Navigasyon problemi

Navigasyon kullanışlıdır, işe yarar ve fakat sonuç itibariyle bir oryantasyondur.

Ve her yönlendirme aracı gibi manipülasyona teşnedir.

Ancak bundan da önemlisi, navigasyon ile yol alan çevresine, yola ve sürüşe değil yönlendirmeye odaklıdır.

Yolu bilip yol almak ile yönlendirilerek yol almak arasında çok ciddi fark vardır.

Yolu bil. İşini bil. Öyle yola çık.

Bişey-ci

Dün bir arkadaşım beni Amerikancı olmakla suçladı. Bu sevgili dostumun üstünde Levi’s, cebinde iPhone, kolunda iWatch ve izleme listesinde Marvel Serisi var. Marvel film serisi ise uzun metrajlı bir Amerika reklamıdır.

Her neyse…

Öncelikle Amerikancı, Atlantisçi veya başka bir ‘bişey-ci’ değilim. Gerçekçiyim. Süreç bize şunu gösteriyor: Bizim, çocuklarımızın ve kuvvetle muhtemel onların torunlarının yaşayacağı bir Dünyada ABD lider kalacaktır. Burada en az 100 yıllık bir zaman diliminden bahsediyorum.

Bunun iki sebebi vardır: ABD vizyonu ve enstitüleri.

Etrafına şöyle bir bak… Yemek yediğin masadan eğlendiğin konsollara kadar hepsi Amerikan kültürünün ürünüdür. Bu ürün çok güçlü bir vizyon ve onu devamlı besleyen sağlam enstitüler ile temellendirilmiştir.

Dünyada önümüzdeki 100 yıl içinde bu vizyonu devirecek yeni bir söylem ve buna bağlı olarak bir hazırlık gözlemlemiyorum.

Durakla ve hatırla: Gerçekle savaşırsan her seferinde kaybedersin. Durumu, olmasını istediğin gibi değil, gerçekte olduğu gibi kabul ettiğinde, ilerlemekte özgür olursun. - Jennifer Young

Kolay ve garanti

İyi bir fikri ne öldürür?

Gizlilik. Kimse senin fikrini çalmaz. Belki; fikrini hayata geçirme azmini çalabilir. Ama bu sır tutma motivasyonunla ilgisizdir. Konuş, açık ol. Güzel fikirleri esrarengiz örtüler değil açık platformlar yaşatır.

Şöhret tutkusu. Alçakgönüllülük gerçekliği kontrol altında tutmak için kilit içeriktir. Gelecekten fırlamış harika bir fikrin olabilir. Sakin ol. Oscar Wilde, van Gogh, Nikola Tesla meteliksiz öldü.

Lüzumsuz özgüven. Bilim ve iş dünyasının (Sıra dışı bir startup için iki bileşen) fikrini göklere taşıyacaklarına inanmak. Dünya son 15 yıldır yeni fikirler çöplüğüne döndü. Artık yeni fikirden gına geldi. Yorulduk. Ek olarak; eğer fikrin popülasyon, iklim ve eşitsizlik problemlerine çözüm üretmiyorsa, kalsın, lütfen girişme.

Paraya fokuslanmak. Piyango harikadır çünkü kolaydır. Garanti değildir ama kolaydır. Tıp fakültesi garantidir ama kolay değildir. İyi bir fikir paraya fokuslanırsan piyangoya, uzun vadeye fokuslanırsan garantiye döner.

Çoğu insan başarıya giden yolların kolay ve garanti olduğunu düşünür.

Yolların çoğu ise ikisine de çıkmaz. Uykularını kaçıran o olağanüstü fikrin de öyle.

*Bir fikir öldü.

Alçak tavan

Otoparkımızdaki “Dikkat Alçak Tavan” uyarısını gözden kaçırmak zor. Uyarıyı gözden kaçıranların kirişe bıraktıkları izleri görmemek ise nerdeyse imkansız.

Ancak yine de birileri bu primitif hesaplamayı yapamıyor.

Çünkü bürokrasi eğitmek yerine uyarılarla yetinmeyi tercih ediyor.

Bu ise “Sorunu görüyorum ve düzelteceğim” yerine “Ben sadece işimi yapıyorum” diyen hantalların seçimidir.

