Asılsız

Bugün biri güzel bir liste yayımlamıştı. 1925 yılında, 100 yıl sonrasını öngören gazete küpürlerini derlemişti. İnsanlık, geleceğini tahmin etmede hiç başarılı değildir. Bu nedenle uyduruk kehanetlere sarılır; bilmek ister.

Tahminler arasında ilgimi en çok çeken, Connecticut’lu fanatik bir avukat olan Henry F. Fletcher’ın doğum kontrolüyle kafayı bozmuş olmasıydı. Tahminine göre, 2025’te Dünya hiçbirimize yetmeyecekti. Oysa bugün tam tersini yaşıyoruz. Doğum oranları hızla düşüyor ve özellikle gelişmiş ülkelerde dünya hızla yaşlanıyor.

“Bitecek. Bunlar son. Aldın aldın.”

Kıtlık korkusuyla tehdit etmek, çirkin ve asılsız olsa da her zaman işe yaramış etkili bir pazarlama taktiğidir.

Gün 1

Baştan başlamak güzeldir. “Aç/Kapa kendine gelir!” sadece bir temenni değildir; program dilinde işe yarar. Kendini, her gün yürüdüğün patikada bir anlık dalgınlıkla kaybolmuş hayal et: Sağa sola savrulup turlar atmaktansa, baştan başlamayı tercih edersin.

Belki enerjin tükendiği için daha yavaş, belki de hevesin kaçtığı için daha mutsuz bir ritimle ama doğru yolda…

Baştan başladık. İhtiyacın buysa, bugün gün 1.

Hayırlı seneler.

Yeniyi doldur

Yeniye karşı tutumumu biliyorsun: Yeni, şimdiliktir ve başka bir formu yoktur. Denenmiş, eski, kullanılmış; yani anlaşılır, tecrübeli ve deneyimli olanın karşısında şansızdır.

Yeni, kuşkusuz sattırır. Ancak her yeni, geliştirilmiş demek değildir. Apple’ın iPhone serisi gibi. Yenidir ama neredeyse bir öncekinin aynısıdır. Tüme varırsak, aslında birçok yeni, eskidir.

Yeni, güçlü bir Pazarlama kaldıracıdır. Bir gerekçedir: Kutlamak için, satın almak için, yeniden başlamak için. Ama…

Evet, ama yeni tek başına yetersizdir. İçinin doldurulması gerekir.

Bu yıl yeniyi eskitmeden doldur.

Mutlu yıllar.

Ürün/Pazarlama

Ürün yok, Pazarlama var: Dolandırıcılık.

Ürün var, Pazarlama yok: Delilik.

Ürün var, Pazarlama var: Deha.

Ürün yok, Pazarlama yok: Dalalet.

İyi metin

Pazarlama için hangisi daha önemlidir: Kelimeler mi yoksa görseller mi? Tabii ki, işi sağlama alıp “İkisi de!” deriz. Öyledir de. Ancak çok iyi bir görsel, çok kötü bir metni kurtaramaz. Tam tersi ise gayet mümkündür. İyi bir metin, kirli duvarlarda bile günü kurtarır.

Abraham Lincoln’ün Gettysburg konuşması 272 kelimeden oluşur. Bu 272 kelime, on binlerce kişinin canını alan bir iç savaşı ve tüm politik karmaşayı gölgede bırakmıştır.

İyi metinler kaleme alamayan, iyi bir Pazarlama yapamaz.

Kampanya, hizmet ve yeni

Pazarlama, bir projenin konusu olabilir: Noel kampanyaları gibi. Etkisi, ilgilisi için mesajın gücü ve öykünün kurduğu bağ kadar güçlü olur. Bir hizmetin konusu da olabilir. Depozitolu. Durmaz. Doğal gaz ve elektrik gibi.

İkisi de etkisi nispetinde fiyatlanır. Ancak problem şurada ortaya çıkar: Etkiyi nasıl ölçeriz? “Kısa vadede alınan satış reaksiyonları,” diyebilirsin. Evet, ancak öykü ölmez. Mesela Stanley’yi hatırla. Su mataracısına güçlü bir ivme kazandıran yanan araba kampanyası, tek başına hiçbir işe yaramazdı. Stanley olduğu için ve yıllara yayılan uzun soluklu bir pazarlama kampanyasının parçası olduğu için işe yaradı.

Peki bu yanan araba projesi, yılları unutturdu mu? Evet.

Çünkü diğer her şeyde olduğu gibi, yeni hafızanın da dikkatini dağıtır. İyi pazarlamacı bunun bilincindedir. Bu bilinç onun fevri davranıp kısa vadeye oynamasının, nihayetinde Jaguar benzeri faciaların önüne geçecektir.

Murphy

Murphy Kanunu kısacası şunu önerir: Birçok bileşen veya adım içeren bir sistemde, her bir bileşenin başarısız olma ihtimali vardır. Sayı arttıkça, en az birinin başarısız olma olasılığı da artar.

Görecelidir. Bazen komik bir dramayla ele alınır, ancak bence net çalışır.

Kritik soru şu: Entropi, evrenin bozulmaya ve düzensizliğe eğilimli olduğunu söyler. Bu durumda, bir sistemin aparatları olarak aldığınız kararların kaçı Murphy Kanunu’nun kapsamı içine girebilir?

Birçoğu. Ve yanlış bir karar, hayatınızı bir Murphy tımarhanesine dönüştürebilir.

Dikkat edin.

Kötü istikrar

Her iş için istikrar kilittir. Güvenlik görevlisi istikrarla işini yaparken karşılığında talep ettiği sadece istikrarlı bir maaştır. Ancak her işte istikrar, istikrarlı karşılıklar almaz. Bazı işler istikrarla hep daha fazlasını talep eder. Karşılığında ise istikrarla hep az verir. İşte asgari ücret en çok bu kesimi yorar.

Asgaride istikrar, kulağa pek hoş gelmiyor.

Doktoralı pilav

Veni Vidi Göz’ü, Türkiye’de bir yerlere gelebilmiş en kötü marka ismi sanırdım. Ta ki dün Pilav Akademisi’ni görene kadar.

Arkadaşlar, gerçekten sizi tebrik ediyorum.

Helal olsun.

Yapabilir miyiz?

Doğru insanlara ulaşabilir miyiz?

Kendimizi doğru ifade edebilir miyiz?

Söz alabilir miyiz?Söz verebilir miyiz?

Verdiğimiz sözleri tutabilir miyiz?

Geri döndüklerinde ulaşılabilir olabilir miyiz?

Hata yaptığımızda bununla yüzleşebilir miyiz?

“Benim daha iyi bir fikrim var” diyene şans tanıyabilir miyiz?

Yol yapmak bir yana, yol açabilir miyiz?

Yeninin geçici olduğunu kabul edebilir miyiz?

Acilleri erteleyebilir miyiz?

O zaman Pazarlama yapmaya başlayabiliriz demektir.