Düşünemeyen hayvan

İşlerimizi kolaylaştıran akıllı araçların çağından, düşünen araçların işlerimizi elimizden alacağı döneme hızla ilerliyoruz.

Birinci aşamada hantallaştık. Akıllı araçlar işlerimizi kolaylaştırdıkça işleri nasıl yapacağımızı unuttuk. Efor artık bir lüks. “Dokundum olmadı, o zaman bozuk!” arketipleşti.

İkinci aşama birçoğumuz için kölelikten farksız olacak. Bizim yerimize düşünen araçlar, bizi diğer hayvanlardan ayıran en belirgin özelliğimiz olan düşünmeyi körleştirecek.

Bu bir kehanet, bir uyarı veya bir George Orwell distopyası değil: Çok yakın geleceğin ana temasıdır.

Şu noktadan sonra yapacak hiçbir şeyimiz yok. Alfa ve özellike Beta nesli bugün bildiğimiz dünyanın çok dışında bir gerçekliğe uyanacak.

Değerli ürün

Genellemeleri fazla sevmem, bilirsin. Ama şöyle bir son liste yapmama müsade et:

İki tür yönetici vardır: Değerli ticarete ve değerli ürüne odaklanan…

Birincisinin motivasyonu her zaman paradır. İkincisi ise mükemmel ürüne tapar.

Pazarlama en güzel ikincide iş yapar.

Ve ancak ikinci; şu fani dünyaya güzel bir çentik atar.

Kararsızlar

Haber başlığı: “Nasıl kilo verdiğini açıkladı!”

Yememeye karar vererek muhtemelen.

İlk önce yememe konusunda kararlı olman lazım.

Nasıl ve ne aralıkla yiyeceğin konusu ise değişkenlik gösterebilir.

Kararlılığın önemini göz ardı etmek hepimize cazip gelir. Çünkü bizi -kısa süreliğine de olsa- asıl sorumluluktan kurtarır:

Zayıflama hapları ve benzer tüm plasebolar böyle satılır.

Kararsızlar cani pazarlamanın velinimetidir.

Aciliyet meselesi

Biz pazarlamacılar niyet oluşturucularıyız. Ve bunu aciliyet üreterek inşa ederiz.

Geç veya geride kalma korkusu aciliyeti; yeniyi kaçırma kaygısı aciliyeti; bir şeylerin parçası olma aciliyeti; eskimeme aciliyeti ve diğerleri…

Bunların hiçbiri hayati değildir. Birçoğu gerçek de değildir. iPhone kullanmayan veya Starbucks içmeyen biri geride kalacak diye bir kaide de yoktur. Ancak değişim kültürü bize böyle hissettirir.

Bu değişimi yönlendirmek ise bu yazı tonunun sana hissettirdiği gibi kolay bir iş değildir.

Değişim direnç görür ve bu direnç onun araçları olan fikir, tasarım, zanaat, sanat vd. disiplinler için bir kriptonit gibi çalışır: Motif ve motivasyonu öldürür. Bu anlamda pazarlamanın zamanı çok dardır.

Pazarlama yapmak istiyorsan aciliyet yaratma hokkabazlığını sineye çekmek durumundasın.

Çünkü ancak acilse ayak uydururuz ve ancak acilse değişiriz.

İş kültürü

Ekonominiz iş yapma kültürünüze bağlıdır. Şöyle düşün: Yarın herkes Almanlar gibi çalışmaya başlasa Türkiye’de işler durur. O kültür bu habitatta yaşayamaz.

Depremden bugüne 1 yıl geçti. Ne urbanizm ne de üretim anlayışımızda hiçbir değişiklik olmadı. Çünkü iş yapma kültürümüz yani düzenimiz bozulmasın diye gerçeği “Yüzyılın Felaketi” etiketiyle örtbas ettik.

Dün yüzleşmedik.

Bugün andığımızla kaldık.

Yarın yine üzüleceğiz.

Kontrolsüz

Kontrolü kaybetmenin birçok formu vardır ve hepsi belli bir koşul ve sonuçla gelir.

