İşsiz model

Bu işi uzun süredir yapıyorum. Ajans işlerinden bahsetmiyorum tabii ki, biliyorsun. İş planının Pazarlama ile uyumlu çalışması için gerekenler listemi belki binlerce kez güncellemişimdir.

Bakın, Pazarlama hiçbir şekilde iş modelinin önüne geçemez. Ajans işlerini ciddiye bile almıyorum; hepsi, sağlıklı bir iş modelinin yanında sadece köpüktür.

Pazarlamanın ele aldığı her şey ancak çalışan bir iş modeli varsa sonuç verir. Lütfen, aksini iddia edenlerle yola çıkmayın.

Zaman dar

“Zaman alır…”

Her şey.

Zamanın elinde oyuncak olduğumuz bir evrende, zamanı dar olanların kulübündeyiz.

İronik ama gerçek.

Zamanımız çok dar.

Yine de zaman alır.

İş yap

İş yapmak, işi teslim etmek hiçbir zaman kolay olmadı; hiçbir zaman da kolay olmayacak.

Bu hafta size yaklaşan değişimin yarattığı dramadan bahsetmeye çalıştım. Use case -yani kullanım alanları- hakkında internette birçok kaynağa ulaşabilirsiniz.

Önümüzdeki 10 yılda:

  • Veri ve pazar araştırmacıları
  • Avukatlar
  • Muhasebeciler
  • Müşteri hizmetleri çalışanları
  • Tercümanlar
  • Grafik tasarımcılar
  • Yazılımcılar
  • Terapistler
  • Genel olarak tıp sektöründeki hizmetliler
  • Ve neredeyse tüm orta kademe yöneticiler…

…iş habitatlarında köklü değişimler yaşayacak. Takip eden süreçte eğitim sistemi ve genel ekonomik yapı da bambaşka bir hal alacak.

Ancak ne olursa olsun, işin ucu yine bize dokunacak. Yine ve her zaman, iş yapan kazanacak. Ve hatta, “Üç kuruşa beş köfte” anlayışı büyük ihtimalle yapay zekâ ile tarihe gömülecek.

Artık rekabet, en çok paraya ya da çevreye değil; en çok çalışan ve vazgeçmeyene avantaj sağlayacak.

Bilmiyorum

Son ne zaman -gerçekten, samimiyetle- bir diyaloğu “Bilmiyorum, bu konuda gerçekten hiçbir fikrim yok.” diyerek sonlandırdın?

Ve eğer bunu yaptıysan, o bilgisiz olduğun konuda bilgi edinmek için gerçekten çaba harcadın mı?

Ve eğer ikisini de yapmadıysan, “biliyor gibi görünmek” ile “gerçekten bilmek” arasındaki farkın hayatını kökten değiştirebileceğini biliyor musun?

Bilmiyorsan, lütfen “Bilmiyorum!” de.

Değeri sıfır

Yapay Zeka ne kadar yıkıcı olacak?

Kimin için?

Bu bir balon değil. Bakın, burada her 10 yılda bir yaşanan sıradan bir ekonomik tuhaflıktan bahsetmiyoruz.

Her koşulda ve her durumda, sermaye ve bilgi hüküm sürer. Size bunun aksini söyleyen biri olursa, bir daha ondan tavsiye almayın.

Yapay Zeka ile birlikte artık sonsuz bilgiye erişim sağladık. Ve bir şey sonsuzsa, bedavadır. Bilginin bedava olduğu bir dünyada ekonomi kökten değişir.

Yapay Zeka ne kadar yıkıcı olacak?

Çok.

Kendin ol

Kendin ol?

Hangi kendim?

Ortaokulda kimlik arayışında olan kendim mi? Fenerbahçe fanatiği olduğum üniversite yıllarındaki kendim mi? İş hayatına ilk atıldığım aylardaki kendim mi? Baba olacağımı öğrendiğim günkü kendim mi?

Her koşulda çevremize reaktif oluruz. Ve neredeyse her zaman, genel durumumuz, tüketicinin herhangi bir ürüne yaklaşırken sergilediği şu üç tutumdan birine yakındır:

1- Herkes bu ürün için sırada.

2- Kimse bu ürünün yüzüne bakmaz.

3- Bazımız buna ilgi gösterebiliriz.

Birincisi bir yalandır. İkincisi imkânsızdır. Üçüncüsü ise neredeyse her zaman doğrudur.

Eğer tüketiciyi 1 ve 2. motivasyon arasında değerlendiriyorsan, büyük bir yanılgı içindesin. Ve eğer sen de 1 ve 2 arasında sıkıştıysan, kuvvetle muhtemel çok yanlış bir fikrin fanatiğisindir.

Kurtar kendini.

