Standart

İçinde bulunduğumuz durum ve koşullara göre standartlarımız değişir.

Bu nedenle kitleye aynı standardı satmak büyük ve önemli bir endüstri başarısıdır.

Bu başarı, “Ben böyle seviyorum…” ifadesi “Herkes bundan istiyor…”dan çok daha yaygın ve üretken olmasına rağmen ortaya konulmuştur.

Bir start-up’san yani işin başındaysan; bu hafta sonu bu mevzuya kafa yor derim.

Kolay gelsin.

Üstünü örtmek

Bugün File’de yaşadığım diyalog:

Ben: Neden el sepetleriniz yok?

Kasiyer: Yandaki siteden alıp getirmedikleri için yönetim kaldırdı efendim…

Ben: Yöneticiniz mağazasındaki hırsızlığın önüne geçemediği için bizi sepetten mahrum bırakmaya karar vermiş o zaman.

Kasiyer: Yok efendim (..)

Ben: (Gülümsüyorum) Teşekkür ederim, kolay gelsin.

Bu mağazanın yöneticisi, bu efendi ve genç kasiyer kadar sorumluluğunun farkında değil. İşini iyi yapmıyor ve muhtemelen aldığı maaşı hak etmiyor.

Bilirsin böyle yargılı yazmak adetim değildir ama; sorun olmayan eşyayı/varlığı farklı nedenler onu sorun haline getirdiği için “Sorun!” olarak kabul edip ortadan kaldırma girişimi “Üstünü örtme” kültürünün bir ürünüdür.

Ve bu sadece bir yönetim problemi değildir. Bu yaklaşımla iş yapılan yerde her türlü usulsüzlük vuku bulabilir. Çünkü “Üstünü örtmek” alternatif bir çözüm olarak kabul edilmiştir.

Tehlikelidir. İşletme batırır. Batırmasa da ciddi zora sokar.

Sevgili File: Adına layık iş yap.

Müşterini filesiz bırakma.

Hatalı başlık

Dün gönderdiğim e-mail’in konusunda bir önceki günün başlığı kalmıştı.

Bazen bu hatayı yapıyorum…

İçeriğin doğru, başlığın hatalı olduğu bir yazı okudunuz.

Başlığın beklenen, içeriğin ise mütemadiyen boş olduğu bir dünya içinde bu hatam mazur görüldü diye düşünüyorum.

Okuduğunuz ve paylaştığınız için teşekkür ederim.

Kusurlu gidişat

Kimse ürettiğin üründeki kusuru senden daha iyi bilemez.

Biz ancak fark edebiliriz.

Eğer bu farkındalığa tepkiliysen kısa vade kazanımların peşindesin demektir.

Hemen hemen her teşebbüs, her iş ve her girişim er ya da geç başarısızlığa uğrar.

Bunu bilerek hızlandırıyorsan, neden başladın ki?

Yöntem problemi

Ikea’nın müşteri hizmetleri ürünleri gibi tasarlanmış. Farklı parçaları bir araya getirip işinize yarar bir sonuç çıkarmanız bekleniyor. Gerçekleşmeyen görüşmelerin kayıt altına alınacağına dair uzun bilgilendirmeler de var. Muhatap yok.

Satış ve pazarlama metodunuz ürünleriniz için yaratıcı çözümler ve inovasyon üretebilir.

Ancak aynı yöntemi iletişim için kullanamazsınız.

İkisi farklı problemlerdir.

Delege edememek

Bugün delege etmem gereken bir işi yapıyorum. Bir müddet önce yazdığım şu yazıyı hatırlattı:


Bir arkadaşım tasarım ofisinin vitrinine astığı sarkastik bir fiyat tablosu paylaştı. Yurt dışında gördüğü ve uyarladığı bu tarife şöyle:

  • Her şeyi biz tasarlarsak - 500₺

  • Biz tasarlar siz izlerseniz - 800₺

  • Biz tasarlar siz tavsiye verirseniz - 1000₺

  • Biz tasarlar siz yardım ederseniz 1500₺

  • Siz tasarlar biz yardım edersek - 2000₺

  • Siz tasarlar biz fikir verirsek - 3500₺

  • Siz tasarlar biz izlersek - 5000₺

  • Her şeyi siz tasarlarsanız - 8000₺

Zaman, efor ve para kazandıran “İşi ehline ver…” düsturunu anlaman için -öncelikle- her şeyi kendi başına yapamayacağını kavraman lazım.

Evet, evinde ekşi mayalı güzel bir ekmek yapabilirsin. Ancak işe koyulmadan önce kendine şunu sor: Bu uğraş bugün sadece benim yapabileceğim işlerin önüne geçti mi?

Geçtiyse, bir dahaki sefere ekmeğini fırından al.


Delege etmedim. Çünkü güvenmiyorum.

Cevaplamamız gereken nihai soru hiç değişmiyor:

“Bize neden güvensinler?”

Stanley şansı

Atatürk’ün termosu ve şimdi yanan arabadan sağlam çıkan bir Stanley.

Reklamın iyisi kötüsü, olur. Bu iyisi.

Bize iki şey hatırlatmalı:

1- Öykü ve alaka düzeyi bütçelerden çok daha önemlidir. Stanley bir Kia fiyatına milyon dolarlık reklam çekti.

2- Ancak, enteresan olan kısa ömürlüdür. Ona bel bağlayamazsınız. 10 sene önceye bak, kaç tane ilgi çekmiş olay bugün hala hayatta?

Bak veya bakma

Kötü bir şey yaptığımızda kimsenin bu tarafa bakmasını istemeyiz.

İyi bir şey yapmayı planladığımızda ise bakılana kadar başlamayız.

Sadece bu iki motivasyon yer değiştirse birçok problem kendiliğinden çözülmüş olur.

Hayırlı hafta sonları…

En kritik Pazarlama sorusu

Pazarlama için “Konumlandırma…” önemli midir?

Evet, kalabalık bir asansörde yer bulma çabası kadar gereklidir.

Ancak o asansöre neden bindiğin; konumun ve kaçıncı kata çıkmak istediğinden daha önemlidir.

Sana neden güvenelim?

Yer tutmadan önce cevaplaman gereken en kritik Pazarlama sorusudur.

Ölçülü pesimist

Aşırı dozda pesimizm sahibini deyim yerindeyse kötürüme dönüştürür. Eğer vaka umutsuzsa eyleme de gerek yoktur. Ve kötü durum nihayetinde daha da kötüye evrilir.

Doğru ölçüde pesimizm ise hazırlıklı olmak ve yaş tahtaya basmama tedirginliğini diri tutan bir tamamlayıcı gibi çalışır. Evet, yorucudur ama gereklidir.

Farz etmek,

…olursa ne olur,

ya…ise,

gibi kalıplar ölçülü pesimistin araçlarıdır.

Kullanışlıdır.