Reaksiyonlar ülkesi

Çocuğunu trafikte birinin ölümüne sebep olduğu için yurt dışına kaçıran Anne insanımıza sorumluluğun ne kadar önemli bir kavram olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Bu Anne içgüdüleriyle hareket ederek belki de bugün onu eleştiren diğer binlerce annenin yapacağı bir şey yaptı. Peki, sorun bu Anne’nin gösterdiği reaksiyon mu? Hayır. Ne kadar itiraz ederseniz edin; reaksiyonlar kontrol edilebilir veya öngörülebilir haller değildir.

Bu Anne için sorun reşit olmayan oğluna araç veren problemli karakter yapısıdır. Sorumsuzluğu orada inşa etmiştir.

Bu karakter ise inancın, kültürün ve öykünün ürünüdür.

Ülkemiz uzun bir müddet reaksiyonlara not veren bir “Yetenek Sizsiniz” tımarhanesine dönüşmüştür. Problemi yanlış yerde aramaya devam ettikçe iyileşmeyeceğiz.

Sorumlu anne ve kadınların yaklaşan 8 Mart’ını yürekten kutlarım.

Değer üzerine

2008 yılının Eylül ayında kriz, o gün bir değeri ve karşılığı olmadığı halde satılan finansal ürünler nedeniyle patlak vermişti. Ancak Lehman Brothers ve piyasanın günahı bilerek değersiz bir ürün satmış olmak değildi: Değersiz bir ürün inşa etmiş olmaktı.

Bugün kendine şu iki soruyu sor:

-Değer üretiyor muyum?

-Ürettiğim değeri adil bir fiyattan satıyor muyum?

Eğer bu sorulara dürüst cevapların yoksa, er ya da geç birgün patlayacaksın.

O gün geldiğinde; sana acımayacağız.

Bir daha: Ayrı!

The Killer bir Fincher seri üretim klasiğiydi. Seversin sevmezsin ayrı mesele ama en kötü kaynak bile cımbızlanırsa malzeme üretir.

Popeye bu lafı ne zaman ve nerede demiş bilmiyorum, The Killer şöyle alıntılıyor: “İstisna, olağanüstü veya farklı değilim sadece ayrıyım…”

Pazarlama açısından ‘ayrı’ olmanın ne kadar önemli olduğunu zannedersem arzu ettiğim kadar vurgulayamam.

Ayrı.

Fark edilir.

Sınırlamalar

Kapitalizmin yaptığı çok basittir: Bize istediğimizi verir. Komünizm ise tam tersi: Onun istediğini.

Birincisi doğal akış, ikincisi sınırlamalar ile ilgilidir.

Sınırlamalar…

Ehliyetin konusudur. Ehil olan sınırlanmaz. Çocuğunuza uyguladığınız yaşam kısıtları bir yetersizlik meselesidir. Ama bunun sürmesini istemezsiniz. Onun yeterli hale gelmesi için üstün bir çaba sarf edersiniz.

Dolayısıyla çözüm “Nasıl kısıtlarız?” değil, “İnsanları nasıl ehlileştiririz?” sorusu etrafında şekillenmelidir.

Net

Net olmak çok önemli bir konsepttir.

Olmak, olmaya çalışmak değildir.

Net olman gerekiyorsa net ol.

Akıl

Bugün biraz bir bitter yazdım: Yazının ruhuna atfen “Öyle hasıl oldu.” diyelim… :)


Ayaklarını kaybedebilir ya da o şekilde doğabilirsin. İşlevsiz bir göz veya kulağın olabilir. Tek böbreğe, kuvveti limitli bir kalbe muhtaç kalabilirsin.

Hiçbiri engel değildir.

Çünkü her koşulda ‘sen’ varsın. Çünkü bu satırları okuyup anlam üreten bir aklın var. Çünkü sağlıklı bir aklın sınırları yoktur.

Varlık akıl ile anlam bulur.

Varlığın önünde tek engel yitmiş bir akıldır.

Gayri ihtiyariyse büyük talihsizliktir. Bir seçimse varlığa yapılmış en büyük hakarettir.

Birincilere destek oluruz. İkincilere merhametimiz kıttır.

Seçimleri koru

Seçime giden süreçler çok komplekstir. Hep söylediğim gibi; Pazarlama bu seçimleri kolaylaştırır. Ancak Pazarlama, kendi başına seçim matrislerinizi inşa edemez. Kültür, inanç, deneyim çok ciddi faktörlerdir.

Satın alacağınız ayakkabıyı beğendiniz, denediniz ve fit olmadı.

