cı değerlendirmesi okudum. İlinti Pazarlama için önemlidir. Yakaladığında peşinden gidersin. Ancak nihai değildir. Sadece ilintiyi kullanarak ortaya bir Pazarlama argümanı attığınızda sonuç cılız kalır.

Neymiş efendim?

“Tesla’yı Mercedes veya BMW veya Ford yakalayamazmış. Bunu istese de yapamazmış, geçmiş olmuşmuş…”

Öncelikle, içten yanmalı motor talebi hala çok diri. Çünkü birçok ülke altyapısı elektrikliğe hazır değil. Marketi ise EV’nin öyküsünü satın alacak kıvama daha gelemedi. Jeopolitik olasılıksızlıkları konuşmuyorum bile. Keza Mercedes ve muadillerinin F1 ve diğer alanlarda ürettikleri makine teknolojisi ayrı ekosistemlerin konusudur.

Bunun yanında bu Mercedes vd. için bir momentum meselesi, doğru zaman stratejisi ile ilgilidir. Mercedes ilk EV’sini 2016’da tanıttı. Tesla’nın aynı dönem hisse değeri sadece 20$’dı.

Evet, Tesla büyük bir başarı ortaya koydu. Sadece bir endüstrinin devamı değil, tanımlayıcısı da oldu. Ve bugün Elon’un şirketler ağının önemli bir teknoloji partnerine dönüştü. Bu blog’ta Tesla’yı çok övdüğümü ve öyküsünü satın aldığımı bilirsin. Ancak bunların hakkını vermek başka, Tesla’yı Netflix ve Mercedes’i Blockbuster saymak bambaşka bir olaydır.

Tesla hala araba üretiyor.

Araba.

Bu bir olgudur.

Ve ürettiği arabalar hala çevre ve urban için ciddi sorun teşkil ediyor.

Kendinle yarış

Mücadele ettiğimiz birçok oyun kayıpla sonuçlanır. On binlerin hatta milyonların yarıştığı ve sadece bir kazananın olduğu müsabakalarda aksi nasıl mümkün olabilir ki?

Belki, ancak kendinle yarışırsan.

Alex Honnold gibi.

Bu hafta öyle bir hafta olsun.

Barış zordur

Barış zordur.

Kendimizle bile barışık kalamadığımız bu dünyada başkalarıyla barış hiçte ucuz bir emtia değildir.

Barış bir tavizler takasıdır.

Zıttı da tamamlayıcısı da savaştır.

Beklentin barışsa savaş kaçınılmazdır.