İşaret işe yaramıyor, kiriş işe yaramıyor…

Çünkü çakılanın acelesi var.

Sen ise Paint’ten fırlamış A3 baskılı uyarınla işini yaptığını düşünüyorsun. Kolay gelsin.

Ödül

“Daha kötüsünü yapabilir misin?” sorusu belki ödülün konusu değildir. Ancak bu zıtlık ödül fikrinin doğasını anlamak adına harika bir çıkış noktasıdır.

Çünkü iki durumda -daha kötüsü veya daha iyisi için- çaba sarfetmeniz gerekir.

Demek ki, daha iyi olabilmek için çaba tek başına yeterli değildir.

Anahtar içerik: İlginç problemleri çözme arzusundadır.

‘İlginç bir problem’ ise daha önce hiç senin denediğin şekilde çözülmemiş olan bir problemdir.

Yaklaşımın her zaman işe yaramayabilir. Bu yüzden risklidir. Bakışları ve parmakları üzerine çekebilir. Yüz kızartabilir.

Ama! Ve kallavi bir ama…

İlginç problemleri çözmeye istekli olanlar fark yaratır*.

*Bu akşam güzel bir ödül aldık.

Ucuz meselesi

Rakiplerinizden daha iyi olan bir ürünü rakiplerinizden daha ucuza satmak imkansızdır.

İyi ve ucuz bir araya gelmez. Mümkündür diyen yalan söyler.

Daha ucuz olanın peşinden koşmak üşengeç pazarlamacının huyudur.

Daha ucuz ise kısa vadeli bir stratejidir. Çünkü daha ucuzu konuşan sadakat kazanamaz. Bu mahallede birileri her zaman diğerinden daha ucuz olabilir.

Daha ucuz dibe doğru bir yarıştır. Hatta bedava bile uzun vadede kalıcı başarı için yeteri kadar ucuz olmayabilir.

Birileri hep daha ucuz olmanın yolunu bulacaktır.

Sen daha iyi olmayı dene.

Daha fazla

Daha fazlası için acele ettiriliriz çünkü endüstrinin çarkları bu formatta döner.

Ne kadar çok ehliyet verirseniz o kadar çok araba satarsınız. Basit.

Kime verdiğiniz ve nasıl sattığınızın ise pek bir önemi kalmaz.

Bazen daha fazlası için acele etmek, daha iyinin ne anlama geldiğini unutturur.

Daha özenli, daha dürüst, daha cömert…

Hepsi ‘daha fazla’ karşısında bir seçimdir.

Bu hafta, geçen hafta olduğu gibi yine seçim senin.

Dene lütfen

“Haklısın. Elime yüzüme bulaştırdım. Üzgünüm. Özür dilerim.”

Söylemesi düşündüğünden daha kolaydır.

Ve kessinlikle işe yarar.

Dene lütfen.

Çıkış noktası

Sadece susadığında su içmen yetersizdir. Vücudun seni uyarmadan belli aralıklarla su tüketmen gerekir.

Ancak ekseriyetle son uyaranı bekleriz.

Çünkü harekete geçirmek için sadece gerçekler* -maalesef- yeterli değildir. Diğer bir deyişle daha fazla gerçek daha fazla şüpheyi ortadan kaldırmaz.

Deneyim esastır: Susamanız, yolda kalmanız, hasta olmanız gerekir. Şüphe deneyime teslim olur ve deneyim, pazarlama söz konusu olduğunda çıkış noktasıdır.

Deneyim güvenimizi kazanır veya vice versa (Tam tersi).

Ve unutma susamış birine tuzlu su içirmenin telafisi yoktur.

*Bilimin “Aşı olun!” uyarısı gibi…

İki profil

Metro ile seyahat ederken müzik dinlemek boşluk doldurmak içindir. Bu aktivite ikinci veya üçüncü tercihin olabilir.

Evinde müzik dinlemeye ayrıca zaman ayırmak ise bir uğraştır.

Birinci profile rastgele satarsın.

İkincisini ikna etmen gerekir. Çünkü ikincisi eğilimleri belirler. Seni ve ürününü daha iyi yapar. Israr eder, geliştirir.

Pazarlamacı arkadaşım; hep ikinci profille konuş.

Sana iPod’u icat ettirecek motivasyon ordadır.