Yarım numara daha büyük? Alternatif? Pazarlamanın ışık hızında cevaplaması gereken sorulardır.

Çünkü seçim sahiplenene kadar kırılgandır.

İşimizin yarısı onun inşasına katkıysa, diğer yarısı onu korumaktan ibarettir.

Mia'nın geliri

Emek yoğun, gerçek iş yapan ve ürün üreten insanlarla çalışıyorum. Bu organizasyonların ortalaması en az 250 kişi istihdam ediyor. Operasyonel yükleri haftalık 100 saati aşıyor. Ciroları yıllık ortalama 10 milyon $’ın üzerinde seyrediyor.

Ancak hiç biri Mia Khalifa’nın aylık 5.5 milyon$ OnlyFans gelirine ulaşamıyor.

Ve eğer bu senin için adil bir kıyas değilse; şu aralar Tokyo Üniversitesi’nin Kamioka’da dağın derinliklerine inşa ettiği, evreni daha iyi anlamamızı sağlayacak Nötrino (Yani temel parçacık) gözlem odası için çalışan bilim insanlarının Mia’nın gelirinin 100’de 1’ni kazanmadıkları kesin.

Paranın veya kaynağın haksız/oransız dağılımı vaka.

Bu bizim arzularımıza velhasıl öykülerimize, ihtiyaçlarımızdan daha çok pay biçtiğimizin en büyük göstergesidir.

Mia’nın yaptığı işi öğreten eğtim sistemlerimiz ve okullarımız yok. Onlyfans ise Mia ile birlikte diğer içerik üreticilerine yılda 5 milyar $ ödeme yapıyor.

Pazarlama, öyküyle ilgilidir.

Öykü ise ekseriyetle arzularınla…

Bazen ve çok nadir etikle.

Ona göre çalış.

O an gelmedi

Son siyasetin pazarlamasını yorumladığımda Sinan Oğan’ın yanlış ve boş bir ürün olduğunu konuşmuştum. Topa tutuldum. 1 ay sonra Sinan Oğan ortalıktan kayboldu.

Yine üzerinize alınmazsanız siyaseti değil, pazarlamasını yorumlamak isterim:

“Kadıköy Mesut olacak!” Mesut Kösedağ ve “Sinemde Üsküdar var” Sinem Dedetaş.

Tekerleme eğer gazoz/sakız satmıyorsanız hiçbir zaman iyi bir Pazarlama sloganı değildir. Hiçbir anlamı yoktur. Çünkü ürün sloganı spesifik olmak zorundadır. Nike’ın “Just Do it”i veya Apple’ın “Think Different”ı gibi. Mutluluk, sine, yürek vs. enli kavramlardır. Hudutsuzdur. Dolayısıyla ürünle ilintisiz kalır.

Buna ek olarak, Mesut’u da Sinem’i de tanımıyoruz. Belki Kadıköy yeterince mesut ve Üsküdar bir sinenin içine girmek istemiyor olabilir. Önce ürün. Sonra -belki- slogan.

Bir diğer broad yani hudutsuz slogan da dün okuduğum “Gerçek Belediyecilik”ti. Ne yani şimdi; evimizden çöp toplayan kamyonlar bir simülasyonun parçası mı? “Gerçek, tam, hemen…” gibi market reyonu sloganları kavramlarınız tükendiğinde sığındığınız kalıplardır. Ucuzdur. Yapmayın.

Biliyorsun, hep söylüyorum: Türkiye’nin Pazarlama problemi yok, problemi Pazarlama.

Her neyse o an gelmeden ben kaçayım…

Öykü inşa et!

Biliyorsun öyküyle ilgili çok sık konuşurum. Çünkü benim için Pazarlama öyküden ibarettir. Geri kalan her şey teferruattır.

Bazen puzzle/çözmece gibi yazmamın sebebi seni dolaylı düşünmeye sevk etmektir. Çünkü ancak bu yolla çoklu ve farklı düşünebiliriz. Lakin öykü konusunda bir kez daha net ve dolaysız olmama müsade et:

Öykün varsa pazarlaman vardır. Öykün varsa tanımlanabilir ve tarif edilebilirsin. Öykün varsa bilinebilirsin.

İnsan hayatı boyunca insanı tanımak ile uğraşır. Esasında tanımaya çalıştığı kendisidir.

Ve dikkat et kendini tanımayan ve tanımlayamayan insanlar öyküsüz insanlardır.

Öykü inşa et.

Pazarlama takip edecektir.