Geliştirme (?)

Geliştirme ve genişletme arasında ciddi fark vardır ancak çoğu zaman birbiriyle karıştırılır.

Geliştirme yeni olan ile ilgilidir. Yeni ise ekseriyetle fazla olandan kurtulma çabasıdır.

Bizi floppy diskten, optik sürücülerden ve cep telefonların plastik klavyelerinden genişletenler değil geliştirenler kurtarmıştır.

Kullanılıp tüketilen, iyileştirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması gereken parçaları tespit etmek yani yeniyi kovalamak inovasyon gerektirir.

Mesela Twitter’a eklenen Story özelliği geliştirme ile ilgili değildir çünkü yeni değildir.

Genişletme geliştirme değildir. Genişletme çoğu zaman hantallaştırır.

Neden Central Park?

Ormanlardan kaçıp şehirler kuran insanlar, nefes almak için şehirlerin içine ormanlar inşa etmek zorunda kaldılar.

Peyzaj mimarı Law Olmsted bu hikayenin şüphesiz protagonistiydi.

Olmsted bir dahiydi.

Amerika’nın en az Central Park kadar meşhur diğer 99 parkını tasarladı.

Olmsted’in ürünlerini dünyanın geri kalanındaki benzerlerinden ayıran ülküdür.

Sağgörü, görünüm, vizyon veya ileri görüş.

Bu kavramların hepsi zor kararlar alma ile ilintilidir. Çünkü geleceği sezgileyen şimdide yaşayanlar ile uzlaşamaz.

Neden Central Park?

Çünkü Central Park 18. yüzyıldan 21.yüzyılı seyir edebileceğiniz bir zaman makinesidir. Kendi halinde bir zaman yolcusunun düşünceye, şimdiye ve gelecek kaygısına attığı bir çentiktir.

Önemli iş

“Bir işi ‘önemli iş’ yapan o işin vasfıdır” tespiti klişedir ve dramatik şekilde hatalıdır.

Mesela; Türkiye’deki 1 milyon motor kuryeden biriyseniz, istifanızın iş vereni fazla korkutmaması gerekir. Ancak korkutur çünkü her şeyden önce hiçbir bankacı, avukat veya mühendis kurye olmak istemez.

Evet, motor kurye ve bankacı iş vasfı olarak denk değildir. Ancak sokağa çıkma kısıtlamasında bankacıya değil motor kuryeye ihtiyacınız vardır.

Bir işi önemli yapan işin vasfı değil işin zamanıdır. Zamanı gelen her iş önemlidir. İşi yapmak için gerekli olan en önemli vasıf ise talip olmaktır.

Bet against

Saying “Everyone’s wrong” is a very hard business.

That was exactly what Dr. Burry said to Bankers when he was about to bet against the housing market:

“Based on prevailing sentiment of the market, the big banks, and popular culture, yes, it’s a foolish investment. But everyone’s wrong.”

“Prevailing sentiment and popular culture” are two dangerous gauges. Which has brought us poverty, demolitions, wars, overpopulation, and eventually maybe a catastrophic climate collapse.

I read this once:

Bet against the consensus and be right that is fucking awesome!

Indeed it is. I hope we do that more often.

Hayır önemlidir

Vanilla Sky’ın kırılma noktası David’in yanlış olduğunu bildiği halde Julianna’nın 1971 model Buick Skylark’lı davetini geri çevirmemesiydi.

Öyküye retrospektif olarak baktığınızda bu felakete sebep olan yanlışın mazereti; nezaket ve hatırdır. Bunlar ise ‘Hayır’ diyebilme yetisinin önündeki en tehlikeli iki karakterdir.

Hayır diyebilmek bazen makul olandan daha önemlidir. Çünkü nezaket ve hatırın sınırları tıpkı makul olan gibi belirsizdir.

Belirsizlik şüpheye, şüphe ise kaosa sebep olur.

Bilinmeyen beğenilmez

“Burası New York olsa beğenirdiniz…” söylemi/kalıbı ‘muğlak olmayan’ kavramı ile alakalıdır.

Çünkü ‘muğlak’ kapalı, anlaşılmaz ve hermetiktir. Muğlak olanı ancak öykü bilinir yapar.

Yani?

Evet, New York olsa beğenirdik çünkü New York’un bize anlatılmış bir öyküsü vardır.

Bu öykü bize New York’u tanıtmış, sevdirmiş ve son kertede satmıştır.

Öyküsüz pazarlama velhasıl ‘tanınma’ olmaz.

Bilinmeyen beğenilmez.

Zaman

Öykü ve kurgu bakımından fiyasko olan In Time, ana fikri ve yaptığı modern eleştiri noktasında harikaydı.

Zamanın nihai ve tek gerçek döviz olduğu dramatik bir şekilde anlatılmıştı.

İnsanoğlu dün olduğu gibi bugün de bu eşsiz, sınırlı ve değişmez emtiayı çarçur etmeye devam ediyor.

Ne yapmalı ve nereden başlamalıyım sorusu sizi esir aldığında zamandan başlayın derim.

Bir takvime veya kum saatine bakın…

Zamanı dinler ve anlarsanız onu yönetirsiniz. Geri kalanı o sizin için halledecektir.

Rakipsiz yarış

1820 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinde James Monroe’nin rakibi yoktu.

Seçim bu rakipsiz koşullarda gerçekleştirildi çünkü bazen yarış karşı olan ile ilgili değildir.

1820 yılında rakipsiz Monroe’i ABD başkanı yapan seçim süreci anayasanın ve halkın taleplerine odaklanmıştı.

Bazen rekabete kendimizi o kadar kaptırırız ki, asıl ne için yarıştığımızı, asıl önemli olanı unuturuz.

Rakibin hezimetine odaklanmış bir müsabakanın kazananı yoktur.

Rahmi Koç'tan indirim almak

Rahmi Koç’la aynı hotelde kalıp sabah yüzmesinde karşılaşma ihtimaliniz nedir bilmiyorum.

Ancak bu şansı yakaladıysanız ve rastlantı eseri teslimatı bekleyen bir Fiat Doblo siparişiniz varsa; teslimatı bu vesileyle öne çektirme ve üstüne bir de 3.000₺ indirim alma ihtimaliniz çok düşüktür.

Çünkü bu ‘olasılığın’ (ihtimalin) değil ‘yeteneğin’ konusudur. Yetenek ise ‘hazırlıklı olma’ kavramı ile ilintilidir.

Fırsatlar, şanslar, ihtimaller, olasılıklar…

Bunlardan yakınan çok insan tanıyorum.

Çoğunun problemi ihtimallerin kıtlığı değil hazır olamamanın hantallığıdır.

Lincoln’ün dedidiği gibi: “Ben hazır olacağım, ve bir gün şansım gelecek.”

Siz hazır olun olasılık vazifesini görecektir.

Positioning

If you assign someone not qualified to do positioning for your brand, most likely you will lose your marketplace.

And that unlike money is irreversible.

Because, make no mistake, positioning is a one-shot business.

The ability to draw a grid and to say “Hey, those brands are all there and we will stay here!” requires unique insight, keen talent, and bulk experience.

Choose wisely.