Kaybeden kim?

Bazısı kazanmaktan çok kaybetmekten korkar. Ve bazı yarışlar kimin kazandığından çok kimin kaybettiğiyle ilgilidir.

Kaybetse de kazanacağını düşünenlerle yarışa girmek zordur.

Bu kişilerin, ekseriyetle rakibin kaybını arzulamasından başka kaybedecek hiçbir şeyleri yoktur.

“Sen kaybet, kimin kazanacağı önemli değil!” temalı bir yarışın öznesiysen işin çok zor, geçmiş olsun.

Tulumbacılar

Tulumbacılar, itfaiyecilerden daha güçlü bir üründür. Çünkü öyküsü daha güçlüdür.

Bu sadece bir mazi romantizmi değildir. Nostalji, Pazarlama için değişimden korktuğunda saklandığı bir kabuk değil; özlem, görgü/tecrübe, tutarlılık ve sürekliliği işlediği zengin bir kaynaktır.

2018 yılında San Francisco’nun Powell caddesinde yürürken devriyede olan bir itfaiye aracına denk gelmiştim. Tüm modern donanımına rağmen, bu araçlar ekipleriyle birlikte nostalji yayıyorlardı. Kadrajıma giren şu itfaiye eri ise o sırada oradan geçmekte olan bir ilkokul grubuna oyuncak baret hediye edecekti:

Pazarlama durmadan gerçekleşebilir ancak bu süreklilik için kadimlik, yani güçlü bir öykü şarttır.

“Yangın olur biz yangına gideriz…” diyen Tulumbacılar, bu işin parçası olmayı arzulayan bir çocuk için itfaiyeden daha çok dikkat çekecek ve anlam üretecektir.

Hep söylüyorum, ülkemizin Pazarlama problemi yoktur. Problemi pazarlamadır.

Hayırlı haftalar.

Sıvanmış paçalar

Temel atma töreni yüzyıllara yayılmış bir gelenektir ve neredeyse her kültürde gözlemlenir.

Bir Pazarlama faliyetidir, reklam çalışmasıdır (İng. publicity stunt).

Ürünün konuşulmasını hedefler.

Ortada ürün yoksa, fiyasko olur.

Bir de “Topping out” yani inşaatın bitim merasimi vardır.

Kuzey Avrupa ülkelerinde yaygındır: Temel atmadan daha çok ilgi ve dikkat çeker.

Bizde pek itibar görmez.

Çünkü bizde paçalar dere ortada yokken sıvanır.

Seçimlerin nedeni

Yeni bir gerçeğin geçerli olabilmesi için öncelikle dünya görüşümüze uyması gerekir.

Bu yapıyı, yani bakış açısını veya perspektifi inşa etmek ise çok meşakkatli bir süreçtir.

51 gün yetmez.

Seçimler çoktan yapıldı.

Bugün nedenlerini anlamaya çalışmak, %’leri anlamaya çalışmaktan daha anlamlı olacaktır.

Hayırlı hafta sonları.

Hiçbir şey yapma

Soyu tükenmekte olan yaban keçileri veya pandalar; onları koruduğumuzdan habersizdirler.

Aksi ise hep belirgindir. Şiddet kendini gösterecek birçok araca ve bolca efora ihtiyaç duyar.

Merhamet, bazen hiçbir şey yapmamaktır.

Gel, bu ay hiçbir şey yapma.

Kutlayanların Ramazan’ı mübarek olsun.

İşin erbabı

Zanaati yeteri kadar dikkate almıyor ve değer vermiyoruz.

Zanaat, sadece bir işi yapabilme becerisi değil, işi kusurlu yapma maliyetinin önündeki sigortadır.

Profesyonel için küçük hata, amatör için ölümcül olabilir.

Zanaat; bol pratik, tutarlılık ve tutkunun ürünüdür.

Bu meziyetleri ortadan kaldır: Elde ıskarta kalır.

İşin erbabının değerini bilin ki, işiniz yürüsün.

Zıtlar

Zıtlar işe yarar. Güzel ayraçlardır.

Bu yıl kış görmeden bahar geldi. Açılan tomurcuğa layıkıyla sevinemiyoruz çünkü zıttı işini yapmadı.

Zıtlar ise tanımlayıcıdır ve Pazarlama zıtlarla tanımlar.

“Onlar orada, biz burada!” çağrısı gibi, aynı işi yaptığın rakibin bile karşıtındır.

Apple’ı Samsung’tan daha iyi kim tanımlayabilir?

Nevruz kutlu olsun.

Hızlanıyoruz...

ChatGPT sadece bir başlangıç.

Dün zaman ölçeğinde imkansız olan bugün olağan olmak üzere.

Dün 100’lerce saat iş gerektiren dijital efektler bugün Synthesia ve benzeri yapay zeka platformları sayesinde dakikalar içinde halloluyor.

Zamanı kullanma kabiliyetimiz tarih boyunca hep güncellendi: İlk tekerden elektriğe ve telgraftan telefona kadar her gelişim bizi biraz daha hızlandırdı.

Bugün yaşanan güncelleme ise çok nadir ve eşsiz.

Büyük bir kırılma noktası.

Saatleri geri alın: İşler çok hızlanacak!

Protesto

Sanatçı Jeremy Deller’in şöyle bir monologu var:

“-Bir protesto biçimi olarak sanat, ne kadar önemlidir?

-Çok!“

Pazarlama protestoyu kullanmalıdır.

Rakip ürünün kusurlarını, alışkanlıkları ve bazen yolunda gitmeyen birçok şey için herkesi protesto etmelidir.

Hiçbir şey doğru zamanda ve doğru biçimde yapılmış bir protestodan daha radikal değildir.

Yarın protesto et.

Hayırlı haftalar.

Reddiödül

Starbucks’ta bugünün diyalogu:

Ben: Rewards ile ödeme yapmak istiyorum (Yani topladığım yıldızlarla, bedava!)

Kasiyer: Tabi, ne içersiniz?

Ben: Caramel Macchiato, extra shot, short.

Kasiyer: Neden short (Kısa)?

Ben: £@@#>£$½

Kasiyer: Bedava ya, büyük boy alabilir ve istediğiniz kişiselleştirmeyi yapabilirsiniz…

Ben: Teşekkür ederim, kısa olsun.

Kasiyer: ££#>@@£#>

Kasiyer şaşkın çünkü bunun bir ödül olduğuna ikna olmuş.

Ve kim “Bana yarım Oscar lütfen…” der ki?

Oysa bu düzenli müşteriye uygulanmış bir indirimdir ve kabaca %6’ya tekabül eder. Bu Starbucks’ın bana sattığı bir kahveden elde ettiği %250 ve belki üzeri kârının sadece %2’sidir.

“Starbucks Rewards (Ödüller)” sadece içi boş havalı bir isimdir.

Ben bu programın “Gold” üyesiyim.

Çünkü enayiyim ve bunu kabul ediyorum.

Ancak yine de kısa içeceğim!