Lüzumsuz işaretler

14 yaşındayken çıraklık yaptığım dükkanda bir müşterimiz ABD ile Kanada arasıdaki farkı şu tespitle anlatmıştı:

“Kanadalılar dükkanlarının kapılarına ‘klimalıdır’ yazıyorlar. Çok anlamsız. Tabi ki, klimalı olacak. Bunu belirtmenize gerek yok!”

Aynı şekilde klimanın üzerine “Klimamız bozuktur!” etiketi yapıştırmak anlamsızdır*.

Eğer bozuksa tamir et. Edemiyorsan sök. Çünkü bu bilgilendirmenin bize hiçbir faydası yoktur.

Eskimiş bir logo, gereksiz bir işaret/klişe tabelası bir işletmenin karakteri ile ilgili çok şey anlatır.

Çünkü iyi bir öykü anlatıcısı mesajın “Kimin için?” ve “Ne için?” olduğunu bilir.

Aksi durumda öfkeni, çaresizliğini veya beceriksizliğini yüzümüze haykırmanın lüzumu yoktur.

*Bugün 1850’de kurulmuş ve Türkiye genelinde 300’den fazla şubesi olan bir işletmede görüldü.

Sorumlu özgürlük

Seçim hiçbir zaman kolay değildir. Aslında doğru seçimler çok zordur.

Yine de seçim her şeye rağmen özgürlüğünü pratik etmenin en etkin yoludur.

Ve seçenekler çoktur.

Gelişmiş veya gelişmekte olan bir ülkede ne yiyeceğini, ne öğreneceğini, kime çalışacağını, ne için çalışacağını, nasıl fark yaratacağını seçebilirsin.

Seçim ise sorumlulukla gelir.

Ve özgürlük beraberinde ekstra sorumluluk getirir.

Tutarlı öneri

Son 10 seneyi sık uçarak geçirmiş olsam da her uçak inişinde malum ihtimaller -anlık- kafama takılır.

Çok düşük ihtimaldir* ama oradadır.

Aklımızdan geçen menfi ve şeytani dürtülerin önüne geçme şansın yoktur.

Tek antidotun tutarlılıktır.

Önerinde tutarlı ol ve unutma: Kafamızdaki bazı dominolar tek taşla devrilmeye hazırdır.

*Ticari bir uçuşta ölüm ihtimali 3 milyarda 1’dir.

Sorgula

“Her vatandaşın birinci sorumluluğu otoriteyi sorgulamaktır.” -B. Franklin

Seviye ve konsept değişkenlik gösterse de neredeyse herkes otoritenin tahakkümdündedir.

Ancak sadece bazısı otoriteyi sorgular.

Çünkü sadece bazısı sorumluluk alır.

Bazısı ol.

Normal

ABD’de son yaşanan silahlı saldırıda bu sefer çocuklar hedef alındı. 19 çocuk, 2 öğretmen öldürüldü. Allah esirgesin, Türkiye’de böyle bir olay olsa ülkemiz infial yaşar, ayağa kalkarız.

Normalleşme böyle bir şey. Çok can sıkıcı.

Tabi ki, madalyonun sadece iki yüzü yok. Nadir de olsa para dik durur. Şöyle ki, “Silahıma dokunma!” diyen kitle ile regülasyon talep eden arasında duran bir aklıselim var. O da şu soruyu soruyor: “Asıl problem ne?” Çünkü belli ki, silah değil. ABD’de bu mesele anayasa tartışmasında düğümlenmiş görünüyor.

Oysa öncellikle ‘motivasyon’ sorgulanmalı. Çünkü koşmaya azmetmiş bir kişiyi koşu bandı eksikliği durduramaz. Aynı şekilde; masum çocukları katletme motivasyonundaki bir caniye silah yasası engel olamaz.

“Yavaşlatır…” belki, ama caydıramaz.

Normal, birçoğumuzun dikkat vermediği bir kavramdır. Ta ki, değişene kadar. ABD’de 1891 yılından bugüne yaşanan her toplu katliam yeni bir normal yarattı. Damla damla, yavaş yavaş; akıl sağlığı yerinde olmayan bir normal…

Normale dikkat vermek lazım. Geç olmadan.

Yersiz endişe

Bugünden bir haber başlığı:

“Nasa tarih verdi: Dev göktaşı hızla Dünya’ya yaklaşıyor!”

Bilgileniyor muyuz, yoksa endişelenmemiz mi amaçlanıyor? Bu günlerde bunu söylemek çok kolay çünkü haberlerin içeriği boş*.

Endişe uyandıran aciller mutlaka dikkat çeker**. Endişe ise ancak davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirirse faydalıdır. Eğer bu asteroit sana emniyet kemersiz araba kullanmaktan daha çok endişe veriyorsa; ihtimalleri değerlendirme kriterlerinde problem var demektir. Çünkü ilgili haberin refere ettiği büyüklükte bir göktaşını durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur.

