Alay konusu

“Alayın kendisi mi, yoksa alaya konu şakanın kapsamı mı gücendirir?” sorusunun cevabı çoğu zaman belirsizdir.

Kimi alayı bir bütün olarak kaldıramazken, kimi bazı türlerinden kaçınır.

İletişimin becerisi bu ayrımı iyi anlamakla ilgilidir ve ifade bu anlamda hiçbir zaman tam olarak özgür değildir. Çünkü incinme veya kusur algılama değerlerinin bir matrisi ve standardı yoktur.

Bazısı için “A” karikatür komik bir diğeri için ise töhmetli olabilir.

Pazarlama, alayı iyi kullanır ve her zaman bu anlamda dikkatli ve seçicidir.

Ve eğer üzerinize alınıyorsanız, hiç çekinmeyin: Çünkü hedeflenen tam da odur.

Bir başka tercih meselesi...

Dün akşam uzun bir aradan sonra THY dışında bir hava yolu ile yurt dışı uçuşu yaptım.

Lounge hizmetlerinden, uçak içi yemeklere kadar bariz bir sınıf farkı gözlemledim. Fiyatlar neredeyse aynı olmasına karşın, bu yabancı şirketin sunumu Beltur kalitesindeydi. Uçak içi eğlence ve diğer detaylara girmiyorum bile: Bariz bir THY üstünlüğü söz konusuydu.

Uçuşun ortalarına kadar yol arkadaşımla bu detayları istişare ettik. Sonra şunu fark ettik: Bu uçakta koltuk diz mesafesi THY’nin en az iki katıydı. Koltuk oturma alanı daha genişti. Evet, kantin kalitesinde çatal bıçak ile yemek yedik ve evet, eğlence sisteminde en yeni film 2021 tarihliydi ama dizlerimiz daha konforluydu.

Sık uçan iki yolcu olarak tercih yapamadık…

THY’nin bizi daha iyi çatal ve bıçağa karşılık, sıkışık oturmaya alıştırdığı konusunda uzlaştık.

Pazarlama güçlü ve garip bir mefhum.

Öğrenin.

Otantizm

İvedilik, hızlı teslimat, günümüz ticaret modelleri için temel ve hayati bir gerekliliktir.

E-mail ise 90’ların iletişim habitatında hızlı bir haberleşme modeliydi. Bugün değil. Artık kısa soruları e-mail ile yönlendirmek, elinin altında araba varken at ile seyahat etmeye benziyor.

Bazısı ise bu iletişim yolunun otantizmini resmiyet ile karıştırıyor.

Hayır, e-mail ile iletişim seni daha resmi yapmıyor: Eski yapıyor.

Otantizm süslü bir konsepttir. Giyebilirsin.

Ama fazla uzun sürmeyecektir…

Çünkü konfor her zaman galip gelir.

Ürünsüz Pazarlama

Silicon Valley Bank battı.

Web sitesini ziyaret ettiğinizde, bu ürünün üzerindeki aktif pazarlamayı her tıklayışta görür ve hissedersiniz.

Liderlik bölümünde sizi süslü fotoğraflar ve bir o kadar süslü unvanlar karşılar. Mesela Kim Olson, Chief Risk Officer (Risk Kurulu Başkanı). Riski hesap edemeyen bu şerif, kasabanın diğer şerifleriyle birlikte ortalıkta yok. Kayıp.

“Dünya çapında inovasyonu destekliyoruz!” ve benzeri yakışıklı klişeler etikten ve insanlığa ne kadar değer verildiğinden bahsediyor. Belli ki, mevduat sahipleri hariç tutulmuş. Onlar hortumlandı.

Paralar suyunu çekti ve ürün ortada yok.

Web sitesindeki Pazarlama terk edilmiş oyun parkındaki çocuksuz bir atlıkarınca gibi: Anlamsız, faydasız.

Ürün yoksa Pazarlama olmaz.

Bu nedenle hiçbir iş modeli pazarlamadan başlamaz.

Üründen başlar.

Bunu kafana kazı ya da hiç başlama.

Her şey olabilir

“Everything Everywhere All at Once, 7 dalda Oscar aldı.”

Benim manşetim bu. Çünkü aldı ama hak etmedi.

Her zaman olmaz. Olduğunda bil ki, Pazarlama çalışır.

Ve Pazarlama her zaman hak edenin yanında değildir.

