Gerçek görünür

Tıp dünyasının şekerin faydalı olduğu ve aşırı tüketiminin insan sağlığı için sorun oluşturmadığı konusunda yeni bir telkinde bulunduğunu varsayalım (“Cola Zero ve Pepsi Max’in hali nice olur?” diye dertlenme!).

Takiben, yakın gelecekte kanser vakalarındaki artış ile aşırı şeker tüketimine bağlı diğer sağlık sorunlarının yükseldiğini öngörelim. Bu durumda regülasyondan sorumlu hükûmet şekeri değil de insanları suçlarsa ne düşünürsün?

Bugün savaş yerine göçmenleri, tüketim kültürümüz ve gezegenimize karşı sorumsuzluğumuz yerine Al Gore’u veya sağlık sistemlerimiz yerine Bill Gates’i suçladığımızda benzer çelişkilere düşeriz.

Ve evet, mütemadiyen bunu yaparız: Çünkü kısa yolları severiz. Kısa yollar ise günü kurtarma veya biraz kâr fazlası karşılığında dürüstlüğe itibarınızı takas eder. Nihayetinde ne gün, ne kâr, ne de itibar kalır.

Diş Perisi uzun müddet bağlı kalabileceğin bir öykü değildir.

Gerçek er ya da geç kendini gösterecektir.

Tasarlanmış gereksizlik

Gereksiz olma durumu gerçektir. Ortaya çıkabilir. Olağandır.

Tasarlanmış gereksizlik ise farklı bir durumdur.

Sadece herhangi bir şeyin yapılabilmesi için lüzumlu olanın karşıtı değil, tüketicisidir.

Gereksizlik tasarlayanları; işinden, organizasyonundan ve çevrenden uzak tut.

Uzaylı fosili

Bugün Meksikalılar uzaylı fosili sergilediler. “Bu bilgi neyi değiştirir?” sorusunun anlamlı bir cevabı olduğunu düşünmüyorum.

Bizim kanıta ihtiyacımız yok. Hikayeye ve onun bizim için ne anlama geldiğinin bize pazarlanmasına ihtiyacımız var. Çünkü inanç kanıta değil, öyküye ihtiyaç duyar. Öykü de pazarlamaya.

Havuza işeyince suyun renk değiştirebileceği ihtimaline inanıyoruz.

Bize aksini kanıtlamanıza gerek yok.

İnanıyoruz. Nokta.

Atıl köprüler

Margin Call (2011)’da şöyle bir diyalog vardır (Kolay okuman için kısaltılmıştır):

Eric Dale: Biliyor musun, bir aralar köprüler inşa ediyordum (..) Ve inşa ettiğimiz bu küçük köprü toplamda o yörenin insanlarının 1531 yılını arabada geçirmelerine engel oldu. Bin beşyüz otuz bir yıl. Düşünsene…

Will Emerson: Hey Eric, kendini bu meselelerle fazla yorma. Bazı insanlar uzun yoldan eve gitmeyi tercih eder. Nereden bilebilirsin ki?

Eric bunu bilemez. Çünkü Eric bir mühendistir.

Ürünün ne kadar doğru olursa olsun, Will’in bahsini ettiği direnç gösteren o birileri her zaman kendilerini göstereceklerdir.

Onları kısa yola ikna edecek olan Pazarlamadır. Eric değil.

Fast Food’u icat etmek bir olay. Bu icadı McDonald’s’a dönüştürmek ise bambaşka bir meseledir.

Pazarlamayı hafife alma.

Dünya ayak basılmamış köprülerle doludur.

Bol paça

Neden 70’lerdeki gibi bol paça pantolonlar giymiyoruz? Veya neden takım elbiselerimiz 90’lardaki gibi üç düğmeli değil?

Daha az etkin, kullanışsız veya teknolojik olarak atıl oldukları için mi?

Hayır. Demode oldukları için.

Eğer Pazarlama yapıyorsan şundan emin olabilirsin, aynı moda gibi markanın bizdeki algısı çok kritiktir. Seni demode yapan bazen ürünün mahiyeti değil, tarzındır.