Bisiklet kullanırken kask takmak kafa travması riskini %70 azaltır. Dünya’ya göktaşı çarpma ihtimalini kafana takmak ise verimliliğini azaltır. Yersiz endişeler; dikkat dağıtır, seni işini yapmaktan alıkoyar.

Endişelerini sınıflandır. Gereksizleri es geç.

*Haberin “göktaşı” tanımı da yanlış. İlgili cisim (7335 -1989 JA-) 1.8 km çapında bir Asteroit.

**Pazarlama bu yöntemi kaçan fırsatlarda kullanır.

Dikkat sanatı

“Pazarlama nedir?” sorusu terimin kendisi gibi pahalıdır. Çünkü dikkatimizin bedeli yüksektir*.

Pazarlama en yalın haliyle dikkat cezbetme sanatıdır.

Kapsamı ve yaklaşım alanı ise çok farklılık gösterir. Çünkü dikkatiniz birçok formda gelir.

Mesela dondurmayı promosyonsuz satamazken, iPhone’u inovasyonsuz pazarlayamazsınız.

Birinde dikkat doymada, diğerinde ise kolaylamadadır.

Dikkat çekmek ise her ne kadar pahalı olsa da nihayetinde sadece bir göstergedir.

Tıpkı buz dağının görünen kısmı gibi: Gövdesiz önemsizdir.

Dikkatin gövdesi ise güvendir.

Islık çaldığında bir ihtimal dönüp bakabiliriz, eğer karşılıksızsa bir sonraki ıslığın kuvvetle muhtemel işe yaramayacaktır.

Dikkatimizi boşa harcama. Pahalıdır.

Ve hangi seviyede pazarlama yaparsan yap; Lincoln’e atfedilen şu söz başucunda dursun:

“Herkesi bazı zaman, bazısını ise her zaman kandırabilirsin. Ancak herkesi her zaman kandıramazsın.”

*Çünkü arzı kısıtlıdır.

Karanlık Sular

Dark Waters* sizi derin sularda araştırmaya teşvik edecek bir öyküyü işliyor.

Avukat Robert Bilott’un dünyanın en büyük kimya şirketlerinden biri olan DuPont’a karşı başlattığı asimetrik savaşı anlatıyor.

Bu yazının konusu film eleştirisi veya özeti vermek değil.

Kahramanımız Bilott hayatının 20 yılını PFOA kimyasalı ile zehirlenmiş West Virginia ve Ohio*’daki insanların adalet arayışına adıyor.

Kazanıyor.

Bir davaya adanmak (Kulağa oryantal gelebilir) çok önemli bir kavramdır.

İnsan hayatı için büyük fırsattır ve çoğu insan bundan mahrum kalır. Çünkü çoğu insan: Fedakar davranıp, sorumluluk almaktan çekinir.

Robert Bilott’un biyografisi çoğumuz için bir uyandırma servisi ve belki de bir eğitim setidir.

Filmin sonunda hala direnen Bilott ve hakim arasında şu diyalog geçer:

https://www.instagram.com/p/Cd3wXsdLLsa/?utm_source=ig_web_button_share_sheet

Yarın “Evet, hala buradayım.” diyebildiğin bir davan varsa:

Ne mutlu sana!

Hayırlı haftalar.

*2020 yılında izlemiştim, dün akşam tekrar izledim.

**Ve belki dünyanın geri kalanındaki habersiz yüzbinler…

İnsaflı ol

Mesleğin erbabı mesleğini sever ve över. Bu bir gelenektir.

Pazarlama da bir meslektir. Ve işi bilen şunu çok iyi bilir: Doğru pazarlama ile her şey satılabilir. Ancak bu her yapılanın doğru olduğu anlamına gelmez.

Mesela:

Bu obeziteyi satmak için yapılmış doğru bir pazarlamaydı. Ama tabi ki, amaç da iddia da doğru değildi. Sadece WHO’ya göre yılda 2.8 milyon insan obeziteye bağlı olarak hayatını kaybeder. Gerçek budur.

Hatırla: Naziler bir ulusun akıl sağlığı ile oynamış, Hitler ve ekibi sadece 4 yılda akıl almaz bir yalanı güçlü ve şeytani bir konsensüse dönüştürmüşlerdi.

Mesleğin: Bizi bir araya getirebilir, bölebilir, çatıştırabilir veya boşa koşturabilir.

Güçlü bir araçtır.

İnsaflı ol.

Motivasyon

Eğer bugün girişmek ile ilgili motivasyona ihtiyacın varsa:

Az önce bir haber okudum, başlık şu:

“Uyuşturucu imalathanesi kurmak için böbreğini satmış!”

Ne adanmışlık ama…