Şartlar sensin

3 günlük bir aradan sonra: Yine buradasın, teşekkür ederim.

ABD’de bir işletmeci şirketinin Google tanımlamasına: “O sarışın kızın hayatında yediği en kötü pizzanın satıldığı pizzacı…” yazmıştı.

Bu, gelen “En kötü…” yorumuna karşılık yapılmış anlamlı bir kritikti.

Çünkü nasıl en kötü veya en iyi olabilir ki?

İki ihtimal de genellenemeyecek kadar zordur.

Kişisel deneyimle alakalıdır.

Ancak yine de Pazarlamacılar olarak görevimiz; daha iyisi için çalışıp, o müşterinin hayal ettiği deneyimi ona sunmaktır.

“Bu şartlar altında en iyisi bu…” çok sık kullandığımız bir kalıptır.

Ancak atlama: Sen şartlar altında değilsin, şartlar sensin.

Güncellemeye açık ol.

Alengirli

New Balance 50 yaş üstü Amerikalı babaların Doblo’suyken bir anda nasıl Kendall Jenner ve onu takip eden tüm segmentin gözde ürünü oldu?

Evet, Steve Jobs olmak babalar için havalıydı (cool) ama marka için yeterli olmamıştı.

New Balance öyküsünü değiştirdi.

Ve satışlarında önemli bir ivme yakaladı.

Peki bunu nasıl yapabildi?*

İşte orası biraz alengirli.

Biraz Pazarlamalı.

Hamlet’in dediği gibi: “…ay, there’s the rub!”

*Bu ve benzeri soruların cevabını merak edenler için Ekim ayında, İstanbul’da ilk seminerimi düzenleyeceğim. Katılım sınırlı ve ücretsiz olacak. İlgilenenler detayları IG hesabımdan takip edebilirler.

Yeni hor görülür

Neredeyse tüm iyi olan yeni fikirler rezil edilir.

İşe yarayana kadar: Hor görülür, gülünür.

Eğer gülünüp hor görülmeyi kaldıramazsan, işe yaradığını kanıtlayamazsın.

Yeni, keyifli olana kadar dertlidir. Sabret.

Her şeyin arasında

Artık problemimiz ürün değil.

Neye ihtiyacın var bilmiyorum ama bir yerlerde satıldığından eminim.

Her şey üretiliyor.

Her şey mevcut.

Bu her şeyin pazarında rafına yeni bir ürün veya ürününe yeni bir marifet eklemek yerine; hizmet, tutum ve yaklaşımına yön vermen çok daha akıllıca olur.

Çünkü her şeyi kovalayan herkes; aynılaştı.

Her şeyin arasından herkes gibi davranarak sıyrılamazsın.

Uyuşuk

Linkin Park’ın meşhur şarkısında söylediği gibi:

“Tek yapmak istediğim; daha fazla kendim, daha az sen olmak…”

Pazarlama büyük ölçüde bu önermeden ibarettir.

Çıkmaz sokaklar

Parklarda çıkmaz sokaklar yoktur. Bitmeyen döngüler vardır. Çünkü amaçlanan sizi içeride tutmaktır.

Bunun için önünüzün kesilmemesi, rotanızın kendi içinde yenilenmesi gerekir.

Gündelik hayatlarımız ise parkta yürümekten farklıdır. Çıkmaz sokaklarla doludur. Bunlar bazen kasıtlı ve bazen bilinçsiz inşa edilir.

Ancak mesele hiçbir zaman varlıkları değildir: Navigasyondur.

Yön bulma beceresi inşa etmek, en az sefere çıkma azmi geliştirmek kadar önemlidir.

Çıkmaz sokaklar değil, ekseriyetle dümenin suçludur.

Hayırlı haftalar.

Zaman geçiyor

Neredeyse bir günüm Lincoln’ün arkadaşlarına, partililere, diğer ülke siyasilerine ve önem verdiği insanlara gönderdiği mektup ve telgrafları okuyarak geçti.

Günün sonunda şunu düşündüm:

İnsanın belki de anlamakta en çok zorlandığı gerçek: Zamanın geçiyor olduğudur.

Size bu mektubumu yüzyıllar eskitecek.

Zaman geçiyor dostlar.

Geçecek.

Nasıl geçtiği ise bize bağlı.

Olgular işe yaramaz

Eğer birini doğru bildiğin bir şeye ikna etmeye çabalıyor ve başarısız oluyorsan; olguların tek başına işe yaramadığını deneyimliyorsun demektir.

Olgular, ancak deneyimi dikkate almaya karar vermiş kişilerde işe yarar.

Bazı insanlar bilmek istemezler.

Bu kadar basit.

Öyküye bağlı kalmak, ümit etmek ve anlamadığı her şeyi hayra yormak mutlaka çok konforlu ve çok daha kolaydır.

Türümüzün yaşam serüvenine baktığınızda ise bu anlaşılır bir tercihtir.

Şüphe korkuyla gelir.

Ve insanlar şüpheden arınmak için çaba göstermezler. Çünkü bu hal başlıbaşına bilinmeyene karşı bir savunma mekanizmasıdır.

Eğer olgular işe yarasın istiyorsan, önce şüpheyi ortadan kaldırman gerekir.

Ancak o zaman bilme arzusunun önü açılabilir.

Ve ancak o zaman satabilirsin.

Hayırlı hafta sonları.

Aynılık

“İstediğin renkte araba alabilirsin, siyah olması şartıyla.”

Henry Ford’un bu şöhretli lafının arkasında stok, hız ve maliyet vardı. Ford için arzu ettiğin renk ancak onun için en karlı olan renk olabilirdi. Ve bu kitlesel için üreten, otomasyona yatırım yapmış bir dev için anlaşılabilirdi.

Bugün kitleselle mücadele geleneksel girişimci için imkansız hale gelmiştir. Çünkü hakim olan aynılık ekonomisinin belini kırmak için -maalesef- sadece farklı olmak yeterli değildir.

Kitlesel olmayı kovalamaktan vazgeçmek gerekiyor.

Zira bu yarışın dinamizmi nihayetinde sizi de aynılaştırıyor.

Bugün mahallenin terzisi olmak adına ortaya konacak ısrar; nostaljinin değil, aynılığa direnen çabanın konusu olacaktır.

Ve bu harika bir Pazarlama’dır.

Samimiyet

Bugün yurt dışında bir AVM’de gördüm:

Pazarlama, samimiyet ile görgüsüzlüğü birbirine karıştırmamalıdır. Bu trende yönelik eleştirim (Ryanair ve Wendy’s gibi markaların sosyal medya yaklaşımı gibi); neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceğiniz ile ilgili değildir.

İstediğinizi söyleyebilirsiniz: Ancak bu yolla çok dar bir kitleyi konsolide edersiniz ve onların da bağlılığı gülüp geçmekten ibaret olur.

Samimiyet ise bundan fazlasını gerektirir.