Steve Jobs, beyaz kablolu kulaklıklarıya iPod’u bir moda ürününe dönüştürmüştü. Biz havalı olmak için iPod’u satın aldığımızda sadece aleti ve müziği değil, modayı da satın alıyorduk.

Ve hataya düşme moda ayrı fiyatlanır. Güzel fiyatlanır.

Paçalarını daralt.

Mükemmelle barışmak

Monologları çok severim. Eğer iyi yazılmışsalar bir öykünün anlatmak istediğinin çok ötesini kapsayabilirler.

Geçenlerde dedike bir terzinin hayat hikayesini işleyen Outfit’i izledim. Mistik terzi Leonard, filmin geneline yayılmış monologuna şöyle nokta koyuyordu:

“Mükemmel değil. Bununla barışık olman gerekir. Nasıl? Şöyle: Tezgahın başına oturursun, aletlerini ortaya dökersin ve yeniden başlarsın!”

Yarın mükemmel olmayacak, ama beklentimiz mükemmeli arzulayan güçlü bir motivasyondan daha azı değil.

Yarın yeniden.

Hayırlı haftalar.

Şükrü Saracoğlu

Türkiye birçok Ortadoğu, gelişmekte olan ve gelişmemiş ülke sendromlarını farklı dönemlerde, farklı dozlarda yaşamış ve hala yaşayan bir devlet.

Bu belirgelerin çoğu siyasi çekişmelerin etrafında örgüleniyor.

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu isim değişikliği benzer bir sendromdur.

Şükrü Saracoğlu kim ve ne olduğundan bağımsız bir stada atanmış güçlü bir isimdir.

Bakın, zaman bu marka için bir “-den beri” romantizminden fazlasıdır. Bu markayı bir siyasi çekişme uğruna çöpe atmak büyük vizyonsuzluktur.

Her alanda mütemadiyen bunu yapıyoruz.

Akıllanmıyoruz.

Sermayeyi, emeği heba ediyoruz.

Yazık ediyoruz.

Yazık.

Vasıfsız(?)

“Vasıfsız eleman aranıyor!”

Yani niteliksiz.

Mümkün müdür?

Ancak ürettiğin ürün veya hizmette bir özellik yani nitelik yoksa mümkün olabilir.

Hiçbir şey üretmek ise hayli zor olacaktır.

O ilanı asmadan önce tekrar sor:

Neye ihtiyacım var?

Şansın tükenecek

Trafikte sıklıkla ‘salakça’ davranan ve hayatta kalan biriysen; bunu büyük ölçüde aklını kullananlara borçlusun demektir.

Gel gör ki, böyle sorumsuz biri olmak senin en küçük problemindir.

Asıl problemin ve muhtemelen hayatın boyunca peşini bırakmayacak şey kusurlu düşünce sisteminde gizlidir: Sen, hep başkalarına güvenerek iş yaparsın!

Başkaları ise her zaman akıllı davranmaz.

Şansın tükenecek.

Bugün veya yarın.

Devam et. İşimize gelir.

Planlar planlar

Bugün orta vadeli bir plan açıklandı. OVP’ler ve yeni hükûmetlerin “İlk 100 Günlük” planları gayet olağandır. Ancak bu planda bir gariplik var. Çünkü pratik olarak hükûmet değişmiş olsa da yönetim aynı. Bu şu demek; ya bugüne kadar bir planımız yoktu ya da çok kısa vadeli planlar üzerinde çalıştık.

Her plan şu içgörü ile ortaya konulmalıdır: “Artık ne bildiğimi bildiğime göre rotamı değiştireceğim.”

Dün ne bilmiyorduk?

Bugün ne öğrendik?

Eğer bu soruların cevabı “Hep aynı şeyler” ise bu plan da bizi hayal kırıklığına uğratacak demektir.

Ve bir dipnot: Gecikmiş kısa veya orta vade planlar genellikle işe yaramaz: Çünkü insanlar sizi hayal kırıklığına uğratır. Bu hayli standarttır. Fikirler değişir. Kişiler şaşırtır. Beklenmedik hadiseler, forsmajörler ve afetler olur. Son teslim tarihleri tutmaz. Herkesin manevra alanı dardır.

Biraz paradoksal ama: Sadece uzun vade planlar işe yarar ve onların da gerçekleşmesi neredeyse imkansızdır.