Anlaşmazlıklar

Sokak hayvanları konusunda anlaşamıyoruz. Mülteciler konusunda da öyle. Kimine göre ensarız kimine göre enayi. Filistin-İsrail savaşı aynı şekilde. Filistin’e 1 milyon dolar bağış yapan Hadid kardeşler ve Hamas aynı davanın tarafı olabilir mi?

Hangi tarafta kaldığınız bir yana, bu anlaşmazlıkların hiçbiri birinizi kötü ötekinizi iyi yapmıyor. Bu ihtilaflar istisnasız talip olduğunuz öykü ve buna bağlı olarak inşa ettiğiniz perspektifin ürünleridir.

Eğer bu konuda uzlaşırsak, yani karşılıklı iyi niyetimizi rezerve alırsak: Sorunları çözüme ulaştırabilecek fikir teatisi aşamasına geçiş yapabiliriz. Aksi takdirde tarafların birbirine art niyet ve korkuyla yanaştığı her yüzleşme farklı cephelerin açılmasına sebep olur.

Dipsiz kuyudur. Sonu yoktur.

Sadece bir ihtimal

Interstellar’ın en sevdiğim diyalogu şuydu:

Müdür: Üzgünüm. Korkarım ki, Tom’un puanı yeterince yüksek değil.

Cooper: Beliniz kaç, 36 inç falan mı? (DURAKLAMA) Paça uzunluğu 30 inç mi?

Müdür: Sanırım anlayamadım…

Cooper: Kendi kıçınızı ölçmek için iki sayıya ihtiyacınız var ama oğlumun geleceğini ölçmek için sadece bir sayıya mı?

Yarınki sadece bir sınav, sadece bir ihtimal.

Gelecek ise doğru bakanlar için binlercesiyle dolu.

Gençlere başarılı bir sınav, ebeveynlere başarılı sınav sonraları diliyorum.

Geleceğe borçlanma

“En sağlıklı 60 besin” güzel bir Pazarlama başlığıdır. Klişedir ama listeleme her zaman işe yarar. Her neyse ilgimi çekmesinin sebebi şu:

İlginçtir, çok sağlıklı brokoli ve avokado bile letal dozda alınabilir. Kısa vadede tabi ki. Uzun vade kullanımda tüm liste sağlık saçar. Kısa vadeli davranışları uzun vadeli geri bildirimlerle nadiren değiştirebiliriz. Bu nedenle sigara içenler sigara içmeye devam eder. Artı vergiler, ambalajda dramatik değişiklikler kısa vadede asla işe yaramaz.

Kısa vadenin neredeyse hiçbir katkı sağlamadığı proseslerden biri de pazarlamadır. Bu nedenle, bilirsin, virale alerjim vardır.

Kısa vade dibe doğru bir yarıştır. Her zaman birilerinin işi daha acildir. Her zaman birileri yan etkileri göz ardı edip güveni kötüye kullanmaya meyilli olur.

Kısa vade bir geleceğe borçlanma metodudur. Akıl işi değildir.

Şaşırtanlar

Seven ve The Unusual Suspects (1995), seyircisini şaşırtmıştı. Son sadece bir sürpriz değil, bir şoktu da. Ne olup bittiğini anlamamıştık. Ağızımız açıkken gelen farkındalık ise en az öykünün kendisi kadar unutulmazdır.

Ara sıra statükoyu şaşırtan birileri çıkar: İşte bu güzel pazarlamadır.

Öteki

Yakın zamanda sörfle bağlantılı çok ilginç bir buluşa imza atacağımızı düşünür müsün? Snowboard peki? Ya da bağlantılı olarak kaykay? Bu niş temaların hepsi camia olmakla ilgilidir. Atlamadan: Pazarlama da öyle. ABD’liler bu sporları icat ettikleri veya daha yetenekli oldukları için bu alanlarda dünya birincisi değiller. Cemiyet olabildikleri için en iyisiler.

Kamuda ortak bir amaç, ideal veya sadece eğlence için bir araya gelip örgütlenebilmek çok kritik bir noktadır. Ve bu ancak ötekine tolerans inşa edebilmiş toplumların başarabildiği bir meseledir.

Bunu kabullenmekte zorlanıyorsan: Unutma, insanın kendisi bile birçok ötekiden vücut bulur. Aynaya bak, bizim tanımadığımız birçok sen göreceksin.

