Taşı
“Taşıma su ile değirmen dönmez!”
Döner.
Bu atanın sözüne takmayın.
Önemli olan harekette olmaktır. Önemli olan yol bulmaktır. Gerekliyse ve zaruriyse bir müddet su da taşınır hava da. Çark da döner yelken de.
Taşı geç.
“Taşıma su ile değirmen dönmez!”
Döner.
Bu atanın sözüne takmayın.
Önemli olan harekette olmaktır. Önemli olan yol bulmaktır. Gerekliyse ve zaruriyse bir müddet su da taşınır hava da. Çark da döner yelken de.
Taşı geç.
Sanatçının zamanla problemi olamaz. Eseri ister bir günde ister bin günde verir. Artizan ise -yani zanaatçı- zamanını bir roket bilimcisi gibi planlamalıdır. Onun için yükselmesine engel her yük hayatidir. Sanatçının rakibi belki sadece kendiyken, zanaatçının herkestir.
“Alet işler, el övünür…” diyen yeteneksiz ve vicdansız atamız kadar zaman da sanata hoş görülü, zanaate ise düşmandır. Mucit de öyledir, tüketici de.
Zanaatçinin dostu yoktur: Disiplini ve insicamı dışında
Birçok sorunumuz var. Birkaç adım geri atıp baktığınızda “Nereden başlanır ki!” çıkışı sizi hızlı yıldırabilir. Bu tuzağa düşmemek lazım. Bugün problemlerimiz çok çünkü dün doğru başlangıçlar yapmadık. Mükemmel olmak zorunda değildiler, doğru olmaları yeterliydi. Bu şiar bugün için de geçerli.
Yılgınlık doğru bir başlangıç için uygun bir motivasyon değildir.
Peki, nereden başlarız? Doğru olanı yapmaktan.
Bugün.
Yine Lincoln’e atfedilen ilk bakışta basit ama derinliği olan sevdiğim bir söz:
“Çoğu insan, ne kadar mutlu olmaya karar verirse o kadar mutludur.”
Karar vermek, okunduğu ve telaffuz edildiğinden çok daha zordur.
İnsanların sözlerinden, doğrudan da olsa mimik ve eylemlerinden etkilenmemeye karar vermek… Tüm bilinmez ve kontrolsüzlüğümüze rağmen irademize güvenmeye karar vermek… Yol almaya karar vermek… Risk almaya…
Mutlu olmaya karar vermek; gerçek olabilir.
Okunduğu kadar kolay olmasa da mümkün olabilir.
Pan Am (1927-1991) Amerikan havayolu şirketi çok güçlü bir markaydı. Bugün hala birçok havayolu tarafından kullanılan kurallar, klişeler ve Pazarlama triklerini onlar icat etmişti. İflas etti çünkü öncülüğünü yaptığı yolun bilinmezleri ilk onu vurdu. 1970 Petrol Krizi ve havacılıkta deregülasyon ön şoklardı. Pan Am, Lockerbie (1988) terörist saldırısında mürettebatıyla birlikte 259 yolcusunu kaybetti. Şimdi uzaktan bakınca kötü yönetim kararları olarak yorumlayabileceğimiz her şey: O gün için ilkti, yeniydi.
Marka inşa etmenin ön cephesi büyük ölçüde algı üzerinedir. Eğer ürününüz yeni bir keşfin konusuysa algıya karşı biraz mütevazi davranmanızda fayda vardır. Çünkü yeni keşfedilmiş araziler, ekseriyetle rekabetin en sert yaşandığı alanlardır.
Hayatta kalmak istiyorsan: “Aç kal, budala kal.”
Her zaman çok basit bir Pazarlama stratejim vardı:
Yaratıcı ol, müşterilerine herkesten çok özen göster, sözünü tut.
Sonra da mucizenin gerçekleşmesine şahit ol.
Kolay
Dün yapmaktan korktuğumuz her iş -ne olursa olsun- bugün başlandığında neredeyse istisnasız şekilde “Düşündüğümden daha kolaydı…” ile noktalanır.
Ne kadar çabalarsak çabalayalım, rüzgârın yönünü değiştiremeyiz. Ancak bu, yelkencilikte ustalaşamayacağımız anlamına gelmez.
Hemen olmaz ama bir gün mutlaka olur. Ve o gün günlerden kolaydır.
Hayırlı haftalar.
Eğitimin çatı kavram olduğunu düşünüyorum.
Düşünce biçiminden pratiğe her şey eğitimin konusudur. Kaynağınız ister kadim bilgi, ister akademi veya vahiy olsun hepsi eğitimle başlar. Suyu koru, bol su iç veya oturarak iç.
Adalet de aynı şekilde; eğitimle başlar. Çünkü adalet de diğer birçok şey gibi sağlıklı bir pratik gerektirir. Adalet de diğer birçok şey gibi sadece bireysel vicdanın konusu değil, ortak katılım ve sistematik denetleme mekanizmasının bir ürünüdür. Eğitimsiz kurumsallaşamaz, iş göremez.
Trafikte yayaların hakkını gasp edeni kritik edebiliyorsan; diğeri senden daha vicdansız olduğu için değil, sana doğru olan öğretildiği ve kuvvetle muhtemel diğeri daha eğitimsiz olduğu için vaka olabilir.
Lisan, örnek davranış veya ceza ile fark etmez: Adalet öğretilir.
Medeniyetle ilgili meseleleri tartışmak zordur. Çünkü kapsam her hangi bir mesleğin/ilim dalının kavrayabileceği ölçeğin çok üzerindedir. Özellikle din bilimleri yani teologların bu konu üzerinden ahkam kesmesi beni çok rahatsız eder. Ve bunun sekülarizmle falan alakası yoktur: Yutamayacağı lokmayı ağzına alan herkese saygı eşiğim düşüktür.
İnka’ların meşhur Machu Picchu’sunun inşası Sistin Şapel’den sadece 30 yıl öncedir. Sistin Şapel’deki Michelangelo’ya ait “Tanrı’nın Eli” tavan çalışması ile İnka’ların kayıp şehrinin öyküsü ise birbirinden ışık yılı uzaklıktadır.
Bugün bir Çinlinin bir Amerikalı gibi iPhone kullanıp aynı hayat dilini konuşması sizi yanıltmasın. Zihniyet*, medeniyet korkuluğunun içini dolduran samanların arasında sadece bir iğnedir. Onu bulmak ve anlamak zannedilenden daha çok zaman alır.
*TDK: “Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş, alışkanlık ve inançların etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi(..)”
Müşterini bil; kendini bil.
Kulağa çok avam veya basit gelebilir. Zannettiğinden daha karmaşıktır. Özellikle görece başarı yakalamış ticaretler takasa ve kazandıkları paraya o kadar odaklıdırlar ki, kendi müşterilerini tanımaya zaman bulamazlar. Ne zaman işler yavaşlar veya rekabetten dolayı ayrışmak icap eder, bu markalar panikle sağa sola savrulur. Acele ve yanlış kararlar verir.
Kimliksiz Pazarlama olmaz.
Senin kimliğin müşterindir.
Biz seni ondan tanırız.