Ancak neredeyse hiçbir zaman kopyadan taraf olmaz.

Özgünlük Pazarlama için var olma meselesidir.

Ne diyelim, her şeyin bir ilki vardır.

Usulca git

Çoğunlukla öfkeli olmak bir seçim değildir. Bir dayatmadır.

Ancak öfkeli kalmak, istisnasız bir tercihtir.

Bazen bir argümana, bazen bir kişiye ve bazen bir fikre öfkeli olabilirsin.

Muhalif olanı dinlemek öfkeni yatıştırıyor ve seni öfkenden uzaklaştırıyorsa; bu fikre bir şans ver derim.

Öfke ancak kısa mühlette işe görür.

Tekrar düşünmen, sağlıklı gözlem için yatışman gerekir.

O güzel geceye usulca git.

Bırak, kinaye Dylan Thomas’ın elinde kalsın (Link).

"Kazanan hepsini alır!"

Seçimlerin hiçbiri “Kazanan hepsini alır!” şeklinde vuku bulmamalıdır.

Bizde maalesef; böyledir. Bu nedenle gergindir: Korkutur.

Oysa seçim, alelade bir iş ve her günün konusudur.

Her gün seçeriz:

Markette ekmeği ve domatesi, alışkanlıklarımızı…

Para, zaman ve dikkatimizi nereye harcayacağımızı.

Neredeyse her şey bir seçimin konusudur.

Ve seçimde hep kasanın kazandığı tek yer belki, kumar masasıdır.

Öyle kalmalıdır.

Umarım bu Seçim, sıfır toplamlı son seçimimiz olur.

Daha iyisini istiyoruz

Daha iyisini istemek, suç olmamalı.

Daha iyisini istemek, nankörlük sayılmamalı.

Daha iyisini istemek, dışlanmamalı.

Daha iyisini istemek, dünün bugünden daha kötü olduğu gerçeğini inkar etmek olarak okunmamalıdır.

Farkındayız.

Ve daha iyisini istiyoruz…

İş başa düştü

Çok büyük bir Kapitalist tutkunu olduğumu söyleyemem ama geçerli daha iyi bir modelin olmadığını düşünenlerdenim. Aksini iddia eden kişi, ancak gerçekle rabıtasını kaybetmiş bir idealist olabilir. Bu bir süreç, mutlaka evrilecektir ama yakın zamanda değil.

Sistemin büyük kusurları olduğu vaka. Burada Pazarlamayı önemli ölçüde ilgilendirdiğini düşündüğüm “Öncelik/İmtiyaz” konseptini tartışmak isterim. Privilege/priority yani imtiyaz/öncelik hak edilir ve karşılıklıdır. Hava yollarının sunduğu programlar gibi.

Ancak her pratik beraberinde alışkanlıklar üretir.

Öncelikli bu kişinin kendine has sıradan c_heck-in_ yapma alışkanlığı ortak alanlara; trafiğe, hastaneye ve hatta evin içine sirayet edebilir. Ve bu imtiyaz beklentisi de diğer birçok şey gibi bir huya dönüşebilir.

Sadakat mutlaka imtiyaz ile ödülendirilmelidir ancak bunun dahi “Fırsatların Eşitsizliğinin” sonucu olduğu ve özellikle ortak alanın bu konsept dışında tutulması gerektiği unutulmamalıdır.

Ve hatta Pazarlama, bunu ayrıcalık tanıdığı müşterisine kibarca anlatmalıdır.

Pazarlamanın işi midir? Kesinlikle hayır.

Ama eğitimin üstüne düşeni yapmadığı ortadadır.

Pazarlama ise “İş başa düştü”yü herkesten iyi tanır.

Kısa akıl

Sınıflandırma en belirgin özelliklerimizden biridir. Severiz.

“Uzunlar böyle, kısalar diğer tarafa… Şişmanlar sağdan. Bu musluk sadece siyahlar için!”

Cinsiyet ve yönelim, ırk ve fizik, milliyet ve kültür gibi tasnifler eğer ilk bakışta görünür olmayan: Beceri, zeka, nezaket, cömertlik ve cesaret gibi özelliklerin önüne geçiyorsa işleri kolaylaştırmaz zorlaştırır.

Çünkü ilk bakışta görünür olmayan tüm diğer özellikler uzun vadede kendini gösterir.

Kısa vade, kısa aklın işidir.

Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.