Hazır değiliz

Aşağıdaki devrimlerin hepsi erken işaretlerle geldi.

Hepsi hafife alındı.

Ve hepsi dünyayı kökten değiştirdi.

-Sanayi Devrimi (18.–19. yüzyıl)

-Atom Bombası (1940’lar)

-İklim Değişikliği (20. yüzyıl – günümüz)

-İnternetin Yükselişi (1990’lar)

-Dijital Fotoğrafçılık (1980–2000’ler)

-Akıllı Telefon Devrimi (2007 ve sonrası)

Yapay Zeka farklı olmayacak.

Üstünü çiz.

Yapay Zeka, çok daha dramatik sonuçlarla gelecek.

Gelişmekte olan dünya olarak hiç hazır değiliz.

Geliyor

Yapay Zeka, eğer büyük çaplı bir savaş çıkmazsa, büyük ihtimalle önümüzdeki 10 yılda beklentileri x100 aşarak büyüyecektir. Olası bir savaş, bu yükselişi tamamen durdurmaz ama mutlaka yavaşlatır. Çünkü bu ürün, kullanıldıkça büyür.

Sam Altman iki gün önce şu tweet’i attı:

“ChatGPT’nin 26 ay önceki lansmanı, şimdiye kadar gördüğüm en çılgın viral anlardan biriydi ve beş gün içinde bir milyon kullanıcı ekledik. Son bir saatte bir milyon kullanıcı daha ekledik.”

1 saatte 1 milyon!

Buradaki temel kaygı, gelişmekte olan dünyanın karşılaşacağı zorluklarla ilgilidir.

En acil tehdit, muhtemel kitlesel iş kaybıdır. Gelişmemiş ve gelişmekte olan birçok ekonomi, düşük vasıflı iş gücüne dayalı sanayi ve dış kaynak hizmetlerine bağımlıdır. Bu işler otomasyona son derece açıktır ve güçlü sosyal güvenlik ağlarına sahip olmayan ülkelerde milyonlarca insan bir anda yoksulluğa itilebilir.

İkinci olarak, yapay zekanın bu denli hızlı gelişmesi, gelişmekte olan ülkelerin teknolojik olarak sıçrama yapma ihtimalini ortadan kaldıracaktır. Dikkat edin, “kaldırabilir” değil, kaldıracaktır. Gelişmiş ülkeler güçlü yapay zekaları kontrol ettiğinde, teknolojik üstünlük kalıcı hâle gelecektir. Bu da yoksul ülkelerin rekabetçi sanayiler kurmasını ya da yeniliklerden kendi koşullarıyla faydalanmasını neredeyse imkânsız kılacaktır.

Son olarak, gelişmekte olan ülkeler yeni bir veri sömürgeciliği tehdidiyle karşı karşıya. Bu ülkeler, yapay zekaları eğitmek için gerekli veri ve ucuz iş gücünü sağlayacak; ancak bu “sütün kaymağından” faydalanamayacaklardır.

Yaklaşan tehdidi yeterince ciddiye almıyoruz.

Ama ne zaman aldık ki?

Büyük değişim

Yapay Zekâ’nın her güncellemesi, “Artık iş bitti!” başlıklarıyla paylaşılıyor. Bu reaksiyonların çoğu, insanların gerçekten neler olabileceği konusunda beklentilerini hâlâ olgunlaştırmadıklarını gösteriyor. Bu bir “her şeyi bilen” tespiti değil, inanın ki şu an şahit olduklarımız sadece buzdağının görünen ucu. Ve aslında bizi hayrete düşüren bu son ürünler yalnızca birer ön yüz; arka planda olanlar, tehdit altındaki ekosistemler ise hiç konuşulmuyor.

Burada iki üç grafikerin işini kaybetmesinden değil, yıllardır dramatikleştirerek konuştuğumuz İklim Değişikliği’nden bile daha çarpıcı sonuçlardan bahsediyoruz. Bu değişime hazır olmayan ekonomiler, yeni nesil köleler hâline gelecek.

Her neyse, bu Bayram bitmez. Blog ara vermez, bilirsin. Ancak dün ara vermiştik, tam bir Bayram telaşı mağduru olduk. Bu hafta Yapay Zekâ’yı konuşacağız. Size yaklaşan değişimden ne kastettiğimi, pratik örneklerle açıklamaya çalışacağım.

İyi tatiller.

Güzel bir ara

İnsanın varlık sorunsalına bulduğu cevaplar arasında en anlaşılır olanı sosyalleşmedir. Her şey gibi, sağlam bir değiş tokuş güçlü ve anlamlı tavizlerle gelir.

Hem insana yol açar, hem de onun olmak istediği her şeyin önüne set çeker.

Yarın, o günlerden biri değil.

Yarın, selamlaşın.

Mutlu Bayramlar.