Eski problem

Bugün bir dostum bu eski yazımı hatırlattı. Bugün yazma gereği duymadım. Çünkü gün de gündem de eski. Buyrun:

Türkiye olarak problemimiz yarım asırdır problemlerimizin eski olması.

Tekrar eden problem, problemin farkında olmadığını gösterir ve bu büyük bir problemdir.

Mesela Amerika için 1960’larda problem Ay’a ayak basmaktı. Bu problem çözüldü/eskidi. Artık yeni bir problem var: Mars’a ayak basmak.

Pazarlama problemin olabilir. Hukuk, demokrasi veya erken uyanamama problemin…

Eğer problemin yeniyse problem değil. Eskiyse büyük problem.

18 Mart

Bugün, önemli ve çok anlamlı bir zaferin yıl dönümüydü. Sayıların değil; doğru motivasyonun, haklı olmanın verdiği güçlü hevesin ve daha güzel taktiklerin kazandığı bir yıl dönümü.

Yüzyılda bir yaşanır.

Sevgi, saygı ve gururla anıyoruz.

Hadi

Yaşın ne olursa olsun, “Bunu yapmazsam kafayı yerim, ölürüm!” dediğin bir şey varsa, tüm riskleri bir kenara bırak ve hemen yapmaya başla.

Kesin başarılı olursun demiyorum, hatta muhtemelen olmazsın. Ama pişman ölmezsin. Ve sakın hataya düşme: Ölmek isteyebilirsin, ama asla pişman ölmek istemezsin.

Hadi.

2050

2050’ye kadar iki çok önemli şey olacak ya da olmayacak:

1- İnsanlık, ilk defa gezegenler arası bir medeniyet kuracak.2- Bugün itibarıyla bilinen güçlü diktatörlerden, yaşları gereği III. Dünya Savaşı’na sebep olmadan kurtulmuş olacağız.

Ya da…

İlgisiz ve normal

Gelin, size çok değerli bir Pazarlama esansından örnek vereyim. Haber başlığı şöyle:

“Zambiya’da Çin’e ait bir madende meydana gelen asit sızıntısı nehre karıştı. Uzmanlar, milyonlarca kişiyi etkileyebilecek çevre felaketinin boyutlarını araştırıyor!”

Bu haber bir daha gündem olmayacak. Çünkü ‘ilgili’ değil ve gayet normal. Çünkü Zambiya’da. Bunu görmezden gelmek çok kolay. Savuşturmak? Pazarlama için çocuk oyuncağı.

Zor olan ne biliyor musun? Bunu gündemde tutmak.

İşte bu, usta bir Pazarlama gerektirir.

Yani? İlgili olmayan ve normal karşılananı göze sokmak.

Kolay yollar

Kolay yol bizim için sadece uygun bir seçim değil, bir yaşam biçimidir. Tüm bilgiye ve doğrulanmış sonuçlara rağmen, kanserojen teflon tavaları kullanmaya devam etmemizin arkasında da aynı eğilim vardır. Ve kötü pazarlama bunu sürekli yapar: Akıbeti umursamadan seçimleri kolaylaştırır. Kötü pazarlama için bu, fazlasıyla kolay bir satıştır.

Alternatif?

“Tabii ki, sorumluluk alıp doğru olanı yapmaktır.”

Her zaman.

Geldi geçti

Türkiye’yi eleştirmek benim için artık anlamsız bir durum. Bu nedenle, eleştiriyi besleyecek içeriği de uzun bir süredir -belki bir yıldan fazladır- tüketmiyorum.

Eleştirinin (kritiğin) iki aşaması vardır. Birincisi, ‘forecast’ dedikleri aşamadır; dünkü veri ve bugünün aksiyonlarıyla yarının olası olumsuz sonuçlarını tahmin eder. Bugünden yarına dair uyarıda bulunur. Biz bu aşamayı geçeli yıllar oldu. İkincisi ise günceli eleştirir. Bu süreç çok yorucudur çünkü sabahtan öğlene, öğlenden akşama yanlış gözlem yapma olasılığınız çok yüksektir. İkinci aşama, Türkiye’de sevilen ve para kazandıran bir mesleğe dönüşmüştür.

Her iki eleştiri de gelişmiş toplumlarda sorumlulukla birlikte gelir. Bizde ise aksiyonun bile sorumluluğu üstlenilemez. Deprem yıktı, Bolu yaktı: Kim istifa etti? Kimse.

Kimi eleştireceksin?

Deli bunlar

Evden çalışma meselesi, Fanatik Sol’un çılgınlıklarından biriydi. İşe yaramadı. ABD’de, politik olarak kafası uyuşmamış şirketler dışında hızla terk ediliyor. Sebebi çok basit: Bunu talep eden insanlar “Ça-lış-mak İs-te-mi-yor!”

Bu, üretkenlikle falan ilgili değil. Bu ‘Getir gelsin’ tayfası, çok ilginç bir iş gücü. Şöyle düşünün: Tarım, altyapı, üretim/fabrikalar, ulaşım, kargo, hastaneler, güvenlik güçleri 7/24 çalışıyor. Ve bu hizmetleri tüketirken günde belki bir dakika bile düşünmeyen bu beyaz yakalı, ‘Ben çalışmak istemiyorum!’ diyebiliyor.

Delilik.

Bir çentik

Bu bloga yaklaşık 12 yıl önce başladım. Son 5 yıldır ise her gün yazıyorum. Ömrümün sonuna kadar, sağlığım el verdiği sürece, her gün yazmaya devam edeceğim.

Bu kararlılığın karşılığı, sentetik bir geri sayım, kayıtlı bir radyo döngüsü veya bir yapay zeka otomasyonu değil. Bu, bilinçli bir selamlaşma. Zamana atılmış, aktüel bir çentik.

İşte bu ve benzeri çabalar, ne yapay zeka ne de başka herhangi bir dijital organizma tarafından kopyalanamaz: Fırsat ve imkan varken vazgeçmek yerine, tekrar tekrar görünmek. El kaldırmak.

Evet, güzel pazarlama, işte tam da bu yaklaşımın ekstresidir.

Yeni eleman

“Sizin için çalışan bir yapay zeka işe almak, tüm işi yapay zekaya yaptırmaya çalışmaktan farklıdır.”

E tabii ki, öyle. Yapay zeka şu an için çok iyi bir araç olmanın dışında ne yapıyor? Çamaşır makinesi de en az yapay zeka kadar işleri kolaylaştırmıştı. Şu aşamada, yani bugün ve yarın, fazla drama yaratmaya gerek yok.

Yapay zeka, ses yapmayan, sigorta gerektirmeyen, sorunsuz bir çalışan.

Kullanın. İşin bir kısmı için.