Mesela çok kazanma hırsı, kalitede kontrolü kaybettirir: İşin hizmetse süreçlerden, ürünse malzemeden çalınır. Vaatlerin ayarı kaçarsa insan üzerinde kontrolün kaybolur. Çünkü insan rivayet ve kehanetle yaşar. Velhasıl öykünü sıkı kontrol etmen gerekir.

En acımasızı zaman üzerinde kaybedilen kontroldür. Eğer zaman senin için kontrolsüz akıyorsa; bu çok hızlı, çok yavaş veya çok belirsiz olabilir: Üretken olman imkansız hale gelir.

“Kontrolü kaybettim!” güzel bir tespittir ama eksiktir.

Neyin kontrolünü kaybettin?

Tavırlı ol

Sigara içenler için ayırdığımız özel alanlara “Smoking Friendly/Sigara Dostu” demiyoruz. Gelişmiş dünya olarak sigaraya friendly/dostça davranmayı yaklaşık 20 yıl önce bıraktık.

Sigaraya net tavır aldık. Ve işler değişti.

Tavırlı olmak belki sorunu çözmez ama sizi sorunun maruz bıraktığı birçok sıkıntıdan korur.

Tavır bir kapris veya huysuzluk değildir. Kötüye, akılsıza ve körü körüne uçuruma yürüyene mesafe koymaktır.

Tavırlı ol. Faydalıdır. İşe yarar.

Tarikat toplumu* semptomları

İnsanların uzun soluklu işlerden kısa dönem sonuç bekleme iştahı,

Her şeyi aynı dün olduğu gibi yapmaya devam ederken; sonuçların farklı, işlerin ise yoluna gireceğini umma eğilimi,

Görüp tecrübe ettiği birçok şey değişirken, inandığı şeylerin doğruluğunu test etmekten çekinen korkaklığı,

İçtiği kahvenin tadı bir müddet daha kaçmasın diye yanıldığı gerçeği ile yüzleşmeyen inadı,

Sadece ondan farklı düşündüğü için ilk fırsatta dürüst oynamayı bir kenara bırakıp; standardı çift görme şaşılığı…

Üreten, gelişen, katılımcı ve canlı bir kültür inşa etmenin önündeki en büyük engellerdir.

Ve evet, sizi tarikat toplumuna dönüştürür.

*Sizi yüzüstü bırakır.

Tarikat toplumu

Ülkemiz zor dönemlerden geçiyor…

Progresiflere göre gelişime ayak uyduramadığımız için bu durumdayız. Muhafazakara göre özümüzden koptuğumuz için halimiz bu.

Klasik.

Bunlar serbest ve enli tespitler. İki yaygın çıkış noktasının da veriye yeteri kadar odaklanmadığını düşünüyorum. Detaylara girme gafletine düşmeden:

İnsan için veri ve onu işlemek en zor meselelerden biri. Elimizde yeteri kadar veri olmadığı için Mısır’ın Piramitlerini speküle ediyoruz. Yine dün elimizde veri olmadığı için sigara içmenin sağlığa yararlı olduğunu düşünüyorduk.

Ölçemediğinizi iyileştiremezsiniz. Ölçmek istemediğinizi ise mahvedersiniz.

Birincisi gaflet, ikincisi tercihtir.

Biz 2017 yılı anayasa değişikliğiyle kültürel bir karar verdik: Tarikat toplumu olmayı seçtik. Ölçüye değil, rivayete ve olgulara değil, kehanete değer vermeyi tercih ettik.

Bedelini ödeyeceğiz.

Fikir bedavadır

Birçok iyi fikir heba olur. Üretken beyinler için fikrin olayı da budur: Bedavadır. Motivasyon var ve yeterliyse fikirler bir denizatı doğum ritüeli gibi çoğalır.

Bu karmada kilit nokta uygulayıcıdır. Uygulayıcı belki iyi bir fikir üreticisi olmayabilir ama mutlaka iyi fikirden anlayan biri olmalıdır. Çünkü fikri üreten için en güçlü tatmin ve neticesinde motivasyon: Yüzlercesi arasında bir tane bile olsa; fikrin hayata geçtiğini görmektir.

Çünkü hey, fikir bedavadır. Ancak motivasyon değil.