Lüzumsuz münakaşa

Bir ses sanatçısı verdiği konserde playback yaptığı için gelen itiraza şöyle bir karşılık vermiş: “Satın aldığın bilette öyle bir bilgi var mıydı? Orkestrayla gelecek canlı söyleyecek, böyle bir bilgi var mı?”

Muhakkak her şey bir değiş tokuştur. Ancak sattığın ürüne gelen ilk itirazda konuyu hemen ne alıp ne verdiğine getirmek doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye’deki işletme mantığı genellikle böyle çalışır. O yüzden büyük şirketler dahil birçok girişimin düzgün çalışan bir müşteri hizmetleri birimi yoktur.

“Bilette yazıyor mu?” sorusuna gelince…

Muhtemelen yazmıyor. Ancak oluşturduğun beklentiler, verdiğin imaj, önceki sözlerin, ve işin doğası haklı çıkmak uğruna üç kuruşu tartışmayı anlamsız kılar ve sana sadece münakaşa değil, müşteri kaybettirir.

Ve atlama bu bir eğilimdir. Sen istemesen de devamı gelir.

İşin formu

Arada Yapay Zekâ ile ilgili yazıyorum. Sen mutlaka sık sık okuyorsundur. Çok ilginç gelişmeler oluyor. Değişim birkaç on yılda bugüne nazaran yarını tanınmaz hale getirecek. Bu kesin ama korkma. Çünkü genelde başlıklar hep martaval, seviye şu:

“Yapay Zeka sizi işinizden edecek…”

Tabi ki, edecek. Sonra yeni işler bulacağız.

Son 15 yıldır etrafta hiç sütçü gördün mü? Pratik olarak elektriğin kullanılmaya başlandığı 19. yüzyıl, geçmiş onlarca yüzyılın ürettiği binlerce mesleği yok etmişti.

Mesele hiçbir zaman işin formu değildir.

Yapay Zekâ üzerine düşeni yapacak.

İşlerimizi elimizden alacak. Ancak çalışkanlığımızı* değil.

*Dur bir dakika; eğer o yoksa problemin muhtemelen yapay değil, organiktir. Üzgünüm.

Tesadüf

“Fenerbahçe şampiyon olacak!” diyen astrologun %50 şansı vardı. Sermayenin rastlandı olduğu bir meslek için bu oran hayli yüksek. Tesadüfü açıklamak ise süper kolay bir meseledir: Tesadüf ona anlam yükleyen öyküsüz hiçbir şeydir. Tesadüfleri biz insanlar -yani bu Dünya’nın gördüğü en iyi öykü anlatıcıları- icat ederiz.

Bu paravanlar bazen işe yarar: İlginç fırsatlara kapı aralayabilirler.

Onlara bel bağlamak ise asla akıl işi değildir.

Trendyol Süper Lig 2023-2024 sezonunda şampiyon olan Galatasaray’ı tebrik ederim.

Sataşın

Türkiye’de yaratıcı pazarlamanın önündeki en önemli engel diğer her konuda olduğu gibi aklımıza set olan örtülü kültürümüzdür. Bizde kültürü inşa eden kodların çoğu çekingendir. Benzer Ortadoğu kavimlerinde olduğu gibi kısıtlama ve ürkütme üzerine tarifelendirilmiştir. Bu durum aynı mahalleye tezgah açtığımız rakiplerimizle aramızdaki ilişkiyi bile abuklaştırır.

Aynı ürünü sattığınız kişiyle kendinizi kıyaslamanız, rakibi tiye almanız ve bazen hunharca saldırmanız işin doğası gereğidir, gereklidir. Ürünü daha iyi anlamanızı, kendinizi geliştirmenizi ve tüketiciyle daha güçlü bir bağ kurmanızı sağlar.

Yaratıcı Pazarlama sırtınıza dayanan duvarları yıkmak için vardır.

Çekinmeyin. Sataşın.

Hemfikir

Uber’in Türkiye reklamı çok güzel bir çıkış ya da giriş olmuş.

Kampanya print ad’ler dahil bir bütün olarak ilintili ve doğru. Merak edenler için yöntemin adı: Anlaşmazlık türet ve çöz. Markada uzlaştırmak Heinz’in yıllardır uyguladığı “Heinz’i uzat…” metodun bir benzeri.

Bu yazı bir kritik değil, bir şablon tarifi.

Ölç tart